| Şimdi çok şaşırtıcı ve aslında büyüleyici olan şey tüm bunların, omurilik ve Vücut tarafından yapılıyor olmasıdır. | TED | حاليا، شيء واحد رائع ومدهش حقا، حقيقة أن كل هذا يمكن توليده فقط من خلال النخاع الشوكي والجسد. |
| Bu flu resimdeki kişilerin yüzlerine ve Vücut dillerine baktığınızda hepsinin oyun oynamakta oldukları hissine kapılabilirsiniz. | TED | لكن أنظروا على لغة الوجه والجسد للجميع في هذه الصورة الغامضة، ويمكنك أخذ فكرة بأنهم جميعاً كانوا يلعبون. |
| Rahip Coggins her zaman "beden ve ruh" dükkanı işlettiğini söylerdi. | Open Subtitles | الموقر كوجن لطالما قال بأن كان يدير متجراً للروح والجسد معاً |
| Kendi kendinize söz verin, kalp, ruh, beden, hayatınız ve son nefesiniz üzerine. | Open Subtitles | انذروا أرواحكم يا ذوي العزم الروح، والجسد والحياة والرئتان |
| Vücudun ve aklın, temelde iki farklı türden şeyler olduğuna inandı. | Open Subtitles | لقد إعتقد بأن العقل والجسد نوعين من الأمور مختلفة بشكل جوهري |
| Bedensel ve ruhsal açıdan henüz saftı. | Open Subtitles | إنه نقي الروح والجسد |
| Çok tatlı bir gülümsemesi ve güzel bir vücudu var ve beni seviyor. | Open Subtitles | ولديه الابتسامة الأحلي والجسد الأحلي وهو يحبني |
| Bir cengâverin hayatı, fiziksel ve ruhsal olarak saf olmalı. | Open Subtitles | يجب أن تكون حياة المحارب نقية في الروح والجسد |
| Öğrendiğim şeylerden biri Vücut ve akıl arasındaki ikiliğin onarılması gerektiği oldu. | TED | أحد الاشياء التي عرفتها هي ان هناك حوجة لإصلاح الإنفصام ما بين العقل والجسد |
| Sinir impulslarının tutarsızlaşması sonucu olur. Vücut ve zihin arasındaki anlaşmazlık sonucu. | Open Subtitles | نتيجة نبضات عصبية متعارضة، تعارض بين العقل والجسد. |
| Şimdi, çoklu sertleşmede beyinle Vücut arasındaki bağlantı sertleştiriyor. | Open Subtitles | تصلب الشرايين يعيق الأتصال بين المُخ والجسد |
| Her yaşta, diğer birçok ilaçta olduğu gibi, beyin ve Vücut, tekrarlanan kullanımdan sonra esrar için daha az duyarlı hâle gelir, bu, aynı etkilerin elde edilmesinin daha fazla gerektiği anlamına gelir. | TED | في أيّ عمر، وكما مع بقيّة العقاقير، فإنّ الدماغ والجسد يصبحان أقلّ حساسيّة للمارجوانا مع الاستخدمات المتكرّرة، وهذا يعني أنّه سيحتاج إلى كميّة أكبر لتحقيق الآثار نفسها. |
| Kemiklerim, kalbim, damarlarım, ve sinirlerim, ve beden, ve et gerçek değil. | Open Subtitles | عظامي,قلبي,شراييني واعصابي والجسد,واللحم ليسوا حقيقين |
| Her neyse, ben ve iş arkadaşlarım, aramızda bir tane sağlıklı bir zihin ve beden bulamadık. | Open Subtitles | على أية حال، أنا ورفاقي لم نصل للتوحيد بين العقل والجسد بيننا |
| Herhangi bir alet, dalavere ya da makinede ustalaşabilirsin ve beden de sadece bir makineden ibaret. | Open Subtitles | أي أداة، الأداة، مكيدة أو آلة، يمكنك السيطرة عليه، والجسد هو مجرد آلة. |
| Yöntemlerim oldukça travmatize olmuş kişilerde zihin ve beden arasındaki bağlantıları tıkıyor. | Open Subtitles | تعتمد أساليبي على الرابط بين العقل والجسد عندما يتعلق الأمر بأشخاص مٌصابين بصدمات نفسية شديدة |
| Sordum çünkü bazı insanlar, önemli anı aceleye getirirler, Vücudun keşfetmek için beklediği anı. | Open Subtitles | انا اسألك لأن بعض الناس يندفعون تجاه اللحظة المحتومة. والجسد ظمأن للاستكشاف. |
| Vücudun tamamı parlak kırmızı kızarıklarla dolu. | Open Subtitles | والجسد مغطى تماماً بالطفح الجلدي الأحمر المتقرّح |
| Vücudun son baharı | Open Subtitles | الخريف للعظم والجسد اليشم |
| Bedensel ve ruhsal olarak beraber olacağız. | Open Subtitles | سنكون سوية كالعقل والجسد. |
| Ama ayrıca Tok'ra'nın vücudu ve zihni eşit olarak paylaştığı da gerçek. | Open Subtitles | و لكن هناك حقيقة ان التوكرا تتشارك في العقل والجسد |
| İnsanlar ruhsal, zihinsel ve fiziksel besinlerin arayışına girişecek. | Open Subtitles | الناس تتطلع إلى الأمور التي تخاطب الروح والتي تغذي العقل والجسد |