| Ülke çapında bir Gıda zinciri bize çeyrek milyon dolarlık tazminat davası açıyor. | Open Subtitles | و لديّ منظمة أطعمة دولية ترفع دعاوي قضائية على هذا القسم للحصول على تعويضات بقيمة ربع مليون دولار بسبب تدمير الممتلكات |
| Q ile başlayan yedi tane yiyecek adı biliyor. | Open Subtitles | الأطعمة التي تبدأ بحرفالسين.. إنها تعرف سبع أطعمة تبدأ بحرف السين |
| - Evet. Sabun, kozmetik, bebek maması gibi ürünleri yapmak için kullanıyorlar. | Open Subtitles | يستعملونه لصنع منتجات مختلفة مثل الصابون و مستحضرات التجميل و أطعمة الأطفال |
| Biliyorum... garip... hastane yemekleri de. | Open Subtitles | أعلم أن هذا غريب ، و كذلك أطعمة المستشفيات |
| Sean: Sağlıklı yiyecekler yediğimde daha iyi hissediyorum. | TED | شون: أشعر أنني أفضل عندما آكل أطعمة صحية. |
| Kendilerine riskli bir havayolu aldılar, ...ve daha sağlıklı yemekler vermeyi düşünüyorlar. | Open Subtitles | , لقد أحضروا أنفسهم من المطار و كانوا يفكرون بتناول أطعمة صحية |
| Kortizol geleneksel yiyeceklere istek duymanıza sebep olarak, enerjisi yoğun gıdalar ve karbonhidratlar ile enerji depolarınızın doldurulması talimatını verir. | TED | فيخبر جسمك كي يسد النقص في مخازن الطاقة لديك، بالأطعمة الغنية بالطاقة و الكاربوهيدرات، مسبباً اشتهاء أطعمة الراحة. |
| Birçok güzel, muhteşem, inanılmaz, leziz bitkisel Gıda var. | Open Subtitles | والبروتين والفيتامينات والمعادن. هناك أطعمة نباتية كثيرة جدًا، جميلة، رائعة، مذهلة، شهية. |
| Ve lokavor, bilmeyenleriniz için, sadece yerel olarak yetişitirilmiş Gıda tüketen kimse demek. Eğer California' da yaşıyorsanız iyi güzel; ama diğerlerimiz için biraz acı bir şaka. | TED | ولوكافور لأؤلئك الذين لا يعرفونها، هو أن يأكل الشخص فقط أطعمة محلية الصنع. الامر الجيد إن كنت تعيش في كالفورنيا، لكن لبقية ولايات أمريكا فهو نوع من الهزل الحزين. |
| Burası New York, Danny. Her şeyi sipariş edebilirsin. Gıda, kuru temizleme... | Open Subtitles | إنها " نيويورك " يمكنك طلب كل شيء أغراض أطعمة , تنظيف ثياب |
| Evde pek fazla yemek olmadığı için mahalledeki dükkânların birinden bolca yiyecek alıp geldim. | Open Subtitles | وبما أنه لم يكن هناك طعام في بيتها ذهبت إلى البقالة واشتريت لها حزمة أطعمة |
| Ben söylemek istedim ama baban eğer bizim çıktığımızı bilirsen beni yiyecek tedarikçisi olarak tutmayacağını düşündü. | Open Subtitles | أردت إخبارك لكن والدك ظنك لن توظفيني كمتعهدة أطعمة لو عرفتي أننا نتواعد |
| Üç penis şekilli yiyecek. Tesadüf olamaz ya. | Open Subtitles | ثلاثة أطعمة على شكل عضو، لا يمكن أن تكون مُصادفة، أليس صحيحاً؟ |
| Her zamanki yüksek performanslı köpek maması ve arada sırada da masadaki yemeklerden yiyor. | Open Subtitles | كا المعتاد حبوب الكيبل عالية الفعالية حبوب الكيبل : نوع من أطعمة الكلاب : بالإضافة إلى بقايا الأكل على الطاولة أحياناً |
| Evcil hayvan maması satan bir dükkanın olduğunu sanıyordum. | Open Subtitles | أعتقدت أنكِ تملكين متجر لبيع أطعمة الحيوانات |
| Farklı yemekleri, kitapları ya da müziği seviyoruz diye seni terk etmeyeceğim. | Open Subtitles | لن أهجركَ لأنّه تعجبنا أطعمة أو كتب أو موسيقى مختلفة |
| Size sadece bir kaç tane laboratuar verisi gösterdim; dolayısıyla esas soru şu: İnsanların belirli yemekleri yemesiyle kanserde angiogenezi azaltacağını gösteren kanıt var mı? | TED | و الآن, وقد أريتكم مجموعة من بيانات المعمل السؤال الحقيقي هو: ما الدليل الملموس على البشر أن تناول أطعمة معينة ممكن أن يقلل تولد الأوعية في السرطان؟ |
| En taze yiyecekler, görkemli ziyafetlerle şımarttılar bizleri. | Open Subtitles | قاموا بترفهينا عن طريق أفخر الولائم و أطعمة من كل الأصناف |
| Aynı uyuşturucu benzeri etki, yüksek yoğunlukta işlem görmüş yiyecekler yediğimizde de ortaya çıkıyor. | Open Subtitles | و تحدث نفس نتائج تأثير المخدّر عندما نتناول أطعمة عالية التركيز و التصنيع. |
| Hapishanedeki yemekler ve günlük güvenlik aramaları için ne düşünüyorsun? | Open Subtitles | ما رأيك حول أطعمة السجن والتفتيش اليومي ؟ |
| Ama sonra bir gün İnternet, 10 şaşırtıcı gıdalar okumak İ. | Open Subtitles | لكن بعدها بيوم قرأت على الإنترنت عن 10 أطعمة |
| Gil, bir lokanta eleştirmeni. | Open Subtitles | حَسَناً، جِل a ناقد مطعمِ. هو a خبير أطعمة. |
| Eminim, bazı yemeklerin ve tatların hamileliğe yardımcı olduğunu biliyorsundur. | Open Subtitles | أنا متأكدة من انك تعرفين إن هناك أطعمة وأطايب معينة تساعد كثيراً على الحمل. |
| Abur cubur yiyorsun, çalışmıyorsun. Lavaboda bulaşıklar birikmiş. | Open Subtitles | و تأكلين أطعمة فاسدة ولا تعملين، و تتركين الأطباق تتراكم في الحوض |
| Hastalar uçaktan iner inmez ameliyatlarından önce merkezimize giriş yapıp mutfağımızın güzel yemeklerinden tatıp, banyo veya havuzumuzda gevşeyip rahatlayacaklar. | Open Subtitles | ربما يَتمتّعُ ب وجبة طعام خبيرِ أطعمة مِنْ مطبخِنا، حمّام أَو سباحة في البركةِ لإرْتياَح وصَبْح مريحةِ. عندما الوقت يَجيءُ، نحن سَنُسلّمُهم إلى مكاتبِكَ |