| Aslında, aptal görünmeyi istemiyorsan aşık olmayı hak etmiyorsun demektir. | Open Subtitles | الحقيقة .. إن لم تكن مستعدا للتصرف بحماقة فأنت لا تستحق أن تكون عاشقا |
| Biliyor musun, öyle davranılmayı hak etmiyorsun. Ona öyle davranmamasını söyle. | Open Subtitles | أتدري، لا تستحق أن تُعامل بهذه الطريقة، عليكَ فقط أن تقول لها لا |
| O kendi çocuğunu terk etti. Anne olmayı hak etmiyor. | Open Subtitles | لقد تخلت عن طفلتها، إنها لا تستحق أن تكون أم |
| Kadınınla mı halledersin yoksa Jake ile halledersin, bilemeyeceğim ama benim kızım bu işe dahil olmayı hak etmiyor. | Open Subtitles | لا يهم إن أصلحتَ الأمر مع فتاتك (أو مع (جايك وذلكَ لأنَّ إبنتي لا تستحق أن تتورط بهذا الأمر |
| Bu işe geri dönmeyi hak etmediğini düşünen insanlar var. | Open Subtitles | لكن هناك بعض الناس يعتقدون أنك لا تستحق أن تعود لهذه الوظيفة |
| Çalışanlarıma aralarına dahil olmayı hak etmeyen kızgın ve eğlenceli olmayan bir kadın olmadığımı kanıtlamalıyım. | Open Subtitles | عليّ أن أثبت لزملائي أنني لست امرأة معكرة للبهجة لا تستحق أن يتم دعوتها |
| Ciddi olamıyorsanız, evlenmeyi hak etmiyorsunuz! | Open Subtitles | لو لم يمكنك أن تكون جادا فأنت لا تستحق أن يتم زواجك |
| Hayatının kalanını hapiste geçirmeyi hak etmiyorsun. | Open Subtitles | و أنت لا تستحق أن تقضي باقي حياتك في السجن. |
| Hayatının kalanını hapiste geçirmeyi hak etmiyorsun. | Open Subtitles | و أنت لا تستحق أن تقضي باقي حياتك في السجن. |
| Burada olmayı hak etmiyorsun. | Open Subtitles | لكن لا تفعل، فإنّك لا تستحق أن تكون هنا. |
| Kurtulmayı hak etmiyorsun. | Open Subtitles | أنت لا تستحق أن تعيش. هل تعلم أن؟ |
| Kadınınla mı halledersin yoksa Jake ile halledersin, bilemeyeceğim ama benim kızım bu işe dahil olmayı hak etmiyor. | Open Subtitles | لا يهم إن أصلحتَ الأمر مع فتاتك (أو مع (جايك وذلكَ لأنَّ إبنتي لا تستحق أن تتورط بهذا الأمر |
| Zavallı şey kilitli olmayı hak etmiyor. | Open Subtitles | يا لها من مسكينة, لا تستحق أن تُحجز |
| Charlotte'un tüm bunların arasında olmayı hak etmiyor. | Open Subtitles | إنها محقة، (تشارلوت) لا تستحق أن يشملها ذلك. |
| Senin yanında olmayı hak etmiyor! | Open Subtitles | إنها لا تستحق أن تكون بجانبك. |
| Bir baba olmayı hak etmediğini biliyorsun. Sen eziğin tekisin. | Open Subtitles | تعرف أنك لا تستحق أن تكون أباً، أنت مضطرب. |
| Elena'nın ona iyilikten çok kötülük yaptığını ve sevgisini hak etmediğini düşünüyor. | Open Subtitles | لقد قررت ان (إيلينا) سببت لها مشاكل أكثر مما أفادتها لا تستحق أن تسامحها |
| Çalışanlarıma aralarına dahil olmayı hak etmeyen kızgın ve eğlenceli olmayan bir kadın olmadığımı kanıtlamalıyım. | Open Subtitles | عليّ أن أثبت لزملائي أنني لست امرأة معكرة للبهجة لا تستحق أن يتم دعوتها |
| Bu da sizi ikna etmediyse belki de istediklerinize kavuşmayı hak etmiyorsunuz demektir. | Open Subtitles | و في حال لم تقتنع بما قلته فمن المحتمل بأنك لا تستحق أن تتحقق أمانيك |