| O canavarın arkasında bıraktığı yıkım, yetkilileri kapımın önüne kadar getirecek. | Open Subtitles | أثر خراب هذا الوحش سيقود السلطات مباشرة إلي |
| O canavarın arkasında bıraktığı yıkım, yetkilileri kapımın önüne kadar getirecek. | Open Subtitles | أثر خراب هذا الوحش سيقود السلطات مباشرة إلي |
| Ailesi ondan alınmış, krallığı harabeye dönmüş ve ordusu korkunç Ay Kralı tarafından yok edilmişti. | Open Subtitles | سُلبت منه عائلته، مملكته في حالة خراب جيشه دُمّر من قبل ملك القمر الرّهيب |
| "...işte böyle harabe olarak bırakıp gitti dedi" | Open Subtitles | يلزمه الكثير من المال ، لذلك تركه أنظر هو خراب |
| - Şehir mahvoldu, kanka. - Gidelim. | Open Subtitles | ـ هذا خراب كامل يارجل ـ دعنا نذهب |
| Ama herhangi bir zarar için bizi suçlar ve parasını ödemek için ceplerimizi yolar. | Open Subtitles | ولكنه لن يلوم إلا نحن عن أى خراب يحدث ليبتز جيوبنا |
| Baelor Septi havaya uçtu ve Ejderha Çukuru da virane oldu. | Open Subtitles | أم المعبد انفجر عن بكرة أبيه وحظيرة التنين خراب بلا شك |
| TOPRAKLAR YIKINTILAR İÇİNDE KALDI, DÜŞMAN KABİLELER ARASINDA BÖLÜŞÜLDÜ. | Open Subtitles | تُركت الأرض فى خراب تام مُقسّمة بين القبائل المتعادية |
| Kendi yıkıntıları arasında kaybolmuş durumda, biz de onu eve geri getirmeliyiz. | Open Subtitles | إنه ضائع في خراب نفسه، وعلينااعادتهالىالوطن. |
| Göz'ün enerjisi ardında yıkım bırakarak dağılıyor. | Open Subtitles | قوة العين تم تشتيتها تاركة خراب في صحوتها |
| Ülkenden şiddet, sınır boylarından soygun ve yıkım haberleri duyulmayacak artık. | Open Subtitles | "سوف لم تسمعوا عنفا في ارضكم" لا خراب و دمار داخل حدودكم |
| Tro-Clan denen bir insan yada varlığın varacağını yada dirileceğini ve insanoğluna yıkım getireceğini öngörüyor. | Open Subtitles | ... "تتوقع وصوله في "ترو-كلون و أن يجلب معه خراب البشرية |
| Kuşkuluyum. Aramice'de "arındırma" eski Yunanca'da "yıkım" demektir ve Gashundi lisanında her iki anlamı ifade eder. | Open Subtitles | "أشْكُّ في ذلك,هي "تنقيةُ ...في الأرامية، "خراب" في اليونانية |
| Bir zamanlar bütün bloğu kaplayan bu hareketli çiftçi pazarı şimdi tozla kaplı harabeye döndü. | Open Subtitles | الذي كان ذات يوم سوق لمزارع أسود طويل القامة ونابض بالحياة... تحوّل الآن إلى خراب مُغطّى بالرماد... |
| Shire'ı harabeye dönmüş olarak bulurlar. Endüstriyel bir kâbusa dönüşmüştür. | Open Subtitles | ،يجدون أن (شاير) تحولت إلى خراب وقد أصبحت كابوسا صناعيا |
| Ölümünden beri harabeye dönmüş. | Open Subtitles | ومنذ موته تحولت إلى خراب |
| Ben bir harabeyim, küçük bir harabe. | Open Subtitles | أنا مجرد خراب خراب صغير |
| Siz bir harabe değilsiniz, efendim! | Open Subtitles | لست ببقايا خراب يا سيدي |
| - Şehir mahvoldu, kanka. - Gidelim. | Open Subtitles | ـ هذا خراب كامل يارجل ـ دعنا نذهب |
| Sarayım mahvoldu | Open Subtitles | قصري يتحوّل إلى خراب |
| Ama herhangi bir zarar için bizi suçlar ve parasını ödemek için ceplerimizi yolar. | Open Subtitles | ولكنه لن يلوم إلا نحن عن أى خراب يحدث ليبتز جيوبنا |
| Caracas'tan geldiğinde belki şimdiyse bir virane. | Open Subtitles | ضعيفة ؟ "آجل , عندما جاءت من "كاراكاس اليوم , أصبحت خراب |
| TOPRAKLAR YIKINTILAR İÇİNDE KALDI, DÜŞMAN KABİLELER ARASINDA BÖLÜŞÜLDÜ. | Open Subtitles | تُركت الأرض فى خراب تام مُقسّمة بين القبائل المتعادية |
| Hebalon, Abagos'un yıkıntıları üzerine kuruldu. | Open Subtitles | ( بنى ( هيبالون ) على خراب ( أباجوس |