| Yoksa bana hem sürtüğün teki hem de suç ortağı mı diyorsunuz? | Open Subtitles | أو هل تعتقد أنني عاهرة ؟ فضلا عن أنني متواطئة في الجريمة |
| Daha önce böyle bir olay görmüştüm ama bunun ötesinde kadın suç ortağı. | Open Subtitles | سأصدق ان ذلك حصل مرة لكن أي شيء حصل بعد ذلك فهي متواطئة |
| İkizi olduğunu ve diğer kardeşin de suç ortağı olabileceğini ise bu resim sayesinde öğrendi. | Open Subtitles | حقيقة أنّـهُ هناك توأم ،وأنّ الأخت الأخرى رُبّما تكون متواطئة لقد عَرِفَ هذا من الصورة |
| Basın işbirliği yapmaya yanaşmıyor. | Open Subtitles | الصحافة متواطئة بشكل غير متعمد. |
| Ya sen de suç ortağısın ya da tanıdığım en saf kızsın. | Open Subtitles | إمّا أنّك متواطئة أو أنّك أكثر فتاة سذاجة لقيتها قطّ. |
| Yani bunun yıllardır planlanan bir şey olduğu ve hükümetin de... ..suç ortaklarından biri olduğu komplo teorilerini bir kenara bırakırsak birileri seninle irtibata geçmiştir herhalde? | Open Subtitles | أعني، إن لم ننظُر لنظرية المؤامرة أنَّ هذا كان مُخططاً منذُ عقود وأنَّ حكومتنا كانت متواطئة بشكلٍ أو بآخر... |
| Bence baban seni suç ortağı yaptı. | Open Subtitles | أنظري .. أعتقد أن والدك جعلك متواطئة معه |
| Bahsedilmesede bir saldırıya suç ortağı olduğu söz konusu... | Open Subtitles | دون الحاجة لذكر أنها كانت متواطئة في إعتداء |
| Mesela bu sabah basına okuduğun beyanın karımın kaçırılmasını içeren bir planı tetiklediğini biliyor olsaydın bu seni suç ortağı yapar. | Open Subtitles | ذلك سيجعلكِ متواطئة. إن، على سبيل المثال، عرفتِ أن شهادتكِ للصحيفة أثّرت على خطة حرّضت على خطف زوجتي، |
| Akıllardaki soru, hükümetimizin bu yiyecek felaketinde ilgisiz hatta suç ortağı olup olmadığı. | Open Subtitles | السؤال هو ما إن كانت حكومتنا أو لا راضية عن الوضع أو حتى متواطئة مع هذه الكارثة الغذائية |
| Burada olup bitenlerden zerre kadar haberin yok, bu da seni suç ortağı yapıyor. | Open Subtitles | لايوجد شيئ يحصل في هذا المكان وأنتي لا تعلمين به الأمر الذي يجعل منك متواطئة |
| Hayır, öncelikle Yüzbaşı'na yalan söylemek ve komplomuza suç ortağı olmasına neden olmak istemiyorum. | Open Subtitles | لا، والكذب للقبطان هو شيء واحد. جعل له متواطئة في إطار المتابعة هو شيء آخر تماما. |
| - Esas suçlunun Cha Hee Joo'nun etrafından olduğunu ve Cha Hee Joo'nun kurban değil suç ortağı olduğunu düşünüyor. | Open Subtitles | "لأنهُ قال أنّ المحيطين بــ "تشا هي جو هم الخاطفين الأساسيين، و هو يعتقد أنّ "تشا هي جو" ليست ضحية ولكنها متواطئة |
| Bu beni suç ortağı yapar. | Open Subtitles | -هذا يجعل مني متواطئة -لا، لا، أنت آمنت بما تفعلينه |
| Bizim evimizde olduğu için sen de suç ortağı sayılırsın. | Open Subtitles | لقد حدث في منزلنا أنتِ متواطئة في الأمر |
| Şu anda suç ortağı olma ile suçlanmıyorsunuz. | Open Subtitles | الآن انت لست مشتبه به أم متواطئة |
| suç ortağı olduğun babanı! | Open Subtitles | والدكِ الذي أنتِ متواطئة معه كما يبدو |
| Sen de Niles'la işbirliği yapmış olmalısın. | Open Subtitles | على الأرجح أنكِ متواطئة مع "نايلز" |
| Şimdiyse kraliçe, benim ve benim gibileri yakalaması için Russell ile işbirliği yapıyormuş. | Open Subtitles | وأنها متواطئة مع (راسل) للنيل مني، وكل شخص آخر مثلي |
| - Belki işbirliği yaptığımızı düşünüyorsun. | Open Subtitles | -قد تظنين أني متواطئة |
| Neden? Çünkü sen de suç ortağısın. | Open Subtitles | لأنك متواطئة |
| Yani bunun yıllardır planlanan bir şey olduğu ve hükümetin de... ..suç ortaklarından biri olduğu komplo teorilerini bir kenara bırakırsak birileri seninle irtibata geçmiştir herhalde? | Open Subtitles | أعني، إن لم ننظُر لنظرية المؤامرة أنَّ هذا كان مُخططاً منذُ عقود وأنَّ حكومتنا كانت متواطئة بشكلٍ أو بآخر... |