| Beni oraya götüren çocuk ayakta duramayacak kadar sarhoştu. | Open Subtitles | أخذنى أحد الشباب و كان ثملاً جداً ولا يستطيع الوقوف |
| - Berbat bir prodüksiyondu. Renfield sarhoştu! Ben muhteşem olduğunu düşünmüştüm. | Open Subtitles | ــ كان عمل فظيع، رينفيلد كان ثملاً ــ برأيي أنه كان رائعاً |
| Yani, ona-- - Sayılmaz. O sarhoştu, ben de çaresiz. | Open Subtitles | إنها لا تُحسب, هي كانت ثملة, و انا كنت يائس. |
| Zadir dün gece sarhoştu. Sizi hatırlamıyor bile. | Open Subtitles | ابتعدوا عن زادير لقد ثمل الليلة الماضية ولن يتذكركم |
| O zaman da yine bardaydık ve o yine böyle sarhoştu. | Open Subtitles | ذلك الوقت كنَّا أيضاً في حانة كما كان أيضاً مخموراً بشدَّة. |
| Döndüğünde daha da sarhoştu, ve tekrarlıyorum içtiğinde, bambaşka bir kişiliğe bürünüyordu. | Open Subtitles | لقد كان سكران عندما عاد وسأخبرك متى كان يشرب لقد أصبح وكأنة شخص أخر تماما |
| Çok sarhoştu ve evine götürmem için 1 0 dolar verdi. | Open Subtitles | كان ثملا جدا وأعطاني 10 دولارات لمجرد أن أوصلة الى منزلة |
| Ne yaptığını bilmiyordu. sarhoştu. | Open Subtitles | لم تكن تعرف ما كانت تفعله كانت في حالة سكر |
| En sonuncusu çok sarhoştu. | Open Subtitles | آخر مدرس كان ثملاً ولم يستطع العثور على غرفته |
| Ben bindirdim. Dediğim gibi çok sarhoştu. | Open Subtitles | أنا من وضعه بها كما قلت, كان ثملاً للغايه |
| Bence arabayı aldığında çoktan sarhoştu ve kasabaya ulaşıp ulaşmaması da pek umurunda değildi. | Open Subtitles | أعتقد أنه كان ثملاً عندما أخذ السيارة ولم يهتم كثيراً اذا كانت قد عادت الى المدينة أو لا |
| Arabayı çarptığında muhtemelen sarhoştu. | Open Subtitles | على الأرجح كان ثملاً عندما اصطدم بالشجرة |
| Annemden yardım istemeye eve geldin, ama annem sarhoştu demek. | Open Subtitles | عدت إلى المنزل لتحصل على مساعدة أمي لكنك وجدتها ثملة |
| Evleneceğimizi duymuş. sarhoştu. | Open Subtitles | سَمعتْ بأنّنا كُنّ نرتب للزَواج.لقد كانت ثملة. |
| İlk gece babam oldukça sarhoştu. | Open Subtitles | بالليلة الأولى ثمل أبي بشكل فظيع بنبيذ التفاح |
| Geçen gece bir partiden dönüyorduk,yine sarhoştu. | Open Subtitles | الليلة الماضية,كنا نقود السيارة للمنزل عند عودتنا من حفلة,وكان مخموراً أيضاً |
| Tekrar arabasına bindi, kasabaya doğru dönüyordu, ama sarhoştu ve kaza yaptı. | Open Subtitles | ركب مرة أخرى في السيارة , قادها عائدا إلى المدينة , لكنه كان سكران , فاصدطم. |
| Zil zurna sarhoştu. Ayrıca, bir değil yedi kızla beraberdik. Bir dakika... | Open Subtitles | هذا غير صحيح، لقد كان ثملا وكان هناك سبع فتيات |
| Ama sorun şu o şoför gerçekten de sarhoştu. | Open Subtitles | المشكلة هي، أن سائق سيارة الأجرة كان في حالة سكر خطيره |
| hatırlayamayacak kadar sarhoştu. | Open Subtitles | لم أفعَلَ أيّ شيء كانت سكرانة جداً لأنْ تَتذكّر |
| O gece sarhoştu. Annen onu baştan çıkarttıktan sonra ceketini sizde bıraktı. | Open Subtitles | لقد كان مخمور تلك الليلة لقد ترك معطفة فى بيتك بعد أن أغوته أمك. |
| Ama o yaşlı. Ve o gece sarhoştu. Ve bir beyin sarsıntısı geçirdi. | Open Subtitles | لكنها متقدمة في السن كما كانت مخمورة كما أنها تلقت إصابة في الرأس |
| Bir kere aradı, ...işleri batırmış gibiydi, sanki sarhoştu. | Open Subtitles | اتصلت مرّة، بَدت مُتلَخبَطة، وكأنها سكرانه. |
| Babam pis bir sarhoştu, başka bir şey bilmene de gerek yok. | Open Subtitles | أبي كان منحط و سكير و هذا كل ما تحتاج إلى معرفته |
| Terfisini alamamış, dün gece sarhoştu... ve bana vurdu. | Open Subtitles | لم يحصل على ترقيته، ولقد كان سكرانا البارحة. وقام بضربي. |
| Her zamanki gibi küçük kardeşim sarhoştu ve pervasızca davranıyordu. | Open Subtitles | كالعادة كان أخي الصغير يسكر ويتصرف بطريقة متغيره |
| İkinci kişi sarhoştu ve bu kadar isabetli olamazdı. | Open Subtitles | الرجل الثانى كان مخمورا لا يمكنه أن يكون بهذه الدقه |