| İtiraz ediyorum, sayın Yargıç, bu resmi bir hokey pozisyonu değil. | Open Subtitles | اعتراض، حضرة القاضيه ليس مركز هوكي رسميا |
| sayın Yargıç, acil tahliye için hemen harekete geçmek istiyoruz. | Open Subtitles | حضرة القاضيه نُطالب بــ الأفراج عنهنّ فوراًً |
| Evet, sayın Yargıç. Aynı zamanda kefalete de karşı çıkıyoruz. | Open Subtitles | نعم حضرة القاضيه و نعارض إطلاق السراح بكفاله |
| Dinle Hâkim Clark, parayı yakında vermezsem esas kaseti Fowler'a göndereceğini söylüyor. | Open Subtitles | اسمع تقول القاضيه كلارك اذا لم ادفع لها قريبا سترسل الشريط لفاولر |
| Bu doğru olsa bile, sayın Yargıç, bu bir iltica talebi. | Open Subtitles | حتى لو كان ذلك صحيحاً, سيدتي القاضيه, فهذا طلب لجوء |
| sayın Yargıç, amiş kültüründe bir adamın sakalı, onun Tanrı'ya olan sadakatinin ve bağlılığının bir sembolü olarak görülür. | Open Subtitles | حضرة القاضيه, في حضارة الآميش لحية الرجل ترمز إلى إيمانه و اخلاصه لله |
| Savunmanın neden bahsettiğinden emin değilim sayın Yargıç. | Open Subtitles | أنـا لا أعلَم عمَّـا يتَحدث الدِفاع، يا سيادة القاضيه |
| İtiraz ediyorum sayın Yargıç. Bu bir düşünceyi çağrıştırıyor. | Open Subtitles | اعتراض، يا سيادةَ القاضيه هذا يتَـطلب رأياً |
| Yargıç Knowles kaslarını esnetiyor çünkü zorlu bir seçime girecek. | Open Subtitles | القاضيه نولز فقط تستعرض عضلاتها لأنه تواجه وضع صعب بإعادة الإنتخابات |
| Kör olabilirim, ama biraz sıkıntılı olduğunu görebiliyorum, Yargıç. | Open Subtitles | قد أكون عمياء بأنكِ في ورطه قليلاً أيتها القاضيه |
| Gördüğünüz gibi sayın Yargıç, iki şarkı birbirine hiç benzemiyor. | Open Subtitles | كما يمكنك رؤيته , حضره القاضيه تلك الاغنيتين لا يتشابهان ابدا |
| İtiraz ediyorum sayın Yargıç, bu bir Şarkı ismi karşılaştırma olayı değil. | Open Subtitles | اعتراض , حضره القاضيه , هذه ليست مسابقه سم النغمه |
| Şarkıları ayırmayın sayın Yargıç, aynı anda dinleyin. | Open Subtitles | لا تقطعيهم , أذن , حضره القاضيه فقط استمعي لهم مجموعة |
| sayın Yargıç, bu durum avukat-müvekkil gizliliğini ihlal etmiş oluyor. | Open Subtitles | يا حضرة القاضيه هذا الامر عن خصوصية المحامي وموكله |
| sayın Yargıç, biliyorsunuz ki eğer burada ben varsam bu rutin bir mesele değildir. | Open Subtitles | حضرة القاضيه تعلمين ان وجودي يعني ان الامر ليس عادي |
| sayın Yargıç sanık kim olduğunu bilmediği kartını daha fazla kullanamaz. | Open Subtitles | حضرة القاضيه لا يمكن للدفاع ان يحتج بالجهل |
| sayın Yargıç, davacı taraf Doktor Picot'u zor bir durumun içine sokuyor. | Open Subtitles | حضرة القاضيه الولاية بنفسها وضعت الدكتور في موضع حرج |
| sayın Hâkim, Bayan Florrick tanığın cümlesini bitirmesine izin vermedi. | Open Subtitles | سيادة القاضيه ،والسيدة فلوريك لم تسمح الشاهد للإجابة بشكل كامل |
| Belki de kendisine Hâkim Clark üzerinden ulaşırız. | Open Subtitles | ربما نستطيع الوصول له قبلا من خلال القاضيه كلارك |
| Hâkim Clark ile ilgili istediğin dosyaları getirttim. | Open Subtitles | احضرت لك الملفات التي طلبتها عن القاضيه كلارك |