| Böylece yaşlı ve garip biri olduğumu düşünmezler. | Open Subtitles | لكي لا يعتقد الناس بأنني عجوز و غريب. |
| Ve bir de şu bir işim var deyip giden gizemli ve garip kadın var. | Open Subtitles | ....... و ها هى المرأة الاخرى التى التى بشكل غامض و غريب |
| Çok tesadüfi ve garip. | Open Subtitles | أنه أمراً عشوائياً جداً و غريب |
| Yani, buna mecburdun ama hastaneler ürkütücü ve tuhaf. | Open Subtitles | أقصد، أنا أعرف أنه كان يجب عليك لكن إنه مخيف و غريب |
| Birini senin gibi içten, Garip ve açık halde görüp de kafanda dalga geçmene yol açmamasının ne kadar nadir olduğunu biliyor musun? | Open Subtitles | هل تعرف كيف أنه من غير المألوف رؤية شخص يفعل شيئاً صريح جداً و صادق و غريب و أنتَ لا تسخر منه في عقلك |
| O gün, daha sonra ilişkiler hakkında düşünmem gerekti - sizi yeni ve egzotik bir şeye açanlar, | Open Subtitles | لاحقاً بذلك اليوم, بدأت بالتفكير بالعلاقات. هناك تلك العلاقات التي تقدمك لشيء جديد و غريب. |
| Mesela, 3 karışımlı ilacın zalimce ve sıra dışı olduğunu mu söylüyorsunuz? | Open Subtitles | على سبيل المثال , هل تقول ان كوكتيل الـ 3 مخدرات قاسى و غريب ؟ |
| İki kardeş ve bir yabancı. | Open Subtitles | أخان اثنان و غريب ، (إيدي) ، تماما كما خططت لها أتعرف! لقد كان ذلك جميلاً لقدكانذلكجميلاً! |
| Uzun boylu, esmer ve garip. | Open Subtitles | طويل، مظلم.. و غريب |
| Çok tatlısın... ve garip. | Open Subtitles | هذا لطيف .. و غريب |
| Biraz nadir ve garip. | Open Subtitles | هذا نوعا ما نادر و غريب |
| #Çok göz kamaştırıcı ve garip değil mi ? | Open Subtitles | ♪ ملحوظ جدا و غريب ، صحيح ؟ ♪ |
| - Çok üzücü ve garip. | Open Subtitles | - محزن و غريب جدا. |
| Merhaba, tüm bunlar bayağı eğlenceli ve tuhaf ama artık gidebilir miyiz? | Open Subtitles | اسمعوا ، بقدر ما هذا الأمر ممتع و غريب ألا يمكننا من فضلكم تجاوز الأمر فلدي حفلة أريد الذهاب إليها |
| Pekala, tüyler ürpertici ve tuhaf ama... bunların Derek ile ne ilgisi var? | Open Subtitles | حسناً .... مخيف و غريب ولكن ما دخل هذا بـ ديريك ؟ |
| Konuşmanı duyduğumda aklıma iki sözcük geliyor. "Kuruntulu" ve "tuhaf." | Open Subtitles | أفكر بكلمتين حين أسمعك، "موهوم" و"غريب الأطوار." |
| Durumumuz kötü, Garip ve ikimiz de aptalca, yalniz ve utandirici seyler yapacagiz. | Open Subtitles | الامر مبعثر و غريب و سنقوم بفعل أشياء غبية و وحيدة ومحرجة |
| Garip ve ciddi davranıyordu. | Open Subtitles | هو كان جدى و غريب |
| Garip ve yapayalnız bir çocuksun. | Open Subtitles | -انك شئ صغير فريد و غريب |
| Sana sevimli ve egzotik bir şey almak istiyordum. | Open Subtitles | اردت ان اشترى لك شئ جميل و غريب |
| Harika ve egzotik bir yer. | Open Subtitles | . إنه مكان مذهل و غريب |
| Aynen, Christina Bower'ı yaşama şansından mahrum bırakacak kadar zalimce ve sıra dışı. | Open Subtitles | انه بالتأكيد قاسى و غريب ليحرم - كريستينا |
| İki kardeş ve bir yabancı. | Open Subtitles | أخَّان اثنان و غريب . |