| Fegelein bulunamadı. sığınakta yok. | Open Subtitles | لم نستطع العثور على فيجيلين انه ليس في المخبأ |
| Adolf Hitler ve karısının sığınakta intihar ettiğini sizlere bildiririm. | Open Subtitles | أدولف هتلر وزوجته إنتحرا في المخبأ هذا الصباح |
| Fegelein bulunamadı. sığınakta yok | Open Subtitles | لم نستطع العثور على فيجيلين انه ليس في المخبأ |
| Air Force One'a saldırıldığından beri sığınakta. | Open Subtitles | منذ الهجوم على طائرة الرئاسة, وهو في المخبأ كيف حال ولدك؟ |
| Adolf Hitler'in son anlarına tanıklık ettiniz ve onun için çalışan ve onunla birlikte Berlin Sığınağı'nda yaşayan insanları tanıdınız. | Open Subtitles | لقد شهدنا للتو آخر أيام أدولف هتلر و قابلنا الأشخاص الذين عملو و عاشو معه في المخبأ. |
| Hükümet merkezi sığınağındaki operasyon raporunda... | Open Subtitles | هذا التقرير الذي كتبيه عن التسريب الكيميائي الذي حدث في المخبأ الروسي |
| Öyleyse Tesla'nın altındaki sığınakta ne var bana söylesene. | Open Subtitles | اذا لماذا لا تخبريني ما يوجد في المخبأ تحت تيسلا |
| Nükleer kıyametin yanlış tarafındaki bir sığınakta yaşam en iyi şartlarda bile eğlenceli değildir. | Open Subtitles | الحياة في المخبأ في الجانب الآخر لكارثة نووية ليس ممتعاً بأفضل الظروف |
| Dinle Cass sığınakta gitmeni istediğim için özür dilerim. | Open Subtitles | استمع كاس سابقا في المخبأ انا اسف لاني طلبت منك الرحيل |
| sığınakta Cyndee'ye hiç yalan söylemedin mi? | Open Subtitles | أنتِ لم تكذبي على ساندي وانتم في المخبأ ؟ |
| sığınakta çalışmayacağız. Bu iş neyle ilgili? | Open Subtitles | ..نحن لن نعمل في المخبأ, لذا ما هو الأمر مجددًا؟ |
| Onları sığınakta tutamayız. Bekleyecek zamanımız da yok. | Open Subtitles | لا نستطيع إبقاءهم في المخبأ ولا وقت للانتظار |
| Bu saatte aradığım için üzgünüm fakat arama ekibinin sığınakta bulduklarını didik didik aradık ve sanırım bir şey bulduk. | Open Subtitles | ولكننا كنّا ننقب في كل شيء وجدته فرق البحث في المخبأ وأعتقد أننا وجدنا شيئاً |
| Bizi sığınakta bıraktığın zaman psikopat olduğunu biliyordum ama aptal olduğunu düşünmemiştim. | Open Subtitles | حينما تركتنا وحدنا في المخبأ يا رجل، علمت أنك مخبول ولكنني لم أظنك غبيًا |
| Gidip sığınakta uyuyun biraz. | Open Subtitles | يذهب للحصول على بعض النوم في المخبأ. |
| Adolf Hitler ve karısı sığınakta intihar etti. | Open Subtitles | أدولف هتلر وزوجته إنتحرا في المخبأ |
| Bir yıl bu sığınakta yaşayabilirim. | Open Subtitles | يمكننا أن نعيش سنة كاملة في المخبأ |
| - Başkanla konuşmalıyız. - Şu an sığınakta. | Open Subtitles | يجب أن نتحدث إلى الرئيس إنه في المخبأ |
| sığınakta onun ablasıydım. | Open Subtitles | عندما كنا في المخبأ كنتُ شقيقتها الكبرى |
| İn'de paylaşmak zorunda kaldığım dolap gibi küçük yeri görsen inanmazsın. | Open Subtitles | لن تصدق غرفة خلع الملابس التي أعطوها لي في المخبأ |