| Özel bir şey değil. Güzel evimiz için makarna yaptım. | Open Subtitles | لا شيء خاص , مجرّد معكرونة جلبتُها من مطعم عادي |
| Özel bir şey değil de görünen o ki mahkeme Jae Wook'un başvurusunu kabul etti. | Open Subtitles | لا شيء خاص. يُقال بأنّ المحكمة منحتْ جاي ووك .استئنافًا للقضية الأسبوع المقبل |
| Özel bir şey değil. | Open Subtitles | لا شيء خاص. |
| Cinayet silahı da öyle Özel bir şey değil. | Open Subtitles | سلاح قتلِ لا شيء خاصّ أمّا. |
| - Özel bir şey değil. | Open Subtitles | لا شيء خاصّ. |
| - Özel bir şey değil yani. - Elbette özel Lou. | Open Subtitles | لا شيء مميز أوه، هذا مميز يا لوو |
| Özel bir şey değil... | Open Subtitles | لا شيء خاص |
| - Özel bir şey değil. | Open Subtitles | لا شيء خاص |
| - Özel bir şey değil. | Open Subtitles | لا شيء خاصّ. |
| Özel bir şey değil. Neden sordun? | Open Subtitles | لا شيء خاصّ. |
| Söyle bakalım, nereye gidiyoruz? Özel bir şey değil. | Open Subtitles | لا شيء مميز عشان وفيلم فقط |
| Balık fileto, Özel bir şey değil. | Open Subtitles | أصابع البطاطا, لا شيء مميز. |