| Uçurtma aslında ipleri kurutmak için kullanılıyordu. | Open Subtitles | هذه الأشكال من الطائرات الورقية تم إختراعها أصلاً لتجفيف الحبال المبللة |
| Tost makinesini ayakkabılarımı kurutmak için kullandıktan sonra bunun için kullanmam pek hoş değildi. | Open Subtitles | لم تكن تملك تلك العلامات الجميلة كالتي من قبل عندما حاولت استخدامها لتجفيف حذائي |
| Saçını kurutmak da yıllar sürüyor! | Open Subtitles | ويستغرق وقت طويل منك لتجفيف شعرك سايمون , الله العالم انك اذا كنت تكره شي ما |
| Ve bunlar da o yaşları kurulamak için kullandıkları mendiller | Open Subtitles | وهذه هي المناديل التي استعملوها لتجفيف دموعهن |
| Göz yaşlarını kurulamak ve onu meşgul etmek için bana geri paslıyorsun. | Open Subtitles | لذا لتجفيف دموعه وإبقائه مشغولاً, تريدين إعادة رميه عليّ |
| Ellerini kurulamak için bunları kullanıyorlar. | Open Subtitles | ويستخدمون هذه لتجفيف أيديهم |
| Ama nelerin bozulduğunu görmek için parçaları kurutmak bile yarım gün alır. | Open Subtitles | ربما, و لكن ذلكَ سيستغرق نصف يوم لتجفيف المحتويات و لمعرفة ما الذي تحطم |
| Hayır, onu sadece benim alt takımı kurutmak için kullanacaktım. | Open Subtitles | لااا,كنت سأستعملها لتجفيف هيكلي السفلي لاحقاً |
| Hemşirelerin, gözyaşı kanallarını kurutmak için yaptıkları bir numara bu. | Open Subtitles | انها... حيلة تستخدمها الممرضات لتجفيف القنوات الدمعية |
| Yaptığın eroini kurutmak ve insanlardan gizlemek için güzel bir mekan. | Open Subtitles | مكان جيد لتجفيف الهيروين وإخفاء الناس |
| Annen orayı eşyaları kurutmak için kullanıyor. Yapma. | Open Subtitles | أمك تستخدمها كحاملة لتجفيف الملابس |
| Şirket yöneticilerinizin, Bay Donaghy, düzenli olarak evlerindeki tenis kortlarını kurutmak için şirket helikopterlerini kullandıkları doğru mu? | Open Subtitles | أصحيح، سيد (دوناجي) أن إداريّوك يستعملون طائرات الشركة المروحيّة لتجفيف ملاعبهم لكرة المضرب ؟ |
| Dreyfuss etrafındaki bataklığı kurutmak için izin almış. | Open Subtitles | (دريفوس) كان قد قدّم طلبًا لتصاريح لتجفيف المستنقعات الموجودة حوله |