| Artık kimseye, sanki Her şey normalmiş gibi rol yapamayacaktım. | TED | لم يكن باستطاعتي الاستمرار بالتظاهر وكأن كل شيء كان طبيعياً. |
| Biliyor musun, o ortaya çıkana kadar Her şey harikaydı. | Open Subtitles | اتدري، كل شيء كان يسير بشكل جيد حتي ظهرت هي |
| Her şey teke tek hallediliyordu. Paulie toplantılardan nefret ederdi. | Open Subtitles | كل شيء كان رجل مقابل رجل بولي كان يكره المؤتمرات |
| - İyi. Son zamanlarda Herşey benimle ilgiliydi. Asıl sizin nasıl gidiyor? | Open Subtitles | كل شيء كان يدور حولي في الآونة الأخيرة لذا ما هي أحوالكم؟ |
| Bu ülke için güzel olan her şeyi birkaç haftada yok ettiler. | Open Subtitles | أنهم يدمرون، في بضعة أسابيع، كل شيء كان جميل في هذا البلد |
| Dutları yediniz, sonra eşin de yedi ve Her şey düzeldi, öyle mi? | Open Subtitles | . .. أنت أكلت التوت و كذلك زوجتك و كل شيء كان جميلا |
| Her şey kontrol altındaydı. Şimdi herkes benim için üzülüyor. | Open Subtitles | كل شيء كان تحت السيطرة والآن الجميع يشعر بالأسف حيالي |
| Ben çok kötü bir hata yapıncaya dek Her şey iyi gidiyordu. | Open Subtitles | كل شيء كان يسير على ما يرام إلى أن ارتكبت خطأ أحمق |
| Ve şehirden ayrılmam gerekti çünkü Her şey bana seni hatırlatıyordu. | Open Subtitles | وكان علي أن أغادر المدينة لأن كل شيء كان يذكرني بك |
| Her şey film setinden ibaretti. Sizde sadece bir aktör. | Open Subtitles | كل شيء كان في موقع التصوير , وأنت فقط ممثل |
| Sizin gelişinizden beri Her şey kötü gidiyor ve yine buradasınız. | Open Subtitles | بالتأكيد, كل شيء كان معوّجاً منذ وصلتي وها أنتِ ذا مجدداً. |
| Her şey çok hızlı hareket ediyordu. Arabalar hızlıydı. İnsanlar, argo. | Open Subtitles | كل شيء كان يتحرك بسرعة، السيارات تتحرك بسرعة، البشر ، اللهجة |
| Her şey gerçekten çok güzeldi birkaç nokta vardı ama önemsizlerdi. | Open Subtitles | كل شيء كان جيد جداً لدي بعض الملاحظات لكنهم صغيرون جداً |
| Mübalağamı mazur görün beyler ama Her şey beni tam bu ana getirdi. | Open Subtitles | سامحاني على المبالغة يا سادة لكن كل شيء كان يقودني لتلك اللحظة بالضبط |
| Ardına dek açık olan Her şey bugünden itibaren kapalı olacak. | Open Subtitles | من اليوم فصاعدًا، كل شيء كان مفتوحًا على مصراعيه سيكون مغلقًا |
| Sanılıyordu ki Her şey, belirli bir noktaya kadar gayet güvenliydi. | TED | الحكمة التقليدية تقول بأن كل شيء كان آمنًا في حدود نقطة أو عتبة. |
| Birisi yapana kadar Her şey imkansızdır. | TED | كل شيء كان مستحيلًا، إلى أن قام أحد ما بفعله. |
| Sonra Herşey düzeldi gibi, hemşireler geldi elektrik geldi kan geldi | Open Subtitles | و يبدو ان كل شيء كان رائعا بما فيها الممرضات والزهور |
| Bir evlat edindik ve onu eve getirdik. Herşey mükemmeldi. | Open Subtitles | لقد تبنينا طفلة, و أحضرناها للمنزل كل شيء كان مثالياً |
| Arabanın sinir sistemi arabanın başına gelen her şeyi yakaladı. | TED | والتقط الجهاز العصبي للسيارة كل شيء كان يحدث للسيارة. |
| İşte Hepsi bu. Evren %75 hidrojen, %25 helyumdan ibaretti. | TED | هذا كل شيء. كان الكون حوالى 75 بالمائة هيدروجين، 25 بالمائة هيليوم. و هو لا يزال هكذا اليوم. |
| - Boaz'dan önce her şeyin olması gerektiği gibi olduğunu düşünüyorsunuz. | Open Subtitles | يبدو انك تعتقد انه قبل بوعز كل شيء كان كما ينبغي |
| - Elimdeki herşeyi verdim, hiç eğlenemiyorum | Open Subtitles | كل شيء كان معي 500 لشراء ذلك و 1000 اخرى لتجهيزها |