| Yanlışımı anladığım zaman, sizinle konuşmak için geldim. | Open Subtitles | وعندما أدركتُ خطئي، ذهبتُ لأتحدّث معك بشأنه |
| konuşmak için bir arkadaşa ihtiyacım olduğunu hissettim. | Open Subtitles | لقد شعرت أنّني بحاجة إلى صديق لأتحدّث معه |
| Sonra, bütün bu olanları konuşmak için evine gittim. | Open Subtitles | و بعدها ذهبت إلى منزله لأتحدّث معه بخصوص كل شيء |
| konuşmam gereken milletvekillerinin isimlerini istiyorum. | Open Subtitles | أريد أسماءً، و أعضاء محدّدين من الكونغرس لأتحدّث معهم |
| Kral beni seninle konuşmam için gönderdi. | Open Subtitles | لقد أرسلني الملك لأتحدّث معكِ. |
| Rod'la konuşacağım diye odaya geldim, hiç şarjım yok. | Open Subtitles | أتيت إلى هنا لأتحدّث لـ(رود) والآن لا يستسيغوني. |
| Sizinle konuşmak için kaç zamandır orada beklediğimden haberiniz var mı? | Open Subtitles | أتعلمين كم مضى على جلوسي هناك أنتظر لأتحدّث إليك؟ |
| Sizinle konuşmak için, efendim. | Open Subtitles | لأتحدّث معك سيّدي، استحسنتُ ما تفعله، |
| Buraya sizinle konuşmak için geldiğimi sanıyordum. | Open Subtitles | ظننت أنني جئت إلى هنا لأتحدّث إليكَ. |
| Şu Kral Ecbert ile konuşmak için burada kalmaya karar verdim Ragnar. | Open Subtitles | أنا أفكَر بالبقاء هنا يا (راجنر)، لأتحدّث مع هذا الملك (إكبرت) أكثر. |
| Kardeşimle konuşmak için beni yalnız bırakın. Hemen! | Open Subtitles | اتركاني وحدي لأتحدّث مع شقيقتي، الآن |
| Bunun hakkında konuşmak için geldim. | Open Subtitles | هذا ما أتيتُ لأتحدّث عنهُ معك. |
| - Ama buraya konuşmak için geldim. | Open Subtitles | - لكنّي جئتك لأتحدّث. - سنتحدّث |
| Üzgünüm ama seninle konuşmam gerekli. | Open Subtitles | . آسف، لكنّي مضطرٌ لأتحدّث معكِ |
| Fatima, seninle konuşmam için beni 9000 km uzaktan getirdiler. | Open Subtitles | (فاطمة)، لقد جروني 6000 ميل لأتحدّث معكِ. |
| Onları akşam arayıp... konuşmam gerek! | Open Subtitles | لأتحدّث معهم. |
| Rod'la konuşacağım diye odaya geldim, hiç şarjım yok. | Open Subtitles | أتيت إلى هنا لأتحدّث لـ(رود) .والآن لا يستسيغوني |