| Hey, millet. FBI meclis üyesinin limandaki evinde bir sey buldu. | Open Subtitles | يا رفاق ، الفدراليون وجدوا شيئاً بشقة عضو المجلس الخاصة. |
| meclis üyesinin burada oldugunu biliyorsun ama degil mi? | Open Subtitles | أنتَ تعلم أنّ عضو المجلس هنا ، أليس كذلك؟ |
| Hey, millet. FBI meclis üyesinin limandaki evinde bir şey buldu. | Open Subtitles | يا رفاق ، الفدراليون وجدوا شيئاً بشقة عضو المجلس الخاصة. |
| meclis üyesinin yerini yalnızca basın sekreteri bilir? | Open Subtitles | إذا هناك أحد يعرف أين مكان عضو الكونغرس فسيكون المتحدث الرسمي له |
| meclis üyesinin telefonunu incelediğimizde içindeki her şey silinmişti. | Open Subtitles | عندما تم فحص هاتف عضو الكونغرس كان الفيديو قد حذف |
| meclis üyesinin yaralanmamış olmasından ve daha ciddi bir durumla karşılaşmamış olmaktan çok memnun olduğumuzu söylemek isterim. | Open Subtitles | أريد فقط أن أقول أننا ممتنون جداً أن حضرة عضو البلدية لم يصب بأذى ولم يحدث شيء أكثر خطورة هنا اليوم. |
| Henüz resmi değil ama bir belediye meclis üyesinin personel şefi olma ihtimalim var. | Open Subtitles | الأمر ليس رسمياً بعد ، لكن هناك فرصة مع عضو مجلس المدينة كرئيس موظفيه |
| Bu en iyi, Kamu Güvenliği Kurulu'nun başındaki meclis üyesinin cevaplayacağı bir sorudur. | Open Subtitles | حسنا، هذا سؤال موجهة أفضل إلى، اه، عضوة المجلس الذي يرأس لجنة السلامة العامة. |
| meclis üyesinin burada olduğunu biliyorsun ama değil mi? | Open Subtitles | أنتَ تعلم أنّ عضو المجلس هنا ، أليس كذلك؟ هذا سبب تواجدي هنا. |
| meclis üyesinin tutuklanmasıyla ilgili son gelişmeler için haberciler yeni gelişmeleri bekliyor. | Open Subtitles | طواقم الأخبار تقف في انتظار مزيد من المعلومات في ما يتعلق بتوقيف عضو المجلس. |
| Soruşturmaya yakın olan kaynaklar, meclis üyesinin hap bulundurduğunu kaydetti. | Open Subtitles | مصادر قريبه من التحقيق تفيد بأنه تم العثور على مخدرات بحوزة عضو المجلس |
| Şu an meclis üyesinin yanındayım. Geliyor musun? | Open Subtitles | انا مع عضو المجلس الآن ستأتي؟ |
| meclis üyesinin oğlu ama sonuçta. | Open Subtitles | لا أدري إنه إبن عضو المجلس |
| Alfredo Natale, meclis üyesinin 2. dereceden cinayete kurban gittiği iddiasıyla dava açtı. | Open Subtitles | اعترف (ألفريدو ناتالي) بالقتل الغريد عمد لجريمة قتل عضو المجلس البلدي |
| Belediye meclis üyesinin şoförü, Bob.. | Open Subtitles | سائق عضو المجلس ( بوب ) |
| Ohio'nun en yeni meclis üyesinin oğlu olarak... | Open Subtitles | باعتباري ابن عضو الكونغرس لاوهايو |
| meclis üyesinin bir fahişeyle hiç işi olmaz. | Open Subtitles | عضو الكونغرس لم يكن ليتورط مع عاهرة |
| Kurmaca konusunda pek iyi olmadığın belli çünkü DNA'nı bulduk bu da seni ölü fahişeyle meclis üyesinin yatağına sokuyor. | Open Subtitles | من الواضح أنك لست بماهر في سرد الرواية أيها الأستاذ لأننا نملك حمضك النووي و هذا يؤكد لنا أنك كنت تمارس الجنس مع العاهرة في الفراش بمنزل عضو الكونغرس |
| meclis üyesinin peşinden koşarken unutmuş olmalı. | Open Subtitles | (وو فات) غادر المنزل . لابد أنهُ كان علي عجلة من أمره لملاحقة عضو الكونغرس |
| Bence bir meclis üyesinin personel şefi olmak benim için büyük bir adım. | Open Subtitles | أعتقد أن رئيس موظفي عضو مجلس مدينة خطوة جيدة للغاية بالنسبة لي |
| Tulane'den mezun olmuş belediye meclis üyesinin çalışanıymış. | Open Subtitles | تخرج من تولين , موظف لدى عضوة المجلس عن مدينة فيلادلفيا. |