| Ama çok sayıda öfkeli insandan şunu duydum: | TED | لكن هذا ما سمعته من الكثير من الأشخاص الغاضبين |
| SW: Çok sıkı çalışırım. GK: Ben de öyle duydum. | TED | سيرينا: أنا أعمل بجد. غايل: هذا ما سمعته. |
| En son sesini duyduğumda gece yarısı otel kapımı çalıyordun. | Open Subtitles | اخر ما سمعته منك وانت تطرق باب غرفتى فى الفندق |
| Son Duyduğuma göre, sürekli seks yasın beş derecesinden biri değildi. | Open Subtitles | آخر ما سمعته , الغزل الدائم ليس أحد المراحل الخمس للحزن |
| Ben ne gördüğümü ve Ne duyduğumu çok iyi biliyorum. | Open Subtitles | .دعيني أخبركِ شيئاً أنا أعرف جيداً ما سمعته و شاهدته |
| - Doğru duymuşsun, dostum. | Open Subtitles | هذا صحيح، ما سمعته صحيح يا صديقي. |
| duyduklarım eşimin söyledikleriyle tam bir tutarlılık içindeydi. | Open Subtitles | ما سمعته أيها المفتش يتطابق تماماّ مع ما قالته لي زوجتي |
| Tek duyduğum şey "Chardonnay" di. | Open Subtitles | ،كل ما سمعته هو صوت شربك للنبيذ مالذي حصل؟ |
| O toplantıda her ne duyduysan sen daha hassas yaptı. | Open Subtitles | ما سمعته في ذلك الاجتماع مهما كان جعلك تشعر بالقرف |
| - O parayı bulacağım. Yemin ederim! - Ben öyle duymadım ama. | Open Subtitles | ـ سوف أدفع لهم، أقسم بذلك ـ هذا ليس ما سمعته |
| Bu geçen dört gün boyunca neler duydum? | TED | الخص ما سمعته من مؤتمر تيد في الايام الاربعة الماضية |
| - Eminim. Seninle işi bittiğinde güzelliğinin bozulabileceğini duydum. | Open Subtitles | بناءً على ما سمعته , لن تكونى جميلة هكذا عندما ينتهى منكِ |
| İyi, bir şeyler duydum. O kulağa idiotik geldi. | Open Subtitles | سمعتُ شيئاً بذلك الخصوص بدا لي ما سمعته غبياً |
| En son duyduğumda, şehirde taksicilik yapıyordu. Tabi bu yıllar önceydi. | Open Subtitles | آخر ما سمعته عنه انه يقود سيارة تاكسي اجره في المدينة |
| Son duyduğumda seninle başka bir öğrenci arasında gidip geliyordu. | Open Subtitles | آخر ما سمعته أن الأمر واقع بينك وبين طالب آخر |
| Son Duyduğuma göre,onun En çok öldürmek istediği kişi sendin. | Open Subtitles | آخر ما سمعته أكثر شخص يريده هو ميتاً هي أنتي |
| Duyduğuma göre şu sıralar etrafta dönen bir işe bulaşmış olabilirsin. | Open Subtitles | ما سمعته ، ربما يجعلك متورطاً في أمراً ما |
| Demek istediğim, o metroda Ne duyduğumu biliyorum. | Open Subtitles | اعني,انا ادرك جيدا ما سمعته في مترو الانفاق والعينات التالفة |
| - Yanlış duymuşsun. | Open Subtitles | من ما سمعته انه مجنون لقد سمعت خطأ |
| Demek duyduklarım doğruymuş. Evine biri taşınmış. | Open Subtitles | اذا ما سمعته صحيح شخص ما يتحرك في منزلك هناك |
| duyduğum şey, gidecekler arasında olduğum ve bunun için çok beklemeyecekler. | Open Subtitles | كلّا، ما سمعته هو أنه سيتم الإستغناء عني ولن ينتظروا إلى الأبد لتحقيق ذلك |
| Sten, yemin ediyorum, hakkimda her ne duyduysan, dogru degil. | Open Subtitles | ستانلي , ما اقوله هو الحقيقة أيآ كان ما سمعته عني فهذا غير صحيح |
| Ben öyle duymadım ama. Benim duyduğum, lanet çeneni bilmediğin bir bok hakkında kapalı tutamıyormuşsun. | Open Subtitles | ليس هذا ما سمعته, ما سمعته انه لا يمكنك اغلاق فمك عن شيء تعرفه |
| Benim hakkımda ne duyduğunu, nerden duyduğunu bilmiyorum ama artık o işleri yapmıyorum. | Open Subtitles | لا أعلم ما سمعته عني أو من أين سمعته ولكن لم أعد أفعل ذلك |
| Evet, Benim duyduğum da buydu. Lastik patlamadan hemen önce. Haklısın. | Open Subtitles | أجل، هذا ما سمعته أنا مباشرة قبل أن ينفجر إطار السيارة |
| Duyduğum kadarıyla, bunu siz istemişsiniz. | Open Subtitles | من ما سمعته فأنك أنت من جلبت هذا على نفسك |
| Benim Tek duyduğum, "bla, bla, bla bilim, bla, büyük kelimesi." | Open Subtitles | كل ما سمعته هو، ثرثرة، ثرثرة، ثرثرة، علميات، ثرثرة، كلمة كبيرة. |
| Bu benim kulağıma gelenler, her neyse. | Open Subtitles | هذا ما سمعته علي ايه حال |