| Şu İngiliz üst sınıfı ve arkadaşlarının dedikodularına büyük önem veren gazete hani? | Open Subtitles | الصحيفة التي تكشف الأقاويل عن الإنكليز ذوي المقام الرفيع و عن أصدقائهم ؟ |
| En iyi arkadaşlarının çekici olduğunda ısrar eden kızlar gibi. | Open Subtitles | مثل هؤلاء الفتيات اللاتي يصرّن على.. أن أفضل أصدقائهم جذابين. |
| Başka bir mahallede arkadaşlarından kiliselerinden, yaşamlarından uzak kalacak ya da sokakta kalacaklar. | Open Subtitles | أو من حي آخر بعيد عن أصدقائهم كنائسهم حياتهم , أو في الشوارع |
| Hayır, onlar eylemlere eskiden olduğu gibi arkadaşlarıyla, çevresiyle geldiler ve bazen de yeni Arkadaşlar edindiler. | TED | لا، فهم يأتوا لتلك المظاهرات مثلما سبق مع أصدقائهم ومعارفهم الحاليين، وفي بعض الأوقات، يكونوا صداقات تدوم مدى الحياة. |
| Aileleri ve Arkadaşları tarafından daha iyi anlaşıldıklarını hissettiklerini söylüyorlardı. | TED | وتحدثوا عن احساسهم بتفهم أصدقائهم وعائلاتهم |
| - Bu çok normal. İnsanlar her yedi yılda bir dostlarının yarısını kaybedermiş. | Open Subtitles | إنه أمراً طبيعياً للغاية , طبقاً للإحصائيات الناس يخسرون نص أصدقائهم كل سبعة أعوام |
| Karura'nın yüzlerce parselini arkadaşlarına ve dostlarına bölüştürdü, sattı ve hediye ettiler. | TED | قاموا بتقسيمها إلى مئات القطع وبيعها او إهدائها إلى أصدقائهم وأقربائهم. |
| Bekarlar da evli arkadaşlarına, cinsel kaçamakları hakkında dedikodular anlatırlar. | Open Subtitles | أما العازبون فيعطون أصدقائهم المتزوجون نصائح نابعة من مغامرتهم الجنسية |
| Senin arkadaşlığına tahammül edecek çok fazla arkadaş yok. | Open Subtitles | هناك أصدقاء كثر يجب ان يتوقعوا تحمل أصدقائهم |
| Televizyon seyredip arkadaşlarının büyümesini seyrederler. | Open Subtitles | يشاهدون التلفاز، يشاهدون أصدقائهم يكبرون |
| Ama arkadaşlarının eyalet şampiyonasını kazanmalarını isterlerdi. | Open Subtitles | لكن أعرف أنهم يريدون أصدقائهم أن يستمروا والفوز بتلك البطولة الرسمية |
| Oueens'li genç nazik bir çift... arkadaşlarının yatağında arkadaşlarının çocukları on adım ötede uyuyorken seks yapmaz demek! | Open Subtitles | وهذا يعني لطيفة، والأزواج الشباب من الملكات لا تفعل ذلك في أصدقائهم السرير مع أصدقائهم الأطفال |
| Hey, hey, hey, Arkadaşlar, arkadaşlarının solmasına izin vermezler. | Open Subtitles | هاي، هاي، هاي الأصدقاء لا يتركون أصدقائهم يبهتون |
| Arkadaşlar arkadaşlarının kendi boktan oyunlarını görmelerine izin vermezler. | Open Subtitles | الأصدقاء لا يدعون أصدقائهم بالمجيء لرؤية مسرحياتهم الفاشلة |
| arkadaşlarından fotoğrafın kaldırmasını istemelerini sağlamak yeterli değildi. | TED | كان عليهم أن يذهبوا إلى ما وراء مجرد مساعدة الناس ليطلبوا من أصدقائهم إزالة الصورة. |
| Veya örneğin, bir insanın sigara içmesinin nedeni sigara içen arkadaşlarından etkilenmesi olabilir. | TED | أو مثلاً، سلوك التدخين لدى الأشخاص ممكن أن يكون بتأثير أصدقائهم |
| Seattle'daki benzer bir deneyim yaşayan Arkadaşları ile konuştular. | TED | كان عليهم التكلم مع أصدقائهم في سياتل الذين مرّوا بنفس التجربة. |
| - Çünkü dostlar, dostlarının eski kız arkadaşlarıyla çıkmazlar. | Open Subtitles | لأن الأصدقاء لا يواعدون صديقات أصدقائهم السابقين. |
| Ama bugün, Marilyn ve Howard bu adımı atıyor ve biz dostlarına, birbirlerine inandıklarını, güvendiklerini ve sevdiklerini söylüyorlar. | Open Subtitles | لكن اليوم مارلين وهاوارد يأخذان تلك القفزة ويخبرون ، أصدقائهم بأنهم فعلا بأن عندهم إيمان |
| Bu çocuklar arkadaşlarına söyledi mi bahse girerim seneye yüz çocuk gelir. | Open Subtitles | وحالما هؤلاء الأطفال يخبرون أصدقائهم أراهن أننا سنجلب مئة طفل السنة القادمة |
| Güney Amerikalı bir rugby takımı komşu Şili'de maç yapmak için dostları ve akrabalarıyla And dağları üzerinden geçer. | Open Subtitles | فريق لكرة الركبي من شمال أمريكا مع أصدقائهم وأقربائهم يعبرون جبال الأنديز المجاوره للتشيلي للعب مباراة |
| New York'lular saçlarını, politikalarını ve hatta dostlarını bir anda değiştiriverir. | Open Subtitles | يغيروا مواطني نيويورك قصة شعرهم سياساتهم وحتى أصدقائهم بغضة نظر |
| Annelerine geceyi arkadaşlarında geçireceklerini söyleyip buraya gelirlerdi. | Open Subtitles | كانوا يكذبون على أمهم, ليقضون الليل في منزل أصدقائهم لكنهم يأتون إلى هنا |
| Kızlar burada seninle birlikte kalsın, bisikletlerine binebilsinler arkadaşlarıyla oynayabilsinler. | Open Subtitles | تبقى الفتيات هنا معك. ويمكنهم ركوب دراجاتهم واللعب مع أصدقائهم. |
| - Kesinlikle, ve dostlar, dostlarını böyle durumlara sokmazlar. | Open Subtitles | بالضبط، والأصدقاء لا يضعون أصدقائهم في مثل هذا الموقف |
| Duygusal olarak, kocalarını karılarını,kız ya da erkek arkadaşlarını içlerinde saklı bulunan gizli tuutkuyu paylaşmaya korkan insanlar görüyorum. | Open Subtitles | وعاطفياً , فأنا أراى الكثير من الناس يخافون مشاركة أزواجهم أوزوجاتهم أو صديقاتهم أو أصدقائهم السر الذي يثير شهوتهم |