| Bak, meyhanede tıkaç satılıyor. | Open Subtitles | حسناً، تُباع الحنفيّات في محل بيع المشروبات الكحوليّة |
| Haplar yüksek gelirli müsterilere satılıyor. Hareketli olman gerekiyor. | Open Subtitles | تُباع العقاقير إلى الزبائن المهمة يجب أن تستمر في التنقّل |
| Bakım masrafı üç bin dolar ama bir inek beş yüze satılıyor! | Open Subtitles | كلّفت الطعام 3 آلاف دولار. لكن البقرة تُباع بـ 500 دولار! |
| - Hayır. - Muhtemelen onu Lamson's Grocery'de bile satmazlar. | Open Subtitles | -على الأرجح أنها لا تُباع حتى في (بقالة لامسن ) |
| Nikel çanta parkta satılırsa... işin içinde olmak isterim. | Open Subtitles | أي حقيبة نيكلِ تُباع في المتنزهِ أريد الدخـول؟ |
| Mülkün tamamı en yüksek ücreti ödeyene satılacaktır. | Open Subtitles | الملكية باكملها سوف تُباع الي المُناقص الاعلي |
| Şimdi ise en yüksek teklif verene satılıyor. | Open Subtitles | -والآن تُباع لذي العطاء الأعلى |
| Sadece Şangay'da satılıyor. | Open Subtitles | تُباع فقط فى "شتغهـاى". |
| - Hayır. - Muhtemelen onu Lamson's Grocery'de bile satmazlar. | Open Subtitles | -على الأرجح أنها لا تُباع حتى في (بقالة لامسن ) |
| Çizimlerinden üç tanesi gerçekmiş gibi satılırsa değil. | Open Subtitles | ليس حينما ثلاثة من اللوحات التي قلدتها تُباع كأنها الأصلية |
| Ooh, güzel. Bu çabuk satılacaktır. | Open Subtitles | أوه، رائع، هذه يجب أن تُباع بسرعة |