| Bush yönetimi elbette kılavuz falan yollamadı çünkü meselenin terörist tehditle hiç ilgisi yoktu. | Open Subtitles | بالطبع، إدارة بوش لم تطبع كتيب شرح لكيفية التعامل مع أى تهديد إرهابى لأن التهديد الإرهابى ليس كل شئ |
| Geldiğinde, tamamen yeni bir tehditle karşı karşıya kalacağız. | Open Subtitles | فسيعيد أسلحته نحونا , وعندما يفعل فسنواجه تهديد جديد وكامل |
| Bu, algılanan tehditle vücudun bağışıklık tepkisinin hızlanmasını sağlayan hızlanmış kan akışına olanak sağlar. | TED | هذا يزيد من تدفق تيار الدم، مما يسرع بشكل مفيد رد الفعل المناعي ضد هذا التهديد المدرك. |
| Jack Bauer'ın Palmer'a yönelik tehditle bir şekilde ilişkisi var. | Open Subtitles | بطريقه ما "جاك باور" يرتبط بذلك التهديد على حياه "بالمير" |
| Durumundaki son değişiklikler tehditle ilgili bir şeyler çıkarsa hiç şaşırmam. | Open Subtitles | لن أتفاجئ لو كانت التغييرات الأخيرة في ظروفها له علاقة بالتهديد. |
| Çünkü gerçek bir ulusal tehditle karşı karşıyaydık ve o manyakla uğraşacak vaktimiz yoktu. | Open Subtitles | لإن لدينا تهديدا حقيقيا للأمن القومي وبالمرة الأخيرة التي تحققت منها |
| Gerekli olmadıkça şeytani bir tehditle karşı karşıya olduğumuzu söylemek istemedik. | Open Subtitles | لم نكن نريدك أن تقلقي من التهديدات الشيطانية حتى تصبح ضرورية |
| Bölgede oturanların bir çoğunun tehditle mallarına kondular. | Open Subtitles | معظم السكان القدماء يرون التحسينات تهديداً |
| Askeri birliklerin oluşturduğu tehditle belki de kampı yönetenler ikna olacak kadar gözdağı alabilirler. | Open Subtitles | مع تهديد الجنود ربما المعارضون في هذه المخيمات يخافون كفاية ليروا السبب |
| Bizi Yeryüzünden silecek kadar büyük bir tehditle karşı karşıyayız ve halen bir maske veya üniforma hakkında çekişiyoruz. | Open Subtitles | إننا نواجة تهديد كبير هنا يهدد بفناء البشريه و نحن هنا نتقاتل من أجل زى رسمى؟ ؟ |
| Ülkenin daha önce karşılaşmadığı bir tehditle mücadele ediyoruz. | Open Subtitles | نحن نتعامل مع تهديد حقيقي لم تره تلك الدولة من قبل |
| Güvenlik görevlilerinin dikkatini dışarıdan gelecek bir saldıran uzak tutmanın en kıvrak yolu içeride daha büyük bir tehditle yüzleştiklerini sanmalarını sağlamaktır. | Open Subtitles | الطريقة الأسرع لجذب أنتباه قوة من هجوم من الخارج جعلهم يعتقدون أن هناك تهديد أكبر |
| Bu tehditle savaşacak sizin gibi benzersiz adamlara liderlik etmeniz için size ihtiyacımız var. | Open Subtitles | .نريدك لتقود فريقاً من الرجال الفريدة مثلك لمواجهة هذا التهديد |
| Uluslararası toplumun karşısındaki bu tehditle yüzleşip, kendi olanaklarımızla etkisiz hâle getirmeliyiz. | Open Subtitles | ونحن نوجة هذا التهديد الى المجتمع الدولي وسوف نبطله بوسائلنا الخاصة |
| Bu kadın karşılaştığımız tehditle ilgili bilgiye sahip ve bizimle paylaşmak istiyor. | Open Subtitles | هذه المرأة عليمة بالتهديد الذي نواجهه الآن وترغب في إعلامنا به. |
| Mevcut tehditle bağlantılı olabileceğini düşündüm. | Open Subtitles | أعتقد أن لهذا علاقة بالتهديد الحالي |
| Nepal'in Doramba bölgesinde yaşayanlar sinsi bir tehditle karşı karşıyalar. | Open Subtitles | ، في منطقة دورامبا في النيبال يواجه المُقيمون تهديدا ً ماكرا ً |
| Taktiklerimiz aşırı gibi görünebilir, ama bunun tek nedeni çok daha büyük bir tehditle mücadele ediyor olmamız. | Open Subtitles | قد تبدو تكتيكاتنا مبالغ فيها ولكن هذا فقط بسبب ان ما نحن بصدد مواجهته يشكل تهديدا أكبر بكثير |
| Yine de sularımızdaki balinaların sayısı hala az çünkü insan kaynaklı diğer pek çok tehditle karşı karşıyalar. | TED | وبالرغم من ذلك ، ما زالت أعداد الحيتان في مياهنا منخفضة لأنّها تواجه أنواعاً أخرى من التهديدات البشرية. |
| Operasyonda olduğu yıllar içinde, Yıldızgeçidi Komutanlığı bu dünyanın sonunu getirebilecek çok sayıda tehditle karşılaşmıştı. | Open Subtitles | على مدى سنوات عملها واجهت قيادة بوابة النجوم عددًا من التهديدات التي كانت تستطيع التسبب بدمار هذا العالم |
| Yanlış şekilde ele alınırsa işiniz çok büyük bir tehditle karşı karşıya. | Open Subtitles | يواجه عملك تهديداً وجودياً إذا أدير بشكل خاطئ |
| Diğer baronlar onu ele geçirmeye odaklanacaklardır. Yani... Çorak Topraklar'daki en büyük tehditle olan mücadelede kendini müttefik olarak sunarsın. | Open Subtitles | سيُركز النبلاء الآخرين على مُطاردته، لذا قدّمي نفسكِ كحليفة في قتال أعظم تهديدًا في الأراضي الوعرة |
| - Güncel bir tehditle bağlantılı olabilir. | Open Subtitles | من المحتمل أنه مرتبط بتهديد حالى |
| O zamana kadar bekle. NSA az önce bugünkü tehditle ilgili olma ihtimalini arttırdı. | Open Subtitles | حسنا ، ارجع اليهم حتى تعلمنا الوكالة بالمعطيات الجديد لهذا اليوم |