| Şu sıralar telefonlarla ilgili problem yasiyorum. | Open Subtitles | سيكون عندي مشكلة بسيطة بالهواتف في الوقت الحاضر قد يكون أفضل |
| Şu sıralar telefonlarla ilgili problem yasiyorum. | Open Subtitles | سيكون عندي مشكلة بسيطة بالهواتف في الوقت الحاضر. |
| RP: Toplum sağlığı çalışanları akıllı telefonlarla donatılmış olsaydı, bu durum salgınları önleme, tespit etme ve bunlara yanıt verme yeteneklerini arttırırdı. | TED | ر.ب: إذا تجهز العاملون بقطاع الصحة بالهواتف الذكية، فإن هذا من شأنه زيادة إمكاناتهم لمنع تفشي الأوبئة وكشفها والتصدي لها. |
| Ve beyinleri akıllı telefonlarla yanmış kocaları. | Open Subtitles | وأزواجهن المصرفيّون مع رؤوسهم الملصقة في أجهزة هواتفهم الذكية. |
| Ama biz o telefonlarla işleri bittiğinde de uğraşıyor olacağız. | Open Subtitles | لكن سنبقى يحاجة للتنصّت على هواتفهم حتى لو ألقوا بها - أجل ، على الأرجح - |
| Afrika'da biz bu işi yıllardır yapıyoruz ve bunun gibi telefonlarla yapıyoruz. | TED | في أفريقيا، إننا نفعل ذلك لسنوات، وكنا نفعل ذلك على هواتف مثل هذه. |
| Senin masum olduğunu biliyorum. Sen sadece telefonlarla ilgili yardımcı oluyordun, değil mi? | Open Subtitles | أعلم أنك بريء وسوف تساعدنا بالهواتف فقط |
| Bulunduğu yerde telefonlarla ilgili bir sorun varmış. | Open Subtitles | كانت هناك مشكلة بالهواتف حيث كان |
| -Sadece telefonlarla ilgili yardım. | Open Subtitles | فقط بالهواتف |
| O yüzden herhâlde kayıt dışı aktivitelerinde bir seferlek telefonlarla sahte hesaplar kullanıyorlar. | Open Subtitles | لذا فمن المحتمل انهم يستخدمون هواتف مسبقة الدفع او حسابات وهمية في نشاطاتهم المشبوهة |
| O benim yaşlarımdayken, insanlar kasvetli arabalar kullanıyordu kasvetli evlerde, eski telefonlarla, parasız, yemeksiz, televizyonsuz... fakat insanlar dürüsttü. | Open Subtitles | عندما كانت في سني، الناس كانت تقود سياراتها بحزن إلى منازلهم الحزينة. مع هواتف قديمة، لا مال أو طعام. أو تلفاز. |