| Hiç. Gecelerimin çoğunu burada geçiriyorum. Mutlu olduğum tek yer burası. | Open Subtitles | لاشيء ، أقضي معظم الليالي هنا إنه المكان الوحيد حيث أكون سعيدا |
| Neden oturmuyorsunuz? Sanırım bu evdeki tek rahat yer burası. | Open Subtitles | تفضّلى بالجلوس هنا إنه المكان الوحيد المريح فى البيت |
| Evet, şimdi yakıt ikmali yapacağı tek yer orası. | Open Subtitles | أجل, إنه المكان الوحيد الذى يمكنه التزود بالوقود فيه. |
| Onu gemiden getirmemiz bir şeyi değiştirmez, peder bundan sonra yaşayacağı yer orası. | Open Subtitles | لا تهتم إذا ما ألقيناه خارج هذا القارب ، أيها الواعظ إنه المكان الذي سوف يعيش فيه من الآن فصاعداً |
| Burası dünyadaki en büyük, sürekli temiz su taşkın havzası, inanılmaz bir yer ve Güney Amerika'daki ova tapirleri için en önemli sığınaklardan biri. | TED | إنه المكان الأكبر للمياه العذبة والفياضانات المستمرة في العالم، موقع رائع وأحد أكثر المحميات أهمية لحيوانات التابير التي تعيش في الأراضي المنخفضة بأمريكا الجنوبية. |
| Arkadaşlarımızı görmek, dayanışma kurmak ve teselli olmak için gittiğimiz bir yer. | TED | إنه المكان الذي نذهبُ إليه من أجل الصداقة، والتضامن والسلوان. |
| Artık hiç umutları kalmadığında gelebilecekleri tek yer burası. | Open Subtitles | إنه المكان الوحيد , الذي يستطيعوا أن يأتون إليه .لو لم يتبقى لهم أى امل |
| Aradığın şefkatse, bulacağın yer burası değil. Tamam mı? | Open Subtitles | إنه المكان الخاطئ لتأتي إليه إذا كنت تبحث عن التعاطف |
| Başlamak için tek yer burası. | Open Subtitles | سحقاً، إنه المكان الوحيد الذي لدينا لنبدأ به |
| Trenin, cesedi atabilecek kadar yavaşlayacağı tek yer burası. | Open Subtitles | إنه المكان الوحيد الذي سيبطئ فيه القطار لفعل ذلك |
| Doğu Almanya'da rahatça konuşabildiğim tek yer burası. | Open Subtitles | إنه المكان الوحيد الباقي في ألمانيا الشرقية حيث يمكنني قول ما أستطيع |
| Bart'ı düzeltebilecek en zalimce yer burası. | Open Subtitles | إنه المكان الوحيد القاسي كفاية لتصحيح سلوك بارت |
| Ona ne kadar muhteşem, ne kadar güzel olduğunu söyleyebildiğim tek yer orası. | Open Subtitles | إنه المكان الوحيد الذي يمكنني أن أخبرها كم هي رائعة وجميلة |
| Benzin ve yiyeceği bulacağımız tek mutlak yer orası. | Open Subtitles | إنه المكان الوحيد الذي نحن متأكدون أن نجد فيه البنزين والتموين |
| Tek güvenli yer orası. Diğer herşey yakılmalı. | Open Subtitles | إنه المكان الوحيد الآمن كل شيء آخر يجب أن يُحرق |
| Dönemin yarısında beni kabul edecek tek yer orası. | Open Subtitles | إنه المكان الوحيد الذي قبل بي في منتصف العام |
| Bir avuç hasta insanı arayacakları ilk yer orası. | Open Subtitles | إنه المكان الأول الذين سيبدؤون بالبحث فيه لمجموعة من المرضى. |
| Yorucu işlerin ve bazen aile hayatının stresinden uzaklaşmak için gittiğimiz bir yer. | TED | إنه المكان حيث نذهب للابتعاد عن التوتر والإجهاد نتيجة قسوة العمل وأحياناً الحياة المنزلية. |
| Dışarıdan nasıl göründüğümüzü umursamak zorunda kalmayacağımız bir yer. | TED | إنه المكان حيث لا يتوجب علينا أن نقلق حول كيف يُنظرُ لنا من قبل العالم الخارجي. |
| Kendimizi ne tehdit altında, ne de tehditkâr olarak görmediğimiz bir yer. | TED | إنه المكان حيث لا نشعرُ فيه بالتهديد، أو العداء. |
| - Aileyi saklamak için mükemmel bir yer. - Hiçbir yer mükemmel olamaz! | Open Subtitles | إنه المكان المثالى لتخبئة أسرتى لا يوجد مكان مثالى |