| Ayrıca... benim evime dönmemi gerektirecek bir şey de kalmadı. | Open Subtitles | الي جانب لم يتبقي اي شيئ هناك اعود من اجله |
| Ve artık endişelenmene gerek yok çünkü ortada bilinecek bir şey kalmadı. | Open Subtitles | و ليس عليكِ القلق بعد الآن لإنهُ لم يتبقي شىء ليتم إخباره. |
| Sen söyledin, ben duydum ve senin için defolup gitmekten başka bir seçenek kalmadı, anladın mı? | Open Subtitles | أنت قلته وأنا سمعته ولم يتبقي شيء لك لتفعله سوى أنت تغرب عن وجهي، أسمعت؟ |
| Ve derhal şutunu at. Eğer girmezse beş saniyemiz daha kalır. Haydi! | Open Subtitles | و سدد رميتك عندما يتبقي لنا 5 ثواني هيا لنذهب |
| Orada hiçbir şey kalmamış. Yüzeyde hiçbirşey kalmadı Logan. Üs yer altında. | Open Subtitles | لم يتبقي شيء علي السطح , لوجان ان القاعدة تحت الأرض |
| Çabuk gelse iyi olacak, aksi halde fazla bir şey kalmayacak. | Open Subtitles | الأفضل أن يأتوا قريباً وإلا لن يتبقي الكثير |
| - Sadece sen ve ben kaldık. | Open Subtitles | لم يتبقي الا انا وانت |
| Dağılacak olursak hiçbir şeyimiz kalmaz. | Open Subtitles | و اذا افترقنا فلن يتبقي لنا شيئٍ |
| Venice'te bir tane vurdu zaten. geriye parçası kalmadı. | Open Subtitles | لقد ضرب واحده في فينسي الرئيس قال لم يتبقي شئ |
| geriye yenilmeyecek kuru tanelerden başka... bir şey kalmadı. | Open Subtitles | و كل ما يتبقي حبوب منكمشة غير صالحة للأكل و لا شيئ آخر |
| O zaman söylenecek bir şey kalmadı. | Open Subtitles | حسناً، أحزر لم يتبقي شيء للقول، هل هناك؟ |
| Tian Jin'de başka rakibin kalmadı. | Open Subtitles | و هزمت الجميع في المدينه لم يعد يتبقي أحد لتهزمه |
| - Üstüne biraz sosla güzel olabilir. - Başka kalmadı. | Open Subtitles | جيّدة مع القليل من الصوص- لم يتبقي معي أي صوص- |
| Etrafta pek fazla ejderha kılıcı kalmadı. | Open Subtitles | حسنا, لم يتبقي الكثير من السيوف لقتل التنين هذه الايام |
| Genelde geriye bir avuç kül kalır. | Open Subtitles | عادةً كل ما يتبقي هو حفنة من الرماد |
| Yüz bini üçe bölersek 10 kalır, biri taşırsak hayır, üçü taşırsak. | Open Subtitles | مائة الف مقسمة علي ثلاث ...يتبقي 10, مقسومة علي واحد .لا، مقسومة علي ثلاث |
| Evet, 45 dakika kadar, böylece başka kimseye sıcak su kalmamış oluyor. | Open Subtitles | نعم ,لما يقرب من 45 دقيقة لذا لا يتبقي ماء ساخن لأي شخص آخر |
| Öyle çok lagaan alacağım ki sırtınızda paçavranız kalmayacak. | Open Subtitles | ساخذ ضرائب مهوله حتي لن يتبقي لكم خرق باليه لترتدونها |
| Sadece ikimiz kaldık biliyorsun, değil mi? | Open Subtitles | كما تعلم لم يتبقي غير سوانا |
| Beyzbol oynamazsan senden geriye bir şey kalmaz. Sadece bir eşkiya olursun. | Open Subtitles | الن يتبقي لك شئ لو لم تلعب البيسبول ؟ |
| Herneyse, annem için büyük bir kayıptı. geriye hiçbir şeyi kalmamıştı. | Open Subtitles | علي اية حال.تلك كانت صدمتين قويتين لها فلم يتبقي لها احد |
| geriye kemiklerinden başka bir şey kalmayana kadar çürüyen teninin üzerine yağmurlar yağacak. | Open Subtitles | المطر سوف يسقط على جثتك المُتعفنة حتي لا يتبقي شيء منك سوى العظام. |