| Sadece senin hâlâ annesiyle yaşayan mini minnacık bir adam olmanla alakalı. | Open Subtitles | هذا يتعلق بواقع أنك رجل نحيل ضئيل لا يزال يعيش مع والدته |
| Listeyle alakası ne? Bak bunların hiç biri programla alakalı değil. | Open Subtitles | ما علاقة هذا بالفقرة لا شيء من هذا يتعلق بفقرتك |
| Burda Konu teslimat. | Open Subtitles | هذا يتعلق بتسليم السلعة كل هذا يتعلق بالتوصيل |
| Kim isterse alsın diye alt çekmecende bıraktığın şu 60 dolar mı Mesele? | Open Subtitles | هل هذا يتعلق بموضوع الـ 60 دولار التي تركتيها متاحة لأي شخص ان يأخذها في دُرجك السفلي؟ |
| Anlamıyorsun sanırım. Senin sözleşmenle ilgili bu. | Open Subtitles | لا اظنك تفهم الامر, هذا يتعلق بعقدك انت |
| Kızıma öğrettiklerinle ilgiliyse bilmem gerekir. | Open Subtitles | إن كان هذا يتعلق بما كنت تعلميه ابنتي، فيجب أن اعلم |
| Yoruma açık, işte bu yüzden Başkan'ın politikaları ve hareketleri ile çok alakalı. | Open Subtitles | ولهذا فإن هذا يتعلق بسياسات الرئيس وأفعاله :ها هى الحقائق |
| Benim ne hissettiğim ve neden hissettiğimle de. Bu seninle alakalı. | Open Subtitles | هذا لا يتعلق بما أشعر أو لا أشعر به هذا يتعلق بك |
| Söylemek istediğim bu Miles'la alakalı değil, bizim için önemli olan insanlar da buna dahil ...ve onlara zarar verecek | Open Subtitles | ما أقوله أنني ارتكبت خطأ هنا نسيت لم أقوم بهذا هذا لا يتعلق بمايلز هذا يتعلق بالناس الذي آذاهم و الذين سوف يؤذيهم |
| Tamamen işin kurallarıyla alakalı. | Open Subtitles | هذا يتعلق بكيفية ثيام الناس بالصفقات سأكون حمقاء لو منحتك كلّ ما أردت |
| -Tamamen kendinle alakalı | Open Subtitles | هذا يتعلق بالصفاء يا رجل يتعلق بالصفاء الذهني |
| Bak, Konu beni sevip sevmemenle ilgili. | Open Subtitles | انظري .. هذا يتعلق بحبك أو عدم حبك لي .. |
| Galiba Pernille özetle şunu söylemeye çalışıyor: Bu Konu sendikaları değil, her vatandaşı ilgilendiriyor. | Open Subtitles | هذا يتعلق بكل مواطن دانمركي ليس فقط اتحاد العمال |
| Tamam, burada Konu dünyaya hâkim olmak. | Open Subtitles | كدت انتهي. حسنا، هذا يتعلق بالسيطرة على العالم. |
| Mesele, kızımın üniversite masraflarını karşılayabilmesi için yüzme bursuna ihtiyaç duyması. | Open Subtitles | هذا يتعلق بإبنتي في الحصول على منحة سباحة كي تدفع تكاليف الكلية |
| Artık bu bir haber değil. Bu seninle ilgili bir Mesele. | Open Subtitles | ليس الأمر متعلق بالقصه الآن بل هذا يتعلق بك أنت |
| Olabilir ama Mesele onlar değil biziz. | Open Subtitles | ربما، لكن هذا لا يتعلق بهم هذا يتعلق بنا |
| Eun Ha, babanla ilgili bu. | Open Subtitles | ولكن هذا يتعلق بوالدك. |
| Bu duruşmayla ilgili. Bu Strauss'la ilgili. | Open Subtitles | هذا يتعلق بالمحاكمة هذا يتعلق بـ(ستراوس) |
| - Kocanın ölümüyle mi ilgili bu? | Open Subtitles | هل هذا يتعلق بموت زوجكِ؟ |
| Ya bunlar sadece erotik asfiksi ile ilgiliyse? | Open Subtitles | أعني، ماذا لو كان كل هذا يتعلق بنشوة الاختناق؟ |