| İnsanlar savaşta birlikte olduğunda çiçek, toprak ve Güneş gibi birbirlerine bağlıdırlar. | Open Subtitles | عندما يخوض الرجال المعارك سوية يرتبطون كأوراق الزهرة الواحدة كارتباط التربة بالشمس |
| İnsanlar savaşta birlikte olduğunda çiçek, toprak ve Güneş gibi birbirlerine bağlıdırlar. | Open Subtitles | عندما يخوض الرجال المعارك سوية يرتبطون كأوراق الزهرة الواحدة كارتباط التربة بالشمس |
| güneşi bir kere hissettin mi gölgeler artık soğuk gelir. | Open Subtitles | بما أنكِ أحسست بالشمس على بشرتك فالظل تحديداً سيشعرك بالبروده |
| Almanca konuşanlar güneşi daha feminen hayal ederken ayı daha maskulen mi hayal ediyorlar? | TED | هل يُفكر المُتحدثون الألمان بالشمس بشكل ما كما الأنثى، وبالقمر بشكل ما كما المذكر؟ |
| güneşten gerçekten keyif almalarını sağlayabilirler güneşin iyi tarafını. Ve güneşten keyif almak | TED | بالاستمتاع بضوء الشمس بالجزء الجيد من الشمس والاستمتاع بالشمس |
| İlk işim, onu duşa sokup sonra da Güneşe çıkarmak olacak. | Open Subtitles | أول ما سأفعل هو جعلها تستحم ثم أخذها لتنعم بالشمس قليلاً |
| Her şeyi vuruyorlar, hareket eden ve küçük bir fareden büyük olan her şeyi, ve güneşte kurutuyorlar ya da tütsülüyorlar. | TED | إنهم يطلقون النار على أي شيء، أي شيء يتحرك أكبر من الفأر الصغير، إنهم يجففونه بالشمس أو يقومون بتدخينه. |
| Güneş tam tepedeyken yönü belirlememiz çok zor. | Open Subtitles | بالشمس هذا االاسلوب، هو صعب جدا لتحديد نقاط البوصلة. |
| Güneş, kar. Orada istediğimiz her şeyi bulabiliriz. | Open Subtitles | يمكننا أن نحظى بالشمس, بالثلج يمكننا أن نحظى بكل ما نريد |
| Burayı Güneş ışığıyla dolduracağım... - Ve 50 yıldır güneşte başrol oynayan siz, yanıp sönmek zorunda olacaksınız. | Open Subtitles | والرجل الذي كان يحدق بالشمس لـ50 سنة لا بد ان يرمش |
| Doğanın, tohumu Güneş ve suyun yardımıyla filize çevirmesi için zaman gerek daha sonra... | Open Subtitles | تحتاج الطبيعة وقتا كي تنمو البذرة الصغيرة بالشمس والماء ، ينمو البرعم وبعد ذلك |
| Ve kızıl Güneş gökyüzünde sönmeye yüz tutmuş ve kuşlar cıvıltılarıyla geceyi müjdelerken artık onları yalnız bırakmalıyız. | Open Subtitles | وهناك, بينما تلونت السماء بالشمس الحمراء وتعلن ثرثرة , الطيور بالليل القادم يجب أن نتركهم |
| Nasıl çömelinir, nefes alınır ve Güneş hissedilir biliyorum. | Open Subtitles | لقد تعلمت كيف اجلس القرفصاء، والتنفس واشعر بالشمس |
| Kapana kısılmıştık. güneşi hissedebilmemizin bile tek yolu, parmaklıklar arasındandı. | Open Subtitles | تم حبسنا والطريقة الوحيدة حتى لكى نشعر بالشمس هى أن ننظر من قضيب معدنى على النافذة |
| Yapay ultraviyole ışınları hiç sevmem. Gerçek güneşi hissetmek istiyorum. | Open Subtitles | أنا أكره الأشعة فوق البنفسجية الصناعية . أريد أن أشعر بالشمس الطبيعية |
| Georgia güneşi, bu kalçaların tam kıvamında yavaşça kızarmasını sağlar! | Open Subtitles | لقد كان معروفا على مر الزمن أن جورجيا مشهورة بالشمس أرى اني أتعامل مع متذوق. |
| Ama yağışını izleyemiyorum. güneşi yüzümde hissedebiliyorum. | Open Subtitles | لكن لا أستطيع مشاهدته أحس بالشمس على وجهي |
| Öyleyse bu teorem doğruysa, demek ki uzayda ışık güneşin yanından geçerken bükülmüş olabilirdi. | TED | فاذا كانت هذه النظرية صحيحة فهذا يعني أنه عند مرور الضوء بالشمس لابد و أن ينثني حولها |
| Tatil. güneşin, sörfün ve renkli halkımızın keyfini çıkarıyor. | Open Subtitles | ، كان في عُطلة ، يستمتع بالشمس يتزلج و كل ما نفعله |
| Yanımda yat ve güneşin, güzel havanın tadını çıkart. | Open Subtitles | ارقدي بجانبي وتمتعي بالشمس والطقس اللطيف. |
| İlk işim, onu duşa sokup sonra da Güneşe çıkarmak olacak. | Open Subtitles | أول ما سأفعل هو جعلها تستحم ثم أخذها لتنعم بالشمس قليلاً |
| güneşle yıkanmış havayı soludukça ruhu canlandı ve yüceldi. | Open Subtitles | "روحه ترتفع إلى الأعلى كلما شهق هواء المشبع بالشمس". |
| Biraz güneşlenir, dalar... biraz rom içeriz. | Open Subtitles | نستمتع بالشمس ونعب بعض المشروبات فى نادي هافانا |