| Ne pahasına olursa olsun o sandığı satın almak istiyorum. | Open Subtitles | والآن أريد أن أشترى هذا الصندوق تقريبا بأى ثمن تريدنه |
| Diğer her şeyle birlikte sahilde şu lanet sandığı yaktığını da sanıyordum. | Open Subtitles | ظننته حرق هذا الصندوق اللعين على حافة الشاطئ مع كل شيء آخر |
| Kan sızmaya başlamadan, o sandığı dışarı çıkarsa iyi olur. | Open Subtitles | من الأفضل لة أن يخرج ذلك الصندوق من هناك قبل أن تفوح رائحتة |
| K.B., her bir sandığı, her bir kokuşmuş şişeyi kontrol ettik. | Open Subtitles | بى دى لقد فتشنا كل صندوق لقد فتشنا كل زجاجة جعة |
| Fakat dilerdim ki değişmeyi, etrafındakilerin istediğini sandığı şeye uymak için istemesin. | Open Subtitles | لكنني أتمنى أنه لم يرد التغيير ليطابق ما يظن بأن العالم يريده |
| Kadının kayboluşunu, sandığı ve mücevherleri gözardı edemezsiniz. | Open Subtitles | لا يمكنك إنكار إختفاء الزوجة وكذلك الصندوق والمجوهرات |
| Buradan çıktıktan yarım saat sonra sandığı buldum. | Open Subtitles | لقد وجدت الصندوق بعد ساعة ونصف من مغادرتى لهذا المكان |
| Kan sızmaya başlamadan, o sandığı dışarı çıkarsa iyi olur. | Open Subtitles | من الأفضل لة أن يخرج ذلك الصندوق من هناك قبل أن تفوح رائحتة |
| Kadının kayboluşunu, sandığı ve mücevherleri gözardı edemezsiniz. | Open Subtitles | لا يمكنك إنكار إختفاء الزوجة وكذلك الصندوق والمجوهرات |
| Buradan çıktıktan yarım saat sonra sandığı buldum. | Open Subtitles | لقد وجدت الصندوق بعد ساعة ونصف من مغادرتى لهذا المكان |
| Yapman gereken, sandığı bizim elimize teslim etmen, anladın mı? | Open Subtitles | والمهم في ذلك أن توصل هذا الصندوق إلينا وتسلمه مباشرة لنا |
| sandığı senden biri alırsa, anlayışlı olmayız, beklemez, tekrar denemeyiz. | Open Subtitles | ان اخذ الصندوق منك اي شخص نحن لن نتفهم، نحن لن ننتظر، نحن لَن نُحاول ثانية |
| sandığı görüp görebileceğin en şık kıyafetlerle doluymuş. | Open Subtitles | يقولون لى أن لديها صندوق ملىء بالملابس الانيقة |
| Yarın antika patlama yapsa şehri didik didik arar ve bir 18'inci yüzyıl sandığı bulurum. | Open Subtitles | إن ازدهرت التحف غداً سأبحث جيداً في الريف عن صندوق من القرن الـ 18 |
| Kaldığımız samanlığa bir çocuk geldi. Elinde de bir boya sandığı vardı. | Open Subtitles | فى إحدى أيام الحظيرة جاء فتى كان هذا الفتى يحمل صندوق تلميع أحذية و قال |
| Yine de bir numara çevirmeye kalkarsa, kendini kovboy sandığı içindir. | Open Subtitles | لذا أن تحرك أمامك حركة. فمن المحتمل انه يظن نفسه راعي بقر ، لذا اقطعه نصفين |
| Onu boş ver de, şu Yaradılış sandığı neyin nesi? | Open Subtitles | لا تبالي بهذا، ما هو تابوت التكوين بحق الجحيم ؟ |
| Savaşın acılarını azaltığını sandığı bir şey tasarladığını sanıyordu. | TED | وقد ظن انه اخترع شيئاً سوف يقلل من فاتورة المعاناة في الحروب |
| Karıma, benden daha iyi olduğunu sandığı adamın öyle olmadığını söyleyince gününü görürsün! | Open Subtitles | انتظر حتى أخبر زوجتي بأن الرجل الذي تظنه أفضل مني ليس كذلك |
| Ben onun sandığı kadar iyi biri değilim. | Open Subtitles | حقاً؟ انا لست الامرأه اللطيفة التي ظنت أنني |
| Kendisini beklediğini sandığı kötü kaderden... kurtulduğunu öğrendi ya. | Open Subtitles | لم يكن محكوما عليه ما ظنه حكم عليه |
| Self'in sildiğini sandığı bir dosya bulmuşlar. | Open Subtitles | وجدوا ملفّاً ظنّ أنّه حذفه فيه رقم حساب مصرفيّ دوليّ |
| Eğer çalınan sandığı bulursak, geri dönüp bizi öldürecekler. | Open Subtitles | سيعودون ويقتلوننا إذا وجدنا مسروقات بالصندوق. |
| Kahinlerle birlikte, Tanrı'nın emirlerini içeren sandığı taşıyacaksınız daha sonra, yedinci günde, kentin çevresini yedi kez dolanacaksınız. | Open Subtitles | احمل التابوت معك انه يحمل وصايا الله وفي اليوم السابع، ستدوروا حول المدينة 7 مرات |
| Marks'ın, Rykoff'u sandığı kişi olduğuna inanmaya devam etmesi hayati bir mesele. | Open Subtitles | من المهم بإن ماركس يستمر باعتقاده بإن رايكوف هو نفس الذي يعتقده |
| Öncelikle babamın eşyalarıyla dolu sandığı bana getirmeni istiyorum. | Open Subtitles | أولاً، أريد منك أن تجلبي لي صندوقاً مليئاً بممتلكات والدي |
| Birkaç sene önce, Randy lazer silahı sandığı bir şey çalmıştı, ama lazer işaretçisi olduğu ortaya çıkmıştı. | Open Subtitles | منذ بضعة أعوام، كان (راندي) قد سرق ما خاله مسدّساً بالليزر |
| Bildiği, bildiğini sandığı şeylerin, yanlış insanların eline geçmesinden. | Open Subtitles | من وقوعه فى أيدى الناس الخطأ ما يعرفه ما يعتقد أنه يعرفه |