| Kazma, çok gösterişli bir isim 5 bini var, bakmaktan zarar gelmez. | Open Subtitles | بيكاكس هذا أسم للتباهى ولديه 5 الآلاف للتجارة لا ضرر لالقاء نظرة |
| Eminim iyi arkadaş olmaktan bir zarar gelmez. | Open Subtitles | أنا متأكد من انه لا ضرر في أن أكون ودوداً |
| Ölüm döşeğindeyken, ...bir çaba içinde olmanın zararı yok. | Open Subtitles | لا ضرر إن بذلتُ جهدي قليلاً في أيامي الأخيرة |
| Yapma Jax, arada fahişelerle yapmanın bir zararı yok. | Open Subtitles | تلك الساقطة؟ بربك, لا ضرر في مضاجعة ساقطة بين الفينة و الاخرى |
| Evet, korneasında bir çizik var ama iyileşecek. Kalıcı bir hasar yok. | Open Subtitles | نعم، لقد أصاب بخدش في القرنية لكن سيكون بخير، لا ضرر دائم |
| Duvarda ölü bir kablo oalcak, zararsız | Open Subtitles | سوف يكون سلك ميت في الجدار لا ضرر ، لا خطأ |
| Gelişen meyveye hiç zarar yok. Meyve tutumuna hiç zarar yok. | TED | لا ضرر في الفاكهة النامية. لا ضرر في مجموعة الفواكه. |
| Tıbbi okulda bize öğretilen ilk şeylerden biri "Zarar verme" idi. | Open Subtitles | واحدة من تلك الأشياء التي تعلمتها بالكليّة الطبية كانت , لا ضرر |
| - Mekana Zarar gelmedi. - Tamam. | Open Subtitles | لا ضرر في المكان - حسناً - |
| Her neyse, vakit de epey geç oldu. Bir gece daha beklemenin sakıncası yok. | Open Subtitles | لقد تأخر الوقت , بأية حال لا ضرر من الأنتظار لليلة واحدة |
| Daha önce hiç yemedim ama yeni bir şey denemekten zarar gelmez. | Open Subtitles | لم أجربه من قبل، لكن لا ضرر في تجربة شيءٍ جديد |
| Sizi biraz salmaktan bir zarar gelmez sanırım. | Open Subtitles | أعتقد أنه لا ضرر من إخراجكم قليلاً, أليس كذلك ؟ |
| Her halükârda bize ne olup bittiğini anlatmaktan zarar gelmez. | Open Subtitles | في كلا الحالتين فإنَّه لا ضرر ولا ضرار في إخباركـَ لنا بشأنِ ما يجري |
| Denemekten zarar gelmez değil mi doktor? | Open Subtitles | هناك وأبوس]؛ [س] لا ضرر في محاولة هناك، الطبيب؟ |
| Peki o zaman, bakmaktan kimseye bir zarar gelmez. | Open Subtitles | , حسناً , إذاً لا ضرر من القاء نظرة |
| Ama bir zararı yok. Sadece orada uzaklaşmanıza | TED | ولكن لا ضرر هنا فقط ابتعدت بعيدا |
| zararı yok, zorluğu yok. Üstüne bedavadan bir içki içeceksin. | Open Subtitles | و لا ضرر وستستفيدين بمشروب مجاني |
| - Evet, bilirsin işte, bir zararı yok değil mi? | Open Subtitles | -نعم , أنت تعرف لا ضرر فى هذا , صحيح؟ |
| İki şeyi kanıtlıyor. Birincisi oğlunuzda nörolojik bir hasar yok. İkincisi oğlunuz hayvanları pek tanımıyor. | Open Subtitles | يثبت شيئين، لا ضرر عصبي و ابنك لن يكون طباخاً ناجحاً |
| Kasada ve kompresör kanatçıklarında hasar yok. | Open Subtitles | حسنُ، لا ضرر للهيكل المغطي أو شفرات الضاغط |
| Su onu düzeltiyor. Artık zararsız. | Open Subtitles | الماء يبطل تركيبته و لا ضرر منه الآن |
| zarar yok, hata yok. Defolup gitmeden önce ne konuşmuştuk? | Open Subtitles | لا ضرر و لا عقوبه ما رأيكِ بأن نخرج من هنا ؟ |
| Doktorun ettiği Hipokrat yemini, "önce Zarar verme" diyor. | Open Subtitles | لهو أمر خطير للغاية وقد يكون قاتل يلتزم الطبيب بإتباع وثيقة لا ضرر ولا ضرار |
| - Bunu söylememin bir sakıncası yok sanırım. Rachel 'la Ross 'un bebekleri olacak. - Ne? | Open Subtitles | لا ضرر من إخبارك الأن رايتشل و روس سوف ينجبا طفل |
| Bunda bir kötülük yok. - Bu yaptığın şeyin bir adı var. | Open Subtitles | لا ضرر في هذا - هناك اسم لهذا النوع من ترتيب الأعمال - |