| Bir viking, Babasıyla birlikte sürgünde yaşamaya zorlanmış biri. | Open Subtitles | ولكنه فايكنج الذى عاش حياة منعزله فى المنفى مع والده |
| Babasıyla birlikte yaşıyor ve ölmüş annesine aşırı bağlı ve... | Open Subtitles | إنه يعيش مع والده ... كما أنه مهووس بوالدته المتوفية |
| Ama aslında sonunda babası ile kendisinin kendi babası ile olan ilişkisine benzer bir ilişkisi olan biriyle tanışmaktan çok heyecan duymuştu. | TED | ولكنه كان سعيداً لانه قابل أحداً أخيراً لديه نفس التجربة مع والده تشابه تلك التي كانت مع فينمان ووالده |
| babası ile tartıştıkları bir gün şöyle bağırmış: "Bana ne yapacağımı mı söylüyorsun? | TED | ذات يوم تشاجر مع والده وصاح، أتملي عليّ ما أفعل؟ |
| Hayatını yoluna koymaya başlamış gibi görünüyor ama şu anda babasının yanında yaşıyor ve işsizlik maaşı alıyor. | Open Subtitles | يبدو أنه قد استقام ولكنه الأن يعيش فى المنزل مع والده ويحصل على راتب البطاله |
| Manny bu hafta sonu babasında biz de Jay'le Vegas'a gidiyoruz. | Open Subtitles | ماني" مع والده هذه العطلة" "لذا أنا و"جاي" سنسافر إلى "فيجاس |
| Avukat ve temyiz işlemlerini babasıyla beraber topladıklarımızla yaptık. | Open Subtitles | لذلك قمنا بجل أموره لدعمه لتجاوز الحال التي وضعنا فيها أنفسنا قمتُ مع والده بكل ما نستطيع للإستئناف |
| Sonra filmin sonunda Babasıyla birlikte bir yakalayışı vardı,sanki... sanki hiç bir zaman bunu yapacak kadar genç olmamış gibi... | Open Subtitles | و فى نهاية الفيلم عندما تورط مع والده مثلما لم يفعل عندما كان صغير |
| Buraya, Japonya'da kambiyo profesörü olan Babasıyla birlikte geldi. | Open Subtitles | لقد أتى لهنا مع والده ونقل تعليمه لليابان |
| Babasıyla birlikte kızın evine devamlı yüzmeye gidiyorlar. | Open Subtitles | وهو يذهب طوال الوقت مع والده لمنزلها للسِباحة هو يُحبها |
| Eğer Babasıyla birlikte çalışmıyorsan, o zaman neden hâlâ hayattasın? | Open Subtitles | إذا كنتِ لا تعملين مع والده فلماذا لا تزالين على قيد الحياة؟ |
| O benimle yaşamıyor. Babasıyla birlikte Fransa'da. | Open Subtitles | إنّه لايسكن معي إنّه يعيش في فرنسا مع والده |
| Bir zamanlar babası ile zeytinyağı işindeydik, ama bu çok zaman önceydi. | Open Subtitles | عملت فى صناعة زيت الزيتون مع والده و لكن هذا منذ فترة طويلة جدأً |
| Bir zamanlar babası ile zeytinyağı işindeydik ama bu çok zaman önceydi. | Open Subtitles | عملت فى صناعة زيت الزيتون مع والده و لكن هذا منذ فترة طويلة جدأً |
| Bir zamanlar babası ile zeytinyağı işindeydik, ama bu çok zaman önceydi. | Open Subtitles | عملت في صناعه زيت الزيتون مع والده و لكن هذا منذ فتره طويلة جدا |
| Fakat bir dizi aracı sayesinde babası ile bir buluşma ayarladım. | Open Subtitles | لكن عبر سلسلة من الوسطاء، استطعت ترتيب لقاء مع والده. |
| babasının yanında tarlada çalışacak. | Open Subtitles | حسنٌ، سيعمل مع والده في المزرعة. |
| Oğlum Bjorn'un dünyadaki her şeyden çok babasının yanında kalmak istediğinin farkındayım. | Open Subtitles | أدري أن ابني (بيون) يريد بشدّة أن يبقى هنا مع والده. |
| Ayrıca Roscoe da bütün hafta babasında yarasa mağarası müsait yani. | Open Subtitles | بالإضافة الي أن " روسكو " مع والده طيلة الإسبوع . لذا كهف الخفافيش متاح |
| babasıyla beraber okudum. | Open Subtitles | ذهبت للمدرسة مع والده. |
| Jake artık bir delikanlı oldu ve babasıyla daha fazla zaman harcaması onun yararına olur. | Open Subtitles | وان من الجيد ان يقضى مزيد من الوقت مع والده |
| Uzun bir dönem. Ama en azından babasıyla iyi vakit geçirebilecek. | Open Subtitles | انها فترة طويلة ولكنه سيتمكن اقله من تمضية وقت نوعي مع والده |
| Ve ölmeden önce yapmak istediği son şey babasıyla balığa gitmekti. | Open Subtitles | وآخر ما كان يريد فعله قبل أن يموت كان بأن يذهب لرحلة صيد مع والده |
| O zaten babasıyla yaşıyor. | Open Subtitles | نحمد الله أنه يعيش مع والده أعني، بالله عليكِ |