| Yarın o gazeteyi fırlatıp atacaksın, oysa bu kitap ömür boyu seninle kalacak. | Open Subtitles | غدا سترمي تلك الجريدة لكن هذا الكتاب سيبقى معك طوال الحياة |
| İstersen öyle diyebilirsin ama ben bu gece ne olduğunu çözene kadar seninle kalacak. | Open Subtitles | يمكنك دعوته هذا كما تشاء لكنه سيبقى معك حتى أفهم بالضبط ما حدث الليلة |
| Onu unutmadığın sürece dedem çok uzun bir süre boyunca seninle kalacak. | Open Subtitles | طالما تذكرتيه سيبقى جدي سيبقى معك لفترة طويلة |
| Gece seninle kalacak ve yarın işe giderken sana eşlik edecek. | Open Subtitles | سيبقى معك هنا الليلة وثم سيرافقك للعمل في الصباح |
| Müfettiş Stokes seninle kalacak. Scooter'ı nerede bıraktığını hatırlarsın belki diye. | Open Subtitles | سيبقى معك المحقق (ستوكس) في حال تذكرت أين تركت الدراجة |
| Ya evet. Biri seninle kalacak. Seni güvende tutacak. | Open Subtitles | سيبقى معك شخص ، ليبقيك آمناً |
| Ajan Van Oster burada seninle kalacak. | Open Subtitles | العميل (فان أوستير) سيبقى معك هنا |