| Durumunu düşünürsek bu pek rahatlatıcı değil. | Open Subtitles | هذا الشيء لي مطمئناً بالاعتماد على حالتك الصحية |
| Yıllardır görmediğin birini savunman bana çok rahatlatıcı geldi. | Open Subtitles | أجده مطمئناً جداً دفاعك عن رجل لم تره منذ سنوات |
| Beni bu kadar iyi tanıyan birinden gelince rahatlatıcı bir şey mi yoksa korkutucu mu bilemiyorum. | Open Subtitles | لست متأكدة إن كان هذا الحديث منذراً أم مطمئناً بما أنني أسمعه من شخص يعرفني جيداً |
| Söylediklerin ne kadar güven verici olsa da birçok insan böyle algılamaz. | Open Subtitles | يبدو ذلك مطمئناً الكثير من الأشحاص لا يرون الأمر على هذا النحو |
| Muhtemelen kendini çok kötü hissediyor. Bu yüzden güven verici birşeyler söyle. | Open Subtitles | الأرجح أنّها تشعر بالاستياء لذا قل كلاماً مطمئناً |
| rahatlatıcı, çünkü sonunda istediğinizi başaracağınıza eminim. | Open Subtitles | أتمنى أن يكون مطمئناً, لأنني واثق أنك ستنتصرين في النهاية |
| Bu bana tuhaf bir şekilde rahatlatıcı geliyor aslında. Hayal kırıklığı ihtimalini eliyor. | Open Subtitles | أجد هذا الأمر مطمئناً بشكل غريب إنه يبعد احتمال الزوال |
| rahatlatıcı bir şey söylemek isterdim, ama biliyorsun, sesim. | Open Subtitles | كنت لأقول شيئاً مطمئناً لولا مشكلة صوتي |
| - Sahi mi? Bana da çok rahatlatıcı gelir. | Open Subtitles | لطالما وجدته مطمئناً بشكل غريب |
| Ölüm fikrini her zaman rahatlatıcı bulmuşumdur. | Open Subtitles | لطالما ظننت أن فكرة الموت أمراً مطمئناً |
| Eğer yalan söylesem, bu biraz rahatlatıcı olurdu. | Open Subtitles | إن كذبت... فسيكون هذا مطمئناً د. |
| - rahatlatıcı haber. | Open Subtitles | -هذا مطمئناً |
| Kulağa güven verici değil aksine ürkütücü geliyor. | Open Subtitles | فهو ليس مطمئناً بقدر ما هو مفزع |
| Bu lafını güven verici bulmadığım için kusuruma bakma. | Open Subtitles | سامحني إذا لم أعتبر ذلك أمراً مطمئناً |
| Oldukça güven verici biriydi... | Open Subtitles | كان مطمئناً جداً |
| Oldukça güven verici biriydi... | Open Subtitles | كان مطمئناً جداً |
| Bunu güven verici buluyorum. | Open Subtitles | أجد هذا مطمئناً |