| Dalağınızda yırtık var ve karnınızın içini kanla dolduruyor. Bunu durdurmalıyız. | Open Subtitles | لقد انفتق طحالك و ينزف ببطنك، و يجب أن نوقف هذا |
| Dalağınızda yırtık var ve karnınızın içini kanla dolduruyor. Bunu durdurmalıyız. | Open Subtitles | لقد انفتق طحالك و ينزف ببطنك، و يجب أن نوقف هذا |
| Şu anda ona da aynı şeyi veriyor olabilir. Bunu durdurmalıyız. | Open Subtitles | على الارجح انه يقوم باعطائها ذلك العقار الان يجب ان نوقفه |
| Bireyler olarak cinsiyetçi şiddeti gördüğümüz anda durdurmalıyız. | TED | يجب علينا كأفراد إيقاف العنف ضد المرأة كلما حدث. |
| Bu yüzden onu durdurmalıyız ki tekrar yapamasın. | Open Subtitles | أعلم لهذا يتوجب علينا إيقافه حتى لايقوم بذلك مجدداً |
| Onları durdurmalıyız! On sene önce uzaylılar beni kaçırmışlardı! | Open Subtitles | يجب أن نوقفهم لقد اختطفتني المخلوقات الفضائية من عشر سنوات |
| Onu durdurmalıyız. Bir şekilde mesaj göndererek ona umut vermeliyiz. | Open Subtitles | يتحتّم أن نوقفها ونمدّها بأمل، لنرسل لها رسالة بطريقة ما. |
| Ölümler artmaya başladı. Artık karşı koyup bu katilleri durdurmalıyız. | Open Subtitles | هناكالكثيرمن حوادثالموت، حان الوقت لنقاوم ، و نوقف أولـَئكَ القتلة. |
| Hatırı sayılacak kadar ebelik yapmıştım. İlk olarak kanamayı durdurmalıyız. | Open Subtitles | لقد كنتُ قابلةً لمدّة، أوّل شيء، علينا أن نوقف النّزيف. |
| Ve Özbekistan, Kazakistan, Tacikistan'dan... ...insanları görünce... ...programı durdurmalıyız. | TED | وحيث لدينا ناس من أوزباكستان، كازاخستان، طاجاكستان، يجب أن نوقف البرامج. |
| Çok aşırıya gitmeden bunu durdurmalıyız. | Open Subtitles | لابد أن نوقف هذا قبل أن تبلغ مداها البعيد. |
| Danny'e sempati duyuyorsun ama yine tehlikeli bir şey yapmadan onu durdurmalıyız. | Open Subtitles | انت متعاطفه مع دانى لكن إحنا عايزين نوقفه قبل مايقتل حد |
| Bekle, imgemde, sanırım nereye gittiğini biliyorum. Onu durdurmalıyız. | Open Subtitles | انتظروا، رؤيتي، أعتقد أنني أعرف إلى أين ذهب، يجب أن نوقفه |
| Fakat artık buraya almaya geldiği şeyi almadan onu durdurmalıyız. | Open Subtitles | ولكن الآن يجب أن نوقفه قبل أن يحظى بما أتى من أجله |
| Kısaca, HIV yavaş yavaş yok olana kadar bulaşıcılığını durdurmalıyız. | TED | علينا ببساطة إيقاف انتقال فيروس الإيدز حتّى يتلاشى نهائيًّا. |
| Ben seni tanımıyor olarak uyanmadan onları durdurmalıyız. | Open Subtitles | أريد إيقاف الأمر قبل أن أصحو ولا أعرفك بعد ذلك |
| İçeride ne olduğunu bilemesek de bu şeyi durdurmalıyız. | Open Subtitles | ،لا توجد أية طريقة لمعرفة ما بالداخل و لكن يجب علينا إيقافه. |
| Onları durdurmalıyız. 10 yıl önce uzaylılar tarafından kaçırıldım. | Open Subtitles | يجب أن نوقفهم لقد أختطفتنى المخلوقات الفضائية من عشر سنوات |
| Bizim tarafın da karşılık vermesi fazla sürmez. Eğer bu işe dahil olan biri varsa, onu hemen durdurmalıyız. | Open Subtitles | اذا كان هناك شخص اخر متورط فى ذلك ، فيجب ان نوقفها الان. |
| Başkalarını ya da seni incitmeden onları durdurmalıyız. | Open Subtitles | لأنه علينا إيقافهم قبل أن يقتلوا أي شخص آخر، أو يقوموا بإيذائك |
| Gerçek şu ki, Sauvage tacı taktığı anda.... sevdiğim ülkeye istediği herşeyi yapabilecek ve... bu yüzden sen ve ben onu durdurmalıyız. | Open Subtitles | في الحقيقه انه في اللحظه التي يضع سوفاج التاج على رئسه سيكون قادراً على فعل ما يشاء بالبلد التي احبها ولهذا انا و انت يجب علينا ايقافه |
| Bunu anlayamıyorum çünkü eğer salınımların durması gerekiyorsa o zaman salınımları durdurmalıyız. | TED | لا أفهم ذلك، فإذا كان للانبعاثات أن تتوقف، فيجب علينا إيقافها إذاً. |
| Hareket halindeyse durdurmalıyız. | Open Subtitles | إن كان هذا الصندوق يتحرّك، فعلينا أن نمنع ذلك |
| Acilen savcıyı ara. Duruşmayı durdurmalıyız. | Open Subtitles | استدعاء المدعي العام على الفور لدينا لوقف المحاكمة |
| Hayır, tünelleri yayılmadan durdurmalıyız. | Open Subtitles | لا ، يجب أن أذهب سريعا لإيقاف الأنفاق قبل أن تنمو |
| Benim yüzümden daha fazla insan ölmeden bunu durdurmalıyız Nathan. | Open Subtitles | علينا ايقاف هذا نايثن قبل ان يموتو ناس اكثر بسببي |
| Bu bizim sorumluluğumuz. Onu durdurmalıyız. | Open Subtitles | هذهِ مسؤوليتنا علينا أن نوقفهُ |
| Yenilenmeden onu durdurmalıyız. | Open Subtitles | يجب أن نمنعه من أن يتشكل |