| Yani bir şeyler icat etmeyi de çok severim, ve sanırım konuşmamı uzun zaman önce icat ettiğim bir şeyle bitireceğim. | TED | لذا فانا احب ان اخترع أيضاً وسوف أُنهي بواسطة شيء إخترعته منذ مدة |
| İcat ettiğim herşey adı Andy olan pazarlamacılar tarafından aşağılanıyor. | Open Subtitles | كل شيء إخترعته تحطم بسبب مسوق غبي إسمه أندي. |
| Ve, yeni icat edilmiş fırınımla, bu kek kusursuz olacak! | Open Subtitles | و بواسطة هذا الفرن الجديد الذي إخترعته, هذا ! الكعك سوف يصبح رائعا |
| uydurdum. Nereden uydurduğum çok belli. | Open Subtitles | لقد إخترعته ، كان ينبغي علىّ التفكير في مدى وضوح ذلك |
| 15 yaşında kısmını uydurdum ama genç eskortlara olan zaafı işime yaradı. | Open Subtitles | جزء سن ال15 أنا إخترعته و لكن كان لديه ميل إلى العشيقات الصغار هذا ساعد في الكذبة |
| İşgal ettiğim en iyi şey sendin. | Open Subtitles | لقد كنت أفضل شيء إخترعته |
| Ben icat etmiştim. Sen bu şekilde bir hastanedeyken. | Open Subtitles | أنا إخترعته عندما كنتِ في المستشفى |
| Adını çim biçici koydum. Ben icat ettim. | Open Subtitles | يدعى جزاز العشب ، لقد إخترعته |
| Ben icat ettim. | Open Subtitles | حسناً، انه لقد إخترعته. |
| Bense icat ettim. | Open Subtitles | أما أنـا إخترعته |
| Hayır, Jack, benim icat ettiğim yeni bir şey. | Open Subtitles | كلا، (جاك)، بل شيء جديد إخترعته |
| Bunu Dünya'nın derinliklerini görebilmek için icat ettim. | Open Subtitles | لقد إخترعته |
| Hayır. O yüzden uydurdum zaten. | Open Subtitles | لا، لهذا إخترعته |
| Onu uydurdum. Mxyzptlk bir salyangoz değil. | Open Subtitles | لقد إخترعته "مكسي زبتك" ليس حلزوناً |
| Ama şimdi uydurduğum bir hayal gibi geliyor sadece. | Open Subtitles | ولكنه الآن يبدو كحلمٍ إخترعته أنا |
| İşgal ettiğim en iyi şey sendin. | Open Subtitles | لقد كنت أفضل شيء إخترعته |