| Uygulamada, bazıları kendi geleneklerine daha yakın ve ailelerini Kazak topraklarının dışındaki yakındaki köylerde tutan yarı zamanlı çalışanlardır. | TED | وقد عمل بعضهم لبعض الوقت، متمسكين بتقاليدهم الخاصة، ومحافظين على أسرهم في القرى القريبة، خارج أراضي القوزاق. |
| Bazıları yabancıları kucakladı ve içeri davet etti, diğerleri ailelerini getirdi. | TED | تعانق البعض واصطحبوا الغرباء، واصطحب آخرون أفراد أسرهم. |
| Bu küresel diyasporadır; insanlar atalarının arazisinden ayrılırlar ve ülkelerindeki ailelerine para gönderirler. | TED | هذا هو الشتات العالمي؛ أناس غادروا أرض أسلافهم، ويقومون بإرسال الأموال لصالح أسرهم في الوطن. |
| En azından benim bildiklerim ailelerine biraz vakit ayırırlar. | Open Subtitles | هم كنت أعرف حاول على الأقل لقضاء بعض الوقت مع أسرهم. |
| Israilli askerler düşmana esir düşebilecekleri korkusuyla yanlarında taşırmış. | Open Subtitles | يحمله الجنود الإسرائيليون في حال تم أسرهم |
| Erkekler arkada bırakılıyordu ve insanların ailelerinden ayrılıp bir daha görüşüp görüşmeyeceklerini bilmediklerini görmek yürek sızlatıyordu. | Open Subtitles | لقد رأينا مشاهد مروعه لرجال أنفصلوا عن أسرهم وتحطمت قلوبهم لمجرد فكرة أنهم لن يروهم ثانياً |
| Yıllar önce atalarımız yalnızca aileleri ve köylerindeki insanlar için acı hissediyordu. | TED | في الأعوام الماضية كان بإمكان سلفنا أن يُحِسوا بألام أسرهم او الأشخاص الذين ينتمون لقريتهم. |
| Ölen hastaların ailelerinin izniyle kaldıkları yerler. | Open Subtitles | انه مكان حيث يبقى فيه المرضى الذين يموتون بالموافقة من أسرهم. |
| Etrafta tutsak askerlerimizin yakalanıp, hapsedildiğine ilişkin bir söylenti var. | Open Subtitles | ...لا، كانت هناك ...كانت هناك إشاعة ...بأن بعض جنودنا الناجين تم أسرهم وترحيلهم إلى السجن |
| Gerisi öldürüldü ya da yakalandı. | Open Subtitles | أما بشأن الباقين فإنّهم في عداد الأموات أو تم أسرهم. |
| Ayrıca isteyen olursa, teker teker ailelerini görmeye gidebilirler. | Open Subtitles | و أيضاً يمكن للرجال زيارة أسرهم واحداً بعد الأخر |
| Olası bir Fransız saldırısında, çiftliklerini ve ailelerini savunmak üzere cepheden dönmelerine izin verilmezse bu Koloni'den William Henry Kalesi'ne gidecek milis bulamazsınız. | Open Subtitles | إن لم يسمح لهم بالرحيل للدفاع عن أسرهم ومنازلهم إن هاجم الفرنسيين المستوطنات |
| Onlara göre, bir tek savaşın çilesi yoktu aynı zamanda ailelerini de geçindirme endişeleri vardı. | Open Subtitles | بالنسبة لهم ليست معاناة الحرب ماقلقون منها بل أيضاً بقاء أسرهم على قيد الحياة |
| Ve insanlar güvende ailelerini korumak için fedakarlık yapmaya karar verdi, | Open Subtitles | وقرر الناس تقديم القرابين لبقاء أسرهم آمنين |
| Evet. Korkakça davranıyorum. Bu da doktorların kendi ailelerine bakmamasın sebebi. | Open Subtitles | أنا جبانة، لهذا السبب تماماً لا ينبغي للأطباء معالجة أسرهم |
| Başka babaların iş bulmasına yardım ediyor böylece onlar da ailelerine bakabiliyorlar. | Open Subtitles | انه يساعد الآباء الآخرين في الحصول على وظائف حتى يتمكنوا من رعاية أسرهم |
| Bayan Burroughs ve Yüzbaşı Lawrence esir edildiler. | Open Subtitles | قد غلبت من قوة من رجال كاندي راو الآنسة بورو و الكابتن لورنس تم أسرهم |
| Ve 74,000'den fazla Amerikan ve Filipin askeri Japonlar tarafından Bataan Perninsula'da esir alındı. | Open Subtitles | و الآن أكثر من 76 ألف جندي أمريكي و فلبيني قد أسرهم اليابانيون في شبه جزيرة باتان |
| "Sekiz asker esir düşmüş ve öldürülmüştür." | Open Subtitles | ثمانية رحال قد تم أسرهم وإعدامهم |
| ailelerinden uzaktırlar ve içlerinde çok fazla öfke birikmiştir. | Open Subtitles | فهم بعيدون عن أسرهم و هناك الكثير من الغضب بداخلهم |
| Ama verilere göre Nassau İlçesi, New York'ta bir bölge halkı, siyah tenli çocukların ailelerinden uzaklaştırılma sayısını düşürmeyi başardı. | TED | لكن البيانات تكشف أن مقاطعة ناسو، وهو مجمتمع في نيويورك، تمكن من تخفيض عدد الأطفال أصحاب البشرة الداكنة الذين يُأخذون من أسرهم. |
| En önemlisi de HYB ziyaretleri temassız yani mahkumların, aileleri ile sarılmalarına bile izin verilmiyor. | TED | وعلاوة على ذلك، تقوم الزيارات على عدم الاتصال، يعني أنه لا يتم السماح للسجناء حتى بمعانقة أسرهم. |
| Herkes eve gidip ailelerinin yanında olabilmek için işini erken bitirmeye odaklandı. | Open Subtitles | الجميع مع التركيز على الانتهاء من العمل في وقت مبكر حتى يتمكنوا من العودة إلى ديارهم وتكون مع أسرهم. |
| Haydutlar onları tutsak aldı. | Open Subtitles | و قام (الريفرز) بأخذهم و أسرهم |
| - Onlar tekrar yakalandı. | Open Subtitles | لقد تم إعادة أسرهم مرة أخرى |
| Buradan daha ağır hastalar Almanya'ya nakliye ediliyor, ve ilk defa Almanya'da aileleriyle buluşuyor. | TED | من هنا، يتم نقل الجرحى بشكل جدي إلى ألمانيا، حيث يقابلون أسرهم لأول مرة. |