| Herkesin gerçek anlamda ünlü olabildiği bir dünyada, insanlara ünlü olmak yerine yetenekli olmaları adına ilham vermeyi umuyorum. | TED | في عالم، حرفياً يمكن فيه لأي شخص أن يصبح مشهوراً، عوضاً عن ذلك آمل أن ألهم الناس ليكونوا موهوبين. |
| 3 yetenekli çift yeni yıI yarışması finaline katılmaya hak kazandılar. | Open Subtitles | ثلاثة أزواج موهوبين سيختارون للتنافس في النهائيات عشيّة رأس السنة الجديدة |
| Birçok yetenekli ve genç müzisyenin yanında bir isim var ki diğerlerinden ayrılıyor. | Open Subtitles | رغم ذلك, وبين الجدد وظهور فنانين موهوبين اسم واحد يقف كقلب و روح |
| Özel bir şeyiniz varsa, onu paylaşmak, saklamak ya da sizin kadar yetenekli olmayan diğer eziklere üzülmek zorunda değilsiniz. | Open Subtitles | إذا كان لديكم شيء مميز ليس عليكم أن تشاركوه أو إخفاءه أو تشعرون بالأسى على الخاسرين الذين ليسوا موهوبين مثلكم |
| Neden ailenin diğer üç yeteneksiz üyesiyle oynamıyorsun: | Open Subtitles | لماذا لا تذهبين للعب مع الثلاثة الأعضاء الغير موهوبين في عائلتنا ؟ |
| Hepimiz de çocuklarımızın mutlaka yetenekli olacaklarını düşünürüz. | TED | وكلنا نعتقد بأن أطفالنا سيكونون موهوبين بشكل خاص. |
| Bu toplantı öncesinde doğal dünyayı çalışanlar yetenekli amatörlerdi. | TED | قبل هذا الإجتماع، كان دارسو العلوم الطبيعية هواة موهوبين. |
| Witney, Berto ve Rafael yetenekli karşılayıcılar. | TED | يعد ويتني وبرتو ورفائيل موهوبين ومرحبًا بهم. |
| Dünyanın dört bir yanından yetenekli bilim insanları arıyoruz, bu protein tasarım devrimine hız kazandıracak ve birlikte beş büyük zorluğa yöneleceğiz. | TED | إننا نبحث عن جذب علماء موهوبين من أنحاء العالم لتسريع ثورة تصميم البروتين، ولنصبح أكثر تركيزًا على تحديات خمسة كبرى. |
| Robards'ın yetenekli müzisyenlere olduğu kadar yetenekli bağışçılara da ihtiyacı var. | Open Subtitles | روبارد تحتاج لموسيقيين موهوبين تماماً كحاجتنا لمتبرعين موهوبين |
| Özel yetenekli gördüğümüz öğrencilere burs veriyoruz. | Open Subtitles | نقدم منحاً مدرسية للطلاب الذين نعتبرهم موهوبين |
| Birçok yetenekli ve genç müzisyenin yanında bir isim var ki diğerlerinden ayrılıyor. | Open Subtitles | و تجعلها قوانين رغم ذلك, وبين الجدد وظهور فنانين موهوبين |
| Ve yetenekli olan bir sürü insanla tanıştım. | Open Subtitles | و كنتُ بصحبة العديد من الأشخاص الذين ظنوا بأنهم موهوبين |
| Bu takımlar, bu arenanın şimdiye kadar gördüğü en azimli ve en yetenekli bükücü üçlüleri. | Open Subtitles | ، وسوف أخبركم هؤلاء هم أفضل ثلاثيات موهوبين وعنيدين شهدتهم الساحة منذ فترة |
| Daha çok arsız bir düşkünlük gibi olduğunu biliyorum ama düşünüyorum da beğendiğim birkaç yetenekli insanı bir araya getirebilir ve işlerine burnumu sokmazsam ortaya değerli bir şey çıkabilir. | Open Subtitles | إنه تحدٍ أعلم ذلك لكني إكتشفت لو أحضرت أشخاصاً موهوبين إخترتهم بنفسي وأفسحت لهم المجال |
| yetenekli insanlar olmadan iyi filmler yapamazsınız. | Open Subtitles | بدون أشخاص موهوبين لا يمكنك أن تصنع أفلام جيده |
| Emrine hazır inanılmaz yetenekli üç paranormalcin var. | Open Subtitles | أنتِ تملكين ثلاثة مختصين بالظواهر الخارقة موهوبين جداً في خدمتكِ. |
| Bize baksanıza. Bizler yetenekli suç çözücüleriz, hepimiz. | Open Subtitles | أقصد، أنظروا إلى حالنا، جميعنا حلالو جرائم موهوبين. |
| Yani sadece Philly'nin en yeteneksiz insanlarını yarışmaya sokar. | Open Subtitles | إنها تأتي فقط بأكثر الناس الغير موهوبين في فيلادلفيا لكي يدخلو المسابقة |
| yeteneklisiniz. | Open Subtitles | أنتم موهوبين. |
| Ama şaşırtıcı şekilde Yetenekliler. | Open Subtitles | و لكنهم أيضاً موهوبين بشكل مدهش |
| Dylan. Dinleyin, bir zamanlar yetenekliydik. | Open Subtitles | (انه (ديلون اسمع هم كانوا موهوبين |