| Buluşacakları gemi ya da denizaltıya misilleri çekmek için kullanacakları raylı sistem için. | Open Subtitles | لقد قاموا بنظام تسييج لكى ينزِلوا الصواريخ من على السفينة أو الغواصة سيلتقون |
| denizaltıya ateş eden tayfamızın da çok güzel bir resmini yakaladım. | Open Subtitles | طلقة جميلة من طاقم المدفع إطلاق النار اصبح على الغواصة. |
| Varsa... Hayatta kalanları aramak için denizaltıya girecek dalgıçlar gerekiyor. | Open Subtitles | نريد من الغطاسين دخول الغواصة للبحث عن الناجيين |
| denizaltıya girdiğimde ve o kapak kapandığında aşağı inip yukarı geri çıkacağımdan eminim. | TED | فعندما أنزلُ إلى الغوّاصة وتُغلق فتحتها، أشعرُ حقيقةِ بأنّي واثقٌ بالنزول والعودة إلى الأعلى مجدّداً. |
| Araba tamircisi ya da hademe olacağımızı söyleselerdi kimseyi o denizaltıya binmeye ikna edemezlerdi sanırım. | Open Subtitles | لما استطاعوا خداع أحد بركوب الغوّاصة لو أخبرونا بأنّا سنصبح ميكانيكيّين وعمّال نظافة |
| Onun için bir denizaltıya ameliyat ekibi ve mürettebat yerleştireceğiz onu küçültüp bir atardamardan içeri enjekte edeceğiz. | Open Subtitles | ولذلك سوف نقوم بوضع غواصة وبداخلها فريق طبى وسوف نقوم بتصغيره جدا ونقوم بحقنه فى الشريان |
| Jonas, Davis ve Jacob'ı denizaltıya götür. Orada bekle. | Open Subtitles | جوناس خذ دايفيس وجاكوب وعودو للغواصة.إنتظرو هناك |
| Radtchenko, Vadim. Tecrübesiz bir reaktör subayını denizaltıya aldın. | Open Subtitles | ضابط المفاعل الغير مختبر الذى وضعته على الغواصة |
| denizaltıya bir kadının girmesi büyük rahatsızlık yaratır. | Open Subtitles | ومقابلة المجندين حسـنا ان فكرة وجود إمرأة على متن الغواصة أمر صعب |
| denizaltıya adım atmadan önce dosyalarını inceledim. | Open Subtitles | لقد قابلت هؤلاء الرجال الجدد وتم امتحانهم قبل وجودهم على الغواصة |
| Biri bu denizaltıya içerden nasıl zarar verebilir? | Open Subtitles | حاضر قبطان ما هي المخاطر الموجودة داخل الغواصة |
| Destroyeri bana bırak, sen şu denizaltıya bak | Open Subtitles | لقد تركتني أقلق حول المدمرة فقط ابقى على تلك الغواصة |
| O denizaltıya girmek için yeterli insan gücümüz ya da kaynağımız yok. | Open Subtitles | ليس لدينا الأفراد أو المصادر المناسبة لاقتحام الغواصة |
| Ya denizaltıya el koyar ve kimse farkına bile varamadan adadan ayrılırız. | Open Subtitles | إمّا أن نصادر الغوّاصة ونغادر هذه الجزيرة قبل أن يعلم أحد ما برحيلنا |
| Karımın hâlâ adada olma ihtimâli varken denizaltıya binmem. | Open Subtitles | لن أركب تلك الغوّاصة إن كان هنالك احتمال بأنّ زوجتي لا تزال في هذه الجزيرة |
| Kadınları ve çocukları denizaltıya bindirip buradan gönderin. | Open Subtitles | أركب النساء والأطفال الغوّاصة وأخرجهم من هنا |
| Üç yıl önce bu denizaltıya binmek istediğinde kabul etmeliydim. | Open Subtitles | كان يجب أن أصغي إليكِ عندما أردتِ ركوب الغوّاصة قبل 3 أعوام |
| Rıhtıma gittiğimizde onun denizaltıya binmemesini sağlayacaksın. | Open Subtitles | حالما نصل للرصيف تأكّد من أنّه لن يركب تلك الغوّاصة |
| Her denizaltı o özel denizaltıya eşsiz izlenime neden olan bir çeşit radyo aktif atık yayar. | Open Subtitles | كلّ غوّاصة تبعث نوع من الفضلات المشعّة التي تحمل أثر فريد إلى ذلك غواصة معيّنة, برهان الإمتلاك |
| Bu adamlar en önemli denizaltıya nasıl girebiliyorlar? | Open Subtitles | كيف تمكن هؤلاء من الدخول إلى غواصة في المقام الأول؟ |
| Peşinizden denizaltıya gelmeseydim ikiniz giderdiniz ve o ölmezdi. | Open Subtitles | إن لم أكن آتيت خلفكم للغواصة لكنتما رحلتما، وما كانت لتموت. |
| Bu pislikler bizi yarın denizaltıya bindirip Tahiti'ye götürecekler. | Open Subtitles | سيركبنا الوغد غوّاصتهم غداً ويرسلنا إلى (تاهيتي) |