| Eğer Veronica böyle toplantılarda benimle alay edecekse burada kalamam. | Open Subtitles | لا أستطيع تحمل فيرونيكا و هي تسخر مني في الإجتماعات |
| Artı, sanırım halüsinasyon görüyorum çünkü kaslarının benimle alay ettiklerini duyduğuma eminim. | Open Subtitles | إضافةً، أعتقد أنني أهلوس لأنني موقن أني سمعتُ عضلات ذراعك تسخر مني |
| Hayır, benimle alay etmiyorlar. Sadece yeni olduğum için şaka yapıyorlar. | Open Subtitles | لا ، إنهم لا يسخرون مني بل يتعبوني لأنني الصبي الجديد |
| Los Angeles'da üç tane, Phoenix'de de iki tane orospu benimle alay etmişti. | Open Subtitles | هناك ثلاث كلبات في لوس انجليس واثنان في فينيكس لذلك تعبث معي |
| Asla uyumayacak ve bir takım sınavların benimle alay etmesine izin vermeyecektim. | TED | لذا كان من المستحيل أن أنام وأترك مجموعة من الإمتحانات تهزأ بي. |
| Almanya'da benimle alay eden küçük ahmak, Martin Gumbel'a. | Open Subtitles | مارتن غامبل، ذاك التافه الذي كان يسخر مني في ألمانيا |
| benimle alay mı ediyorsun, anlayamıyorum. | Open Subtitles | لا استطيع ان اقول انك تسخر منى |
| benimle alay etmene gerek yok. | Open Subtitles | لستِ بحاجة لأن تسخري مني |
| benimle alay etmemelisin. Bu konuda iyi değilimdir zaten. | Open Subtitles | لا بد وأنك تمزح معي أنا لا أجيد المزاح |
| Ve kadınlar... onları sevdiğim için, benimle alay ediyorsun. | Open Subtitles | ..وأما بالنسبةإلى النِساءِ. يمكنك أن تسخر مني بأنّني أَحبُّهم. |
| Takım arkadaşlarınla birlikte benimle alay ettiğini gördüm. | Open Subtitles | لقد رأيتك تسخر مني مع رفاقك بلعبة اللكروس |
| Anlayamıyorum. Takım arkadaşlarınla birlikte benimle alay ettiğini gördüm. | Open Subtitles | لقد رأيتك تسخر مني مع رفاقك بلعبة اللكروس |
| Diğer çocuklar benimle alay ederdi çünkü büyükbabamlar Kore'den gelmişti. | Open Subtitles | الأولاد الآخرون كانوا يسخرون مني لأن أجدادي أتوا من كوريا |
| İnsanlar kötü şans getirdiğimi söylüyorlar. benimle alay ediyorlar. | Open Subtitles | الناس كانوا يقولون أني أجلب الحظ السيئ وكانوا يسخرون مني |
| İngilizce dersindeki en iyi öğrenciydim, ama herkes benimle alay ederdi. | Open Subtitles | كنت الأفضل بصف اللغة الإنجليزية، لكن كان الجميع يسخرون مني. |
| benimle alay etmek seni eğlendiriyor değil mi? | Open Subtitles | هل تعبث معي لأنك تستمع بذلك؟ وما السبب الآخر؟ |
| benimle alay etme, avukatın geciktiriyor. | Open Subtitles | لا تعبث معي فمحاميك يؤجل القضية |
| Yüzündeki ifadeyi görmeliydin sanki benimle alay ediyordu. | Open Subtitles | ولكن كان يجب ان ترى النظرة على وجهها بدت كما لو انها تهزأ بي |
| Ama yüzüme baka baka benimle alay etmenize ve işkence yapmanıza izin vermeyeceğim! | Open Subtitles | ولكن لن أسمح لأي أحد أن يسخر مني |
| - benimle alay mı ediyorsun? | Open Subtitles | أنت تسخر منى أليس كذلك؟ لا. لا. |
| benimle alay etme. - benimle alay etme... | Open Subtitles | لا تسخري مني لا تسخري مني |
| - Umarım kendinizin efendisisinizdir? - benimle alay etmeyin Bayım. | Open Subtitles | أنت سيد نفسك ,أرجو هذا لا تمزح معي |
| Sıcak çikolata sipariş ettim diye benimle alay etmediğin için sağ ol. | Open Subtitles | شكراً لعدم السخرية مني لطلبي شوكولاته ساخنه وحاولي الدخول إلى الفيس بوك |
| benimle alay ediyorsan, seni gebertirim! | Open Subtitles | إذا كنت تستهزء بي, فسوف أقتلك. |
| Eğer herhangi biri kayınbabamla yaşayacağım için benimle alay edecekse, umrumda değil. | Open Subtitles | إذا سخر مني أي أحد لجلوسي مع أهل زوجتي فلن أهتم |
| Nehrin çağlama sesi bile neredeyse benimle alay ediyor gibi. | Open Subtitles | حتى صوت النهر يبدو أنه يضحك عليّ |
| Sanki eski usta benimle alay ediyordu. | TED | وكأن فنان اللوحة القديمة يستهزئ بي: |
| Babam beni doktora götürüp siğili yaktırdı ve sonrasında kimse benimle alay etmedi. | Open Subtitles | وتعلم, جلب أبّي طبيباً وأزال ذلك الثؤلول. وبعد ذلك لم يسخر منّي أحد على الإطلاق. |
| Sınıftaki kızlar benimle alay ediyorlar. | Open Subtitles | الفتيات بالصف يسخرن مني |