| Bu öğleden sonra Paris'te olmak zorundayım. Yarın trenle döneceğim. | Open Subtitles | يجب أن أكون في باريس عصر اليوم سأعود بالقطار غدا |
| Bugün buraya trenle gelirken inanılmaz bir hikaye duydum. | TED | وقد سمعت اليوم قصة مثيرة جدا عندما كنت قادم بالقطار الى هنا |
| Sabahları çantayı toplamaya hiç vakit olmuyor. trene yetişmek için koşmam gerekir. | Open Subtitles | لا يوجد وقت لحزم الحقيبة في الصباح يجب أن أسرع للحاق بالقطار |
| Ve Frankfurttan Cologne'ye tren ile nasıl gittiğimi, bu esnada ne sıklıkla arama yaptığımı görebilirsiniz. | TED | وبإمكانكم أيضاً رؤية كيفية انتقالي من فرانكفورت بالقطار إلى كولون ، وكم مرةٍ أقوم بإجراء اتصال أثناء ذلك. |
| Bunu kendi başımıza yapmak zorundayız. Hiç kimse o trende ne olduğunu bilmemeli. | Open Subtitles | يجب أن نقوم بهذه بأنفسنا لا يجب أن يعرف أحد ماذا يوجد بالقطار. |
| İşte buyur. Ayrıca treni yakalamak için de koşturmamız gerekecek. | Open Subtitles | إلى جانب ما قلتيه سنحتاج إلى معجزة لنلحق بالقطار |
| Oradan da trenle, arabayla ya da yaya olarak Afrika kıyılarından, Fas'ın Casablanca şehrine. | Open Subtitles | ثم بالقطار أو السيارة أو مشياً، عبر شمال أفريقيا، إلى الدار البيضاء في المغرب الفرنسية |
| Oradan da trenle, arabayla ya da yaya olarak Afrika kıyılarından, Fas'ın Casablanca şehrine. | Open Subtitles | ثم بالقطار أو السيارة أو مشياً، عبر شمال أفريقيا، إلى الدار البيضاء في المغرب الفرنسية |
| - Ya da onu istasyona götürüp- - trenle göndeririz. | Open Subtitles | نحن سنأخذها إلى المحطة ونرسلها خارجا بالقطار |
| trenle sadece üç saat olmasına rağmen buraya bile gelmemi istemedi. | Open Subtitles | حتى أنها لم تكن تريد قدومي إلى هنا بالرغم أنها تبعد 3 ساعات فقط بالقطار |
| Akşam trenle gelirken güzel birşey gördüm. Tatlı birşeydi. | Open Subtitles | رأيت اليوم شيئاً لطيفاً و أنا عائد بالقطار شيء حلو |
| Ve bu tüvitler gitmeli. - trene yetiştiğine emin misin? - Kesinlikle. | Open Subtitles | وملابس التويد هذه لابد من التخلص منها امتأكدة انها لحقت بالقطار ؟ |
| Ama annemin beni trene bindirdiği o meşhum günden sonraki 70 yıllık ömrümde, hayal bile edemeyceğim kadar çok şey yaptım. | TED | لكني حققت الكثير خلال العقود السبعة منذ ذلك اليوم الكئيب الذي وضعتني فيه أمي بالقطار أكثر مما كنت أحلم به. |
| trene yetişmeniz gerektiğini biliyorum. Önemli değil. | Open Subtitles | اعلم انك تريد اللحاق بالقطار مبكرا اطلاقا |
| tren aradan geçtiğinde uyanık, kayıplara karışacaktı. | Open Subtitles | كاد يقتلنا ذلك الفتى عندما تعلق بالقطار وهو مسرع |
| tren seyahatinden olmalı. Hep çok sevmişimdir. | Open Subtitles | يجب أن يسافر بالقطار فأنا أستمتع به دائما |
| Tabii, tren işine dönmeyi düşünmüyorsan. | Open Subtitles | أنا بالفعل قلت لصاحب العمل ما الذى ينبغى فعله بالقطار |
| Örneğin; Hollanda'daki tüm seraların olduğu Westland'a trende gidiyordum. | TED | على سبيل المثال، كنت قادمة بالقطار عبر ويستلاند، منطقة في هولاندا تكثر فيها الدفيئات الزراعية. |
| trende üzerine vazife olmayan işlere burnunu soktuğunu biliyoruz ! | Open Subtitles | نحن نعرف بأنك مختبىء هناك مع ذلك الشخص الصينى الذى كان بالقطار |
| treni yakalamak zorundayım. | Open Subtitles | أنا حقا يجب ان أذهب، أمي علي ان الحق بالقطار |
| Paltomla ceketimi getir kelepçeleri ve iki şapkayı ve treni hareket ettir. | Open Subtitles | أحضر معطفى وسترتى الأصفاد والقبعتان وأرحل بالقطار |
| O herifin arabasını kadına sen fırlattın. Şu trenin haline bak. | Open Subtitles | إنه أنت من ألقيت بسيارة ذلك الشخص . على سيارة تلك المرأة ، ناهيك عما فعلته بالقطار |
| trendeki o yarı erkeğe güvenmedim. | Open Subtitles | فلم أضع في الحُسبان ذلكَ النصف رجُل الذي بالقطار |
| Ona trenini ne yapabileceğini söyledim. | Open Subtitles | أنا بالفعل قلت لصاحب العمل ما الذى ينبغى فعله بالقطار |
| Şimdi acele edip, Broadhinny trenine yetişmem gerek. | Open Subtitles | والآن ,لابد ان اسرع لالحق بالقطار المتجه الى برودهنى. |
| Üzgünüm, geciktim. metroyla geldim, çok kalabalıktı. | Open Subtitles | آسفه لأني متأخره أتيت بالقطار لكنه كان مزدحماً |
| 9 Mayıs 1940. Hitler, özel treniyle Berlin'den Norveç'e doğru ilerliyor. | Open Subtitles | ولبقية الحرب شحنة بعد شحنة بالقطار محملة بالحديد السويدى الخام |
| Ama ancak 84 yıl sonra ve trenlerle değil. | Open Subtitles | على الرغم من أنه لن يكون قبل 84 عاماً و ليس بالقطار. |
| Metroyu yakalayacak olan mı vardı yoksa? | Open Subtitles | هل سيذهب أحدكم بالقطار الذاهب لمنتصف المدينة؟ |