| Uslu bir çocuk olacağını biliyorum. | Open Subtitles | و أعلم أنك ستكون ولدا مطيعا ، صحيح ؟ |
| Noel'de Hutchinson'da olacağını biliyorum. | Open Subtitles | ولكني أعلم أنه سيكون في هتشينسون من اجل الكريسماس |
| Bunun korkunç bir hata olacağını biliyorum. | Open Subtitles | أعرف أنها مجرد شائعة رغم أنني لا أريد أن أجرحه |
| Ödenmesi gereken bedeller olacağını biliyorum, ama ben herşeyi planladım. Bize zarar veremezler. | Open Subtitles | أعرف أنّ هناك ثمناً، لكنّي خطّطتُ لكلّ شيء، لا يستطيعون أن يصيبونا بأذى. |
| Pahalı olacağını biliyorum ama biz Avrupa'ya gitmeyiz. | Open Subtitles | أعلم بأنه سيكلف الكثير لاكننا لانذهب لأوروبا |
| Uzun bir gün olacağını biliyorum ama buraya onu çok önemsediğimiz için geldik. | Open Subtitles | أعرف أنه سيكون يوم طويل لكن جميعنا هنا بسبب أننا نهتم بها كثيراً |
| Çok kötü olacağını biliyorum. Bunu biliyorum! | Open Subtitles | لقد عرفت بأن الأمر كان بغيضاً، عرفت ذلك! |
| Beni yakalamak için orada olacağını biliyorum. | Open Subtitles | أعلم أنك ستكون موجود هناك لتمسك بى |
| Beni yakalamak için orada olacağını biliyorum. | Open Subtitles | أعلم أنك ستكون موجود هناك لتمسك بى |
| Ama hiç değilse iyi olacağını biliyorum. | Open Subtitles | ولكن على الأقل أعلم أنك ستكون بخير |
| Öyle olacağını biliyorum, başkasıyla da tanışacağımı. | Open Subtitles | أعلم أنه سيكون ذلك، وأنني سوف أقابل شخصاً أخر |
| Yani zor olacağını biliyorum ama bu işe ihtiyacım vardı. Ki senin de var. | Open Subtitles | أعني، أعلم أنه سيكون مليء بالتحديات، لكني أحتاج لذلك، كذلك أنت. |
| Bunun korkunç bir hata olacağını biliyorum. | Open Subtitles | أعرف أنها مجرد شائعة رغم أنني لا أريد أن أجرحه |
| Baya yüklü bir paraya mâl olacağını biliyorum, sorun değil. | Open Subtitles | أعرف أنها ستكلف كثيرا و هذا أمر جيد |
| Anne, bunun tehlikeli olacağını biliyorum ama bana güvenmek zorundasın. | Open Subtitles | أمّي، أعرف أنّ الأمر سيكون خطر. لكن يجب أن تثقي بي. |
| Bunun sizin için biraz zor olacağını biliyorum. | Open Subtitles | أعرف أنّ هذا يمكن أن يكون صعبا |
| Ayrıca, günün birinde mükemmel bir adam olacağını biliyorum. | Open Subtitles | بالإضافة إلى أنني أعلم بأنه سيغدو رجلاً رائعاً في يوم ما |
| Oh, ı o olacağını biliyorum. I biliyor, görüyoruz. | Open Subtitles | اوه، أنا أعلم بأنه سيحدث، أنا أعلم بالضبط |
| B, sorun yok. Kulüple toplantıların olacağını biliyorum. | Open Subtitles | بي , لا بأس أعرف أنه سيكون لديك مناسبات تابعة للأخوية لتحضريها |
| Ona ne herne söylemeye karar verirsen ver... onun seninle güvende olacağını biliyorum. | Open Subtitles | فأنا أعرف أنه سيكون آمناً معكِ |
| Çok kötü olacağını biliyorum. | Open Subtitles | لقد عرفت بأن الأمر كان بغيضاً |
| Bugün orada müthiş olacaksın hayatım. olacağını biliyorum. | Open Subtitles | ستكون رائعاً فى الجلسة بعد ظهر اليوم أنا متأكدة من ذلك |
| Şimdi aynı onlar gibi konuştun. Hadi ama. Wyckland otelinde olacağını biliyorum. | Open Subtitles | تبدو واحد منهم الان , بالله عليك (أنا أعلم أنها ستقام في فندق (ويكلاند |
| İyi olacağını biliyorum. | Open Subtitles | , أعرف أنكِ ستكونين بخير , لأنني سأكون هناك |
| Kontrolün sende olacağını biliyorum ve bir gün değişiklik zamanı geldiğinde, benim babanla yaptığım gibi sen de kendinde bu gücü bulacaksın. | Open Subtitles | أوه، أنا أعرف، أنا أعلم أنك سوف تكون في سدة الحكم، وأنا أعرف يوم واحد، عندما حان الوقت لإجراء تغيير مثل الذي أدليت به مع والدك، |
| Öyleyse bile, bence bu delilikse bunun gün ışığında, geceleyin bir hırsız gibi gizlice yapılmasından daha iyi olacağını biliyorum. | Open Subtitles | حتى إن كنت كذلك، وإن ظننت من أن هذا جنون أعلم من أنه سيكون من الأفضل القيام به في وضح النهار عوضاً عن التسلل ليلاً كاللصوص |