| Sorun şu, burada dikkat dağıtan çok etkili şeyler var. | Open Subtitles | المشكل هو أن هناك قوى كبيرة تلفت إنتباهي هنا |
| Sorun şu ki ihtiyar tipler şirketleri yönetiyor. | Open Subtitles | المشكل هو أن الذي يدير هذه الشركات هم أشخاص كبار السن |
| - Evet ve Sorun şu ki wogedan sonra, adam ya da kadın diğerine dönebiliyor. | Open Subtitles | صحيح، المشكل هو بعد التحول هل يكون هو أم هي و عند الرجوع لطبيعته هل يرجع هو أم هي |
| Sorun şu ki eğer bu işi hemen yapmazsak gözünüzü kaybedebilirsiniz. | Open Subtitles | المشكل هو انك يمكن ان تفقد البصر نهائيا اذا لم نقم بذلك فورا. |
| Problem şu ki, tüm bunlar uyarıcı bağımlılıklar. | TED | المشكل هو أن هذه إدمانات إستثارية مؤقتة. |
| Problem şu ki, bir de X ekseni var, ki o da kullanışlılık ekseni. | TED | الآن المشكل هو أن هناك محور أفاصيل لذلك، والذي هو محور العملية. |
| Sorun şu ki; hâlâ uyanmadı. | Open Subtitles | المشكل هو أنها لا زالت غائبه عن الوعي تماما |
| Sorun şu ki onlara zorla kullandıramam. | Open Subtitles | لكن المشكل هو أنني لا أستطيع إرغامهم على استعماله |
| Yani o büyük boy telomerazı alsanız dahi, ki bu tür şüpheli ürünler satan çok sayıda web sitesi var, Sorun şu ki kanser riskinini de tetiklemiş oluyorsunuz. | TED | لذلك حتى لو كان بإمكانك شراء زجاجة تيلوميراز كبيرة وهناك العديد من المواقع تسوق هذه المنتجات المشكوك فيها ، المشكل هو أنك تزيد من مخاطر الإصابة بالسرطان. |
| Sorun şu, hiç bir ortak noktamız yok. | Open Subtitles | المشكل هو أننّا ليست بيننا أيّةُ صلة. |
| Sorun şu ki kimse sevmiyor. | Open Subtitles | المشكل هو أن لا أحد يكنّ لهم حبا |
| Sorun şu: | Open Subtitles | لكن المشكل هو : |
| İşte problem: Bizim evrenimiz için ciddi bir aday, mutlak şekilde sayısal indirgenmezlikle doludur, | TED | المشكل هو التالي: أي مترشح محتمل لكوكبنا، سيكون بدون شك مليئا بحسابات غير قابلة للتبسيط. |
| Problem büyüdüğünde nasıl sanatçı kalabileceğidir." | TED | لكن المشكل هو كيف سيحافظ على تلك الملكة الفنية عندما يكبر." |