| O yüzden kendine hangi gruptan olduğunu sormalısın. | Open Subtitles | السؤال الذى يجب أن تسأله لنفسك هو أى الأشخاص أنت؟ |
| Hastalar geldiğinde virüslü olup olmadıklarını anlamak için birkaç fazladan soru sorabilir misin? | Open Subtitles | اذاً هل تعتقد ذلك,ربما, عندما يدخل المريض, يمكن أن تسأله بضعة أسئلة إضافية لترى اذا مصاب بهذه الانفلونزا؟ |
| Ona sorun. | Open Subtitles | أنت يمكن أن تسأله. |
| Lise aşkı ters gitti. Ama kendisine sorabilirsin. | Open Subtitles | أنت تعرف العلاقات أثناء الدراسة ولكن يمكنك أن تسأله بنفسك |
| Ne yapman gerekiyor biliyor musun? Ona tamamlanıcı soru sor. | Open Subtitles | كل ما عليك فعله هو أن تسأله سؤال لاحق للمهمة |
| Fakat sormak isteyebileceğiniz bir soru şu: "Beynin ve bilgiyi nasıl işlediğimizin hızlı bir evrimini görüyor muyuz?" | TED | ولكن هناك سؤال واحد ربما تود أن تسأله وهو، هل نحن نشاهد تطورا سريعا للعقل ولكيفية تعاملنا مع البيانات؟ |
| Ofise geri döndüğünde belki ona sorarsın. | Open Subtitles | ربما يجب عليك أن تسأله حينما تعود للمكتب .. |
| Bunu Ona sorman gerekiyor, Paul, ama burada binlerce nedensiz ölümü önlemekten bahsediyoruz. | Open Subtitles | يجب أن تسأله عن هذا ، بول و لكننا نتحدث عن منع آلاف الوفيات الغير ضرورية هنا |
| Ben doğmamış bebeklerinin annesiyim ama hayır, hayır gidip Ona sormanı istiyorum. | Open Subtitles | أنا أم أطفالك الذين لم يولدوا بعد كلا, أريدك أن تسأله |
| - Bunu ona kendiniz sormalısınız. | Open Subtitles | هل تظنين أنه سيعرفه ؟ عليك أن تسأله بنفسك |
| Ona sormanız gerek. | Open Subtitles | يجب عليك أن تسأله. |
| Asıl sorman gereken şu. Dün gece bizi neden bir araya getirdiler? | Open Subtitles | ما عليك أن تسأله هو لماذا أنا وأنت تم جمعنا ليلة أمس؟ |
| Her yeni mekandan önce sormalısın. - Herkes bilir bunu. | Open Subtitles | من المفترض أن تسأله قبل أن ننطلق كل شخص يعلم هذا |
| Dediğim gibi, Tommy hakkında bir şey öğrenmek istiyorsan ona kendin sormalısın. | Open Subtitles | كما قلت, إذا كنت تريد معرفة أي شيء عن تومي, عليك أن تسأله هو. |
| Dediğim gibi, Tommy hakkında bir şey öğrenmek istiyorsan ona kendin sormalısın. | Open Subtitles | كما قلت, إذا كنت تريد معرفة أي شيء عن تومي, عليك أن تسأله هو. |
| Fıçıda hangi bira varmış sorabilir misin? | Open Subtitles | أيمكنك أن تسأله عن نوع البيرة التي لديهم؟ |
| Sence baban senden o şırıngayı istediğinde, şunu sorabilir.... | Open Subtitles | هل تعتقد عندما يطلب والدك لتلك الحقنة، هل يمكن أن تسأله... |
| Ona sorun. | Open Subtitles | يمكنك أن تسأله |
| Ona sorun. | Open Subtitles | لك أن تسأله |
| Ayrıca neden kolunu kopardığını da sorabilirsin. | Open Subtitles | لعلّك أيضا تريد أن تسأله لماذا فجّر لك ذراعاً |
| Bay Knox şu an telefonda. İstersen kendin sorabilirsin. | Open Subtitles | السّيد نوكس على الخطّ الآن، أنت يمكن أن تسأله نفسك. |
| -Ne anlama geldiğini ben de bilmiyorum. Ona kendin sor. | Open Subtitles | -لا أعرف ماذا تفعل هذه المؤسسه يجب أن تسأله بنفسك |
| Bu özenle hazırlanmış maskaralıkta oynarken sana bunları niye yaptırdığını sormak aklına gelmedi mi? | Open Subtitles | خلال هذه المسرحية الهزلية المتقنة لم تفكر أبداً أن تسأله لماذا أجبرك على القيام بكل هذه الأمور الغريبة؟ |
| Bir dahaki konuşmanızda sorarsın. | Open Subtitles | بإمكانك أن تسأله عن ذلك عندما تتحدث معه بالمرة القادمة |
| Kaçırıldığımı düşünürsek bunu Ona sorman gerek. | Open Subtitles | عليكَ أن تسأله نظراً لكوني كنتُ مخطوفاً |
| Ona sormanı istiyorum. Söylediklerini duymak istiyorum. | Open Subtitles | أريدك أن تسأله أريد أن اسمعه يقولها |
| Ona sormalısınız. | Open Subtitles | أنت يجب عليك أن تسأله. |
| Ona sormanız gerek. | Open Subtitles | عليك أن تسأله. |
| Asıl sorman gereken yardımım karşılığında senden ne istediğim olmalı. | Open Subtitles | ما يجب أن تسأله هو ما يُمكنك فعله مقابل مساعدتي |