| Sizi almaya geliyoruz. Ve hiçbir tavan kapısı bizi durduramaz. | Open Subtitles | نحن قادمون للنيل منك ولن يوقفنا أي باب سقف وهمي |
| geliyoruz, ellerinle büyük bir isyan başlattın. | Open Subtitles | نحن قادمون او ستحصل على اظطرابات لعينة على يديك |
| Göle geliyoruz. Yirmi kilometrede tek su o. | Open Subtitles | نحن قادمون على البحيرة هذا هو الماء فقط في 20 ميلا |
| -Sanderson. Doğuya ateş etmeyin, tekrar ediyorum, ateş etmeyin. Size doğru geliyoruz. | Open Subtitles | لا تفعل، أقولها ثانية، لا تطلق النار علي الشرق سنأتي إليك |
| -O zaman bir şeyler oluyor. Oraya geliyoruz. | Open Subtitles | إذن هناك شيئاً يقع بالفعل، نحن فى طريقنا إليك |
| Başbakanla bu konu hakkında biraz önce yaptığımız... oldukça önemli ve açıklayıcı bir toplantıdan geliyoruz. | Open Subtitles | اننا قادمين للتو من جلسه قصيره جدآ و قاسيه مع رئيس الوزراء بخصوص هذا الشأن |
| Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere. | TED | لقد أتينا من مكان ما ونسافر على أمل كل الأوقات، نذهب بإتجاه أماكن جديدة. |
| Gen. McAllister, burası Delta Bir. geliyoruz. | Open Subtitles | جين ماكليستر ، هذه دلتا 1 ، نحن قادمون حول |
| Her biri en az 90 kilo taşır. geliyoruz! | Open Subtitles | كل منهما يمكنه حمل على الاقل 200 باوند قادمون |
| Sen rıza göstermesen de fark etmez. Biz de geliyoruz delikanlı. | Open Subtitles | تعليقك هذا مقبول نحن قادمون معك يا غلامي |
| - geliyoruz. Önce Bucky, şeyi sallandığına göre. | Open Subtitles | حسناً يا راسيل، نحن قادمون يا بوكي إذهب أنت أولاً |
| - Hapishaneye. Hayır, geliyoruz. On dakikaya oradayız. | Open Subtitles | لا، نحن قادمون سنكون هناك بعد عشرة دقائق |
| Ona söyle, oraya geliyoruz ve onunla görüşeceğiz, tamam mı? | Open Subtitles | أخبره أننا قادمون وسوف نراه حالاً، هل فهمت؟ |
| geliyoruz ve işimiz bitmeden de gitmeyeceğiz, tamam mı? | Open Subtitles | نحن قادمون ولن نرحل إلا بعدما ننتهي، حسناً ؟ |
| Sanırım yarın akşam, sizin eve yemeğe geliyoruz. | Open Subtitles | أعتقد أننا سنأتي إلى منزلكم على العشاء ليلة غد |
| Orada bekle. Hemen geliyoruz. John, Kapoor zamanından önce gelmiş. | Open Subtitles | ابق هناك نحن سنأتي جون.كابور هناك قبل الوقت |
| Tamam, merkeze geri geliyoruz. | Open Subtitles | نحن في طريقنا لشمال المدينة لمقابلتك بالمقهى |
| Forest Hills'den geliyoruz. Ben John McEnroe. Bu da Jimmy Connors. | Open Subtitles | نحن قادمين من تلال فورست , انا جون منكور وهذا جيمي كونرز |
| Biz de o hastaneden geliyoruz ama öyle bir kız görmedik. | Open Subtitles | لا لقد أتينا من البلدة ولم نرى طفلة بهذه المواصفات |
| Şimdi Batılılarca az bilinen güçlü bir siyasi kuruma geliyoruz: Parti'nin Organizasyon Departmanı. | TED | والأن نأتي إلى مؤسسة سياسية قوية، لا يعرفها الغربيون كثيراً: إدارة تنظيم الحزب. |
| Sana söz veriyorum seni kurtarmaya geliyoruz, ...ne olursa olsun, ne kadar zorlanırsak zorlanalım, ne kadar uzakta olursan ol, seni bulacağız. | Open Subtitles | نحن قادمان من أجلكِ أقسم لكِ مهما حصل، مهما كان صعبا مهما كان بعيدا. سنجدكِ |
| Ben Jerzy Kulczycki. İstanbul'dan geliyoruz... Baş-Vezir Kara Mustafa'nın mektubunu getirdik. | Open Subtitles | أنا ياجي كوشيدسكي لقد جئنا من إسطانبول برسالة من الوزير الأعظم |
| 'Dayanın, iki...üç hafta, üç hafta daha geliyoruz, size yardım edeceğiz! | Open Subtitles | اصبروا، أسبوعان ... ثلاثة ثلاثة أسابيع أخرى نحن آتون لمساعدتكم |
| # Birlikta geliyoruz daima olmak için # # tek güneşin altında # | Open Subtitles | اتينا معا لنكون معا الى الابد تحت شمس واحدة |
| Nükleer Kontrol Komisyonu'ndan geliyoruz. Çalışanların yeterliliğini ölçen süpriz bir test yapacağız. | Open Subtitles | نحن من لجنة تنظيم مانع الطاقة النووية هذا إختبار مفاجئ لمؤهلات العاملين |
| - Benim bu şehirde yaşamam lazım! - Pekala, güzel. Hemen geliyoruz. | Open Subtitles | ـ يجب ان اعيش في هذه المدينة ـ حسنا سنكون هناك حالا |
| geliyoruz. Tahmini varış süremiz, on dakika. | Open Subtitles | نحن بطريقنا إليكم، البعد التقديري 10 دقائق |
| Siz dün gelmiştiniz, biz bugün geliyoruz. | Open Subtitles | فوريلجنيرس فوريلجنيرس جئت أمس، نأتى اليوم |
| İşin en zor kısımına geliyoruz. 30 cm sonra, o boruya ulşacağız. | Open Subtitles | لقد تخطينا الجزء الصعب سنصل للماسورة بعد 18 بوصة |