| Ayrıca, Johnny her daim tek başına hareket etmeyi sever. | Open Subtitles | بالإضافة إلى أن جوني لطالما كان يحب أن يعمل منفرداً |
| - Beni kızdırmayı seviyor. - Eminim kendince nedenleri vardır. | Open Subtitles | إنّه يحب أن يُغضبني فحسب أنا واثقٌ بأنّ لديه أسبابه |
| Hiçbir atlet ya da şampiyon, kaybetmekten hoşlanmaz. | TED | اسمعي، لا يوجد رياضيّ أو بطل يحب أن يخسر. |
| Kızıyla biraz daha fazla zaman geçirmeyi seven bir baba. | Open Subtitles | الأب الذي يحب أن يقضي مزيد من الوقت مع ابنته |
| Hiç kimse açgözlü pisliğin biri tarafından aranmak istemez sen bile. | Open Subtitles | لا أحد يحب أن ينعته الناس بالنذل الجشع، ليس أنت حتى |
| Herkes hayattaki en önemli şeyin aile olduğuna inanmak ister. | Open Subtitles | الجميع يحب أن يعتقد أن هناك شيء أعمق من الأسرة. |
| Kız arkadaşının onu bir arkadaş ortamında başka bir pencereden görmesini istiyor. | Open Subtitles | يحب أن تراه صديقته مع صديقه، حتى ترى نافذةً على شخصيته خارج المواعيد |
| Kalesini yabancıların kafalarıyla dekore etmekten hoşlanır. | Open Subtitles | إنه يحب أن يزين أشجاره برؤوسهم |
| Bazıları bu fikri arkadaş ve aileleriyle paylaşmayı bile sever. | Open Subtitles | البعض يحب أن يحظى بتلك الفكرة مع العائلة أو الأصدقاء. |
| Başka bir şirketteki bir yetkili hedef takibinde eskiden nasıl uzmanlaştığını anlatmayı sever. | TED | مدير تنفيذي في شركة أخرى يحب أن يشرح كيف اعتاد أن يكون خبيرًا في متابعة مراحل العمل. |
| Aslında, Bob Dole sadece, Bob Dole'un Bob Dole hakkında konuştuğunu duymayı seviyor. | Open Subtitles | بوب دول يحب أن يسمع بوب دول يتحدث عن بوب دول بوب دول |
| Satranç ustası... bir çeşit matematik dahisi, bunu da poker oynayarak kanıtlamayı seviyor. | Open Subtitles | موهوب في الشطرنج. عبقري في الرياضيات و يحب أن ثبت ذلك بلعب البوكر. |
| Bernie, Harry "Tanrı aşkına" denmesinden hoşlanmaz. | Open Subtitles | بيرني.. هاري لا يحب أن يقول الناس بحق المسيح |
| Evet, kimse terli bir gelinden hoşlanmaz. | Open Subtitles | نعم, لا أحد يحب أن يكون لديه عروس متعرقة |
| Ama bir soruyu iki kez sormayı seven bir adam değilimdir. | Open Subtitles | لكنني لست من النوع من الرجال الذي يحب أن يسأل مرتين |
| Ayaklarıma sürtünmeyi seven bir erkek arkadaşım olmuştu. | Open Subtitles | كان لي مرة صديق يحب أن يحك قضيبه بين أصابع أرجلي, |
| Sanırım okul hakkında "çöküşte" diye söylentileri de duymak istemez. | Open Subtitles | انه لا يحب أن تحصل الكلية على سمعة منحطة. |
| Hiçbir mahkeme yargıcı... kendi kurallarının hiçe sayılmasını istemez. | Open Subtitles | لا يوجد قاض يحب أن تنعكس الأحكام التي يصدرها عليه |
| Fakat büyük güçler beraberinde büyük sorumluluk getirir ve herkes, eğer böyle güçlerimiz olsaydı sadece iyilik için kullanacağını düşünmek ister. | TED | ولكن مع القوة العظيمة تأتي مسؤولية عظيمة، الكل يحب أن يعتقد أنه بامتلاكنا لهكذا قوة، سنستخدمها في سبيل الخير فقط. |
| Ne istiyor? | Open Subtitles | مالذي يريده؟ إنه غبي , أنة يحب أن يسمع صوتة فقط يتحدث |
| Bay Galvan istediği şeyleri elde etmekten hoşlanır. | Open Subtitles | السيد (كالفن) يحب أن يحصل على ما يريد. |
| Adamımız oysa, her şeyin denetiminde olduğunu hissetmek isteyen biri. | Open Subtitles | أذا كان هو الرجل المطلوب هو يحب أن يكون المسيطر |
| Duşta country ve western şarkıları söylemeyi severdi. | Open Subtitles | أنه يحب أن يتظاهر أنه مغني من مغنيين الريف الأمريكي أثناء الاستحمام |
| Buraya ne sokup sokmadığına dair dikkat çekecek tipleri de pek sevmiyor. | Open Subtitles | ولا يحب أن يلفت الناس الانتباه إلى ما لديه، الصادر والوارد، حسن؟ |
| Baksana, beni yalıyor çünkü hoşuna gidiyor. | Open Subtitles | هل يعجبك ذلك؟ انه يلعقني لأنه يحب أن يلعقني |