| Roketin diğer yanında yüzeye çıkan bir merdiven var. | Open Subtitles | سندخل إلى المكوك هُناك سلّم مؤدي للسطح. |
| Oraya girebilir gittiği yere kadar izleyebilirsem, yüzeye çıkan bir yol bulabilirim. | Open Subtitles | إنأمكننيدخولذلك المجرى... وسلوك طريقه حتى بلوغ نهايته فقد أتمكن من إيجاد طريقي للسطح. |
| Doğruca yüzeye çıkan bir tünel var. | Open Subtitles | هنالكَ نفق طواريء يقود للسطح مباشرةً |
| Oraya girebilir gittiği yere kadar izleyebilirsem, yüzeye çıkan bir yol bulabilirim. | Open Subtitles | إذا استطعت أن أدخل تلك القناة، وأعلم إلى أين تؤدي ربما أعثر على طريق يؤدي إلى السطح |
| Muhtemelen yüzeye çıkan bir merdiven. | Open Subtitles | هناك على الأرجح بئر سلم يقود ثانية إلى السطح |
| Güçlükle yüzeye çıkan ve soluksuz bir koşuşturmaca içerisinde olan sürüler göreceksiniz Güney Afrika kıyılarında. | Open Subtitles | بالكاد تخدش سطح الماء تراها سرباً مشحوناً في مطاردة دؤوبة قريباً من سواحل جنوب أقريقيا |
| Ters dönmüş bir filikanın üstünde otururken yüzeye çıkan denizaltıyı gördüm. | Open Subtitles | ولم اجد الا الجلوس على احد... قوارب النجاه المقلوبه فى المياه ثم رأيت أحدى الغواصات وهى تطفو على سطح الماء |
| Ama buralarda bir yerde yüzeye çıkan bir bölme olmalı. | Open Subtitles | لكن يجب أن يكون هناك محور بالقرب من هنا و الذي بدوره سيأخذنا إلى السطح |
| yüzeye çıkan bir yol bulmalıyız. | Open Subtitles | علينا أن نجد طريقا إلى السطح |