| Yani kavga ederler, ayrılırlar ve tekrar barışırlar. | Open Subtitles | فقد كان يتشجاران و ينفصلان و بعدها يعودان لبعضيهما |
| Koç ve May kavga ediyorlar. Onları rahatsız etmeyelim. | Open Subtitles | كوتش و ماي يتشجاران لا نريد ان نزعجهما |
| Ama o an dank etti ki, Earl'le Joy kavga ediyorlardı ve ne zaman kavga etseler, mideme ağrılar giriyordu. | Open Subtitles | ولكنني كنت متضايق أكثر لأن (أيرل) و (جوي) يتشاجران لأنهم عندما يتشجاران دائما ما أصاب بألم فيا المعدة |
| Gene ne için kavga ediyorlar? | Open Subtitles | عن ماذا يتشجاران ؟ |
| - kavga etmiyorlar. | Open Subtitles | هما لا يتشجاران |
| Bir kere Hooli'de iki tane mühendisi feci şekilde kavga ederken gördüm. | Open Subtitles | فى شركه (هولى) رأيت ذات مره مهندسان يتشجاران مشاجره حلقه جداً |