| Bir çocuk onu benzin istasyonunun on mil doğusundaki arazide bulmuş. | Open Subtitles | وجد بعض الطفل هذا في الصحراء عشر أميال شرق محطة البنزين. |
| Sonra telefon kulübelerine doğru git. benzin istasyonunun oradaki caddenin karşısında. | Open Subtitles | واعبرى الشارع الى كابينة الهاتف فى محطة البنزين |
| Eski bir benzin istasyonunun yanında küçük bir aile işletmesi menü tamamen japonca. | Open Subtitles | مكان رطب وصغير الذي يعمل بجانب محطة بنزين قديمة قائمة الطعام كلها باليابانية |
| Memur bey, en yakın benzin istasyonunun nerede olduğunu söyleyebilir misiniz? | Open Subtitles | معذرة أيها الضابط، هلا تخبرني أين أقرب محطة بنزين ؟ |
| Kalkarım, dışarı çıkarım, benzin istasyonunun bittiği yerdeki kaldırımın kenarında dururum, ötesi karayoludur. | Open Subtitles | لذا قد نهضت, و مشيت خارجا و ثم وقفت على الرصيف الذي تنتهي إليه محطة الوقود كما تعلم, مكان مدخل السيارات |
| O zaman Jones adamlarını benzin istasyonunun oradan-- | Open Subtitles | لذا بامكان جونز ان يوجه رجاله بعيدا الى محطة الوقود |
| benzin istasyonunun sahibiyle bir buluşma ayarladım... Mary Ann Farmer. | Open Subtitles | لقد رتبت لقاء مع مالكة المحطه ماري آن فارمر)) |
| O yüzden o minibüsü çalacağız ve insanlara o benzin istasyonunun hiçbir zaman teklif edemeyeceği bir şey teklif edeceğiz. | Open Subtitles | ثم نقوم بأخذ هذه العربة وسنعرض علي الناس عرض لم تقوم به محطات الوقود |
| Beni o benzin istasyonunun arkasında bir başıma bıraktığını hatırlıyorum. | Open Subtitles | أذكر أنك تركتنى عندما كنت أتبول خلف محطة البنزين |
| Gümüş ağacının yukarı tarafında benzin istasyonunun arkasında bir otobüs durağı var | Open Subtitles | هناك محطة باص خلف محطة البنزين أعلى الشجرة الفضية |
| Jenna'nın annesi onu benzin istasyonunun tuvaletine bırakmak istedi. | Open Subtitles | والدة جينا كانت تريد أن تتركها في حمام محطة البنزين |
| Dan Stanton, hırdavat dükkanı ve benzin istasyonunun sahibiyim. | Open Subtitles | دان ستانتون ، أنا أملك مخزن الأجهزة و محطة البنزين |
| Hayır, bir benzin istasyonunun tuvaletindeydik. | Open Subtitles | كلا .. لقد فعلناها فى حمام محطة بنزين وهذا لم يكن سهلاً |
| 1 ay boyunca bir benzin istasyonunun tuvaletinde yaşadıktan sonra umumi tuvaletleri kullanmayı bırakmamış mıydın sen? | Open Subtitles | بعد ان اقمت في حمام محطة بنزين لمدة شهر؟ |
| Her benzin istasyonunun deposunda bin aracı doldurmaya yetecek kadar benzin olduğunu söylerler. | Open Subtitles | أي محطة بنزين لديها خزان يكفي لـ ألف سيارة على الأقل |
| Dinlence merkezinin arkasındaki benzin istasyonunun güvenlik görüntüleri. | Open Subtitles | فيديو مراقبة من محطة بنزين خلف مركز الترفيه |
| benzin istasyonunun yanında bir çiftlik evinin bodrumunda kilitli kaldım. Bana yardım etmen lazım. | Open Subtitles | أنا مسجون في الطابق السفلي من المنزل في محطة الوقود , أنا بحاجة لمساعدتك |
| Ama hepinizin onu kasabamızdaki tek benzin istasyonunun sahibi olarak tanıdığına eminim. | Open Subtitles | لكن أنا اعرف كلكم تعرفونه كالرجل الذي يملك محطة الوقود الوحيدة في البلدة |
| Bu benzin istasyonunun sahibi M. Jagger'mış. | Open Subtitles | عندما كنت أقوم ببعض البحوث لكتابي وهذه محطة الوقود ُملك |
| benzin istasyonunun sahibiyle bir buluşma ayarladım... Mary Ann Farmer. | Open Subtitles | لقد رتبت لقاء مع مالكة المحطه ماري آن فارمر)) |