| Neyse ne! Bu şeyin cinsiyeti hakkında tartışmayacağım. | Open Subtitles | لا أهتم لهذا، لن أتجادل معك بشأن جنس هذا الشيء. |
| Bana isim takmanın bir yararı yok Susan, çünkü seninle tartışmayacağım. | Open Subtitles | "لا فائدة من ذلك يا "سـوزان لأننى لن أتجادل معكِ بعد الآن |
| - Seninle tartışmayacağım. | Open Subtitles | لن أتجادل معك بشأن ضرب الناس لك |
| tartışmak hayatımın önemli bir kısmı ve tartışmayı severim. | TED | إنه جزء مهم في حياتي، و أنا أحب أن أتجادل. |
| Josh, şimdi tartışamam. Vaktim yok. | Open Subtitles | جوش , لا أستطيع أنا أتجادل الأن ليس لدي وقت |
| Seninle bu tarz kurallar konusunda tartışacak değilim, tamam mı? | Open Subtitles | لن أتجادل معك حول أمر تحكمه اللوائح المنظمة، حسناً؟ |
| Bu konuda tartışmam, ama aynı zamanda temelsiz de değil. | Open Subtitles | لن أتجادل بشأن هذا و لكنها ليست بدون برهان |
| Son bir saatimi 5 farklı eskrow yetkilisiyle tartışmaya harcadım. | Open Subtitles | أمضيت الساعة الأخيرة أتجادل مع 5 مكاتب ضمان مختلفة |
| Sizinle tartışmayacağım. Gider misiniz, lütfen? | Open Subtitles | لن أتجادل معك, أيُمكنك الرحيل, من فضلك؟ |
| Tamam, tamam. Seninle tartışmayacağım. | Open Subtitles | حسناً, حسناً أنا لن أتجادل معك |
| Bu konu da seninle tartışmayacağım. Tamam mı? | Open Subtitles | لن أتجادل معكِ بعد الآن، حسنًا؟ |
| - Bu konuyu tartışmayacağım. | Open Subtitles | -ولما لا ؟ . لن أتجادل معك حيال هذا الموضوع |
| İdam cezasını tartışmayacağım seninle. | Open Subtitles | لن أتجادل معك بشأن عقوبة الاعدام |
| Yok ama hayır, seninle tartışmayacağım. | Open Subtitles | لا، لن أتجادل معك. |
| Böyle bir kişiyle tartışmayacağım. | Open Subtitles | ـ كلا! لا يمكنني أنّ أتجادل مع شخص هكذا |
| Seninle kavga etmek ya da tartışmak istemiyorum. | Open Subtitles | لا أريد أن أتعارك معك لا أريد أن أتجادل معك |
| Seninle tartışmak istemiyorum, Rafer! | Open Subtitles | أتسبب بحملة صليبية دموية، أنا لا أريد أن أتجادل معك يا رافر، على الأقل ليس الآن |
| tartışmak istemiyorum. Kavga etmeyelim. | Open Subtitles | أنا لا أريد أن أتجادل, حسنا لا داعي أن نتشاجر |
| Seninle tartışamam, neden bahsettiğini bile anlamıyorum | Open Subtitles | لن أتجادل معك انا لا أعلم عن ماذا تتحدث |
| Burada durup tartışacak zamanım yok. | Open Subtitles | ليس لدي وقت للوقوف هنا و أتجادل معك |
| Sonrasında yapmak istemezsen seninle tartışmam. | Open Subtitles | وليس مطلوب منكِ شيء بعد ذلك ولن أتجادل معك |
| - Seninle tartışmaya girmeyeceğim. | Open Subtitles | ـ هل هناك مشكلة؟ ـ لن أتجادل معك |
| Bitişikte çalışan adamla birkaç hafta önce tartışmıştım. | Open Subtitles | لقد كنت أتجادل مع الرجل الذي يعمل بجانبي في المصرف قبل أسابيع قليلة. |