| Ben, Daniel Cheston. Öğrenci temsilcisiyim. | Open Subtitles | مرحباً أنا (دانيال تشيستن) أنا نائب رئيس مجلس الطلاب |
| Bay Cheston sana kuralları anlatmayı kabul etti. | Open Subtitles | السيد (تشيستن) وافق على إطلاعك على المكان. |
| Herkes Daniel olabilir. Ama sen Cheston olacaksın. | Open Subtitles | يمكن لأي أحد أن يكون (دانيال) ولكن أنت عليك أن تكون (تشيستن). |
| Bir kaza olmuş. Cheston Meydanı, 44 numara. Biliyorsun, şu elçilik binası. | Open Subtitles | . "وقع حادث في 48 ساحة "شيستون تلك السفارة التي تعرفها |
| - Evet, Baines. 48 Cheston Meydanı. | Open Subtitles | 48ساحة "شيستون |
| Cheston, günün birinde benim yaşıma geleceksin. Böyle bir geceyi kaçırdığını hatırlamak istemezsin. | Open Subtitles | (تشيستن) , في يومٍ ما ستكون في عمري ولا تريد أن تندم على ليلة كهذه. |
| Çok zekiydi, eli yüzü temizdi. Cheston, onu aklına gelebilecek en iğrenç şekilde istiyordum. | Open Subtitles | كانت ذكية جداً ونظيفة و يا (تشيستن) أردتها |
| Ardından, Cheston cevabından sonra, karnıma bir Joe Frazier kroşesi yemiş gibi oldum. | Open Subtitles | ويا (تشيستن) جوابه كان بمثابة لكمات (جو فرايزر) شمال يمين على المعدة |
| Ben, Cheston ona önem verdiğini düşünüyor. | Open Subtitles | بربك (بن) , (تشيستن) يعتقد بأنك تهتم لأمره. |
| Evet, çünkü bu içkiyi yüzüne fırlatmayı planlıyorum ama yapmayacağım, çünkü az önce denediğin şeyi Cheston'ın öğrenmesini istemiyorum. | Open Subtitles | نعم, لأنني أفكر في سكب هذا الشراب على وجهك ولكنني لن أفعل لأنني لا أريد (تشيستن) أن يعلم عن فيما تحاول |
| Faydası dışında, ki faydası da var Cheston ve ben birbirimizi anlıyoruz. | Open Subtitles | بالأضافة إلى الأمور التي تحصى والتي هي أنا و (تشيستن) متصلين ببعض وهوودودولطيف, |
| Cheston, kız arkadaşın var mı? | Open Subtitles | (تشيستن) هل لديك فتاة؟ |