| Bu sabah doktora gitmek zorundayım. | Open Subtitles | انظري، يتحتّم أن أذهب للطبيب هذا الصباح. |
| Biraz önce o kadını öldürdün. - Kimin tarafını tutmak zorundayım sence? | Open Subtitles | إنّك قتلت تلك المرأة توًّا، من بظنّك يتحتّم أن أنحاز له؟ |
| Lütfen ahbap, geri dönmek zorundasın. Bunu durdurmanın bir yolunu bulmak zorundasın. | Open Subtitles | أرجوك يا صاح، يتحتّم أن تعود، يتحتّم أن تجد طريقة لإيقاف هذا. |
| Kazanmanın bir yolunu bulacağım. Lütfen. Bana güvenmek zorundasın. | Open Subtitles | سأجد طريقة للفوز، أرجوك، يتحتّم أن تثق فيّ. |
| Millet, benimle gelin. Bu adamı bulmak zorundayız. | Open Subtitles | ليأتِ الجميع معي، يتحتّم أن نجد هذا الرجل. |
| Bu bizim için bir yüz karası. Bu şekilde yapmak zorundayız tamam mı? | Open Subtitles | إنّها ضربة موجعة لهيبة الشرطة، لذا يتحتّم أن نجدهم بتكتّم، اتّفقنا؟ |
| Korkarım oturmak zorundasınız, bayan. Bütün masalarımız dolu ve bunlar da sizin aileniz. | Open Subtitles | أخشى أنّه يتحتّم أن يحدث يا سيّدتي، كلّ الطاولات ممتلئة، وهذه أسرتك. |
| Komik tarafından bakmak zorundayım. Çünkü ailemden kaçarken hayatımın bu kasabada sıkışıp kaldığını düşünmeye başlarsam mahvolurum. | Open Subtitles | يتحتّم أن أسخر منها، لأنّي لو بدأت تصوّر حياتي عالقة في هذه المدينة |
| Ben Ellcrys olmak zorundayım. Ancak böyle kurtarabiliriz onu. Herkesi böyle kurtarabiliriz. | Open Subtitles | يتحتّم أن أصير أنا الإلكريس، هكذا يتعين إنقاذها وإنقاذ الجميع. |
| Oğlumu korunmak zorundayım. Böyle olması gerek. | Open Subtitles | عليّ حماية ابني، هكذا يتحتّم أن يكون موقفنا. |
| Hayat kurtarmak için ülkenin öbür ucuna gitmek zorundayım. | Open Subtitles | و الآن يتحتّم أن أقطع كل تلك المسافة عبر البلاد لأنقذ حياة الناس |
| Sanırım sana gerçeği anlatmak zorundayım. | Open Subtitles | أفترض أنّي يتحتّم أن أخبرك بالحقيقة. |
| Yapabilmek zorundasın ama. | Open Subtitles | يتحتّم أن تكون قادرًا على ذلك. |
| Ama saygılarını kazanmak zorundasın. | Open Subtitles | إلّا أنّك يتحتّم أن تحظي باحترامهم. |
| İyi adamlardan olmak zorundasın. | Open Subtitles | لذا يتحتّم أن تكون أحد الأخيار. |
| Halkına merhamet gösteriyor. Ama hala kral olmak zorundasın! | Open Subtitles | باديًا الرحمة لكل رعاياه، لكن ما زال يتحتّم أن تكون الملك! |
| Seth, Mark öldü. Bunu anlamak zorundasın ve ileriyi görmelisin. | Open Subtitles | (سيث)، إن (مارك) فارق الحياة، يتحتّم أن تفهم هذا وتمضي بحياتك. |
| Burada kalmak zorundayız. Artık çok geç. Anladın mı beni? | Open Subtitles | يتحتّم أن نمكث هنا، وقد فات الأوان، أتفهمينني؟ |
| Tek ulus olarak direnmek zorundayız. Aksi halde kendi çıkarlarımız için yok olup gideceğiz. | Open Subtitles | يتحتّم أن نناضل كأمة واحدة، وإلّا سنهلك متشبثين بمنافعنا الخاصّة. |
| Millet, benimle gelin. Bu adamı bulmak zorundayız. | Open Subtitles | ليأتِ الجميع معي، يتحتّم أن نجد هذا الرجل. |
| Siz hazır değilsiniz ama olmak zorundasınız. | Open Subtitles | لستُم مستعدّين، لكن يتحتّم أن تستعدّوا |