| Yine içine ediyorsun. Barda bir şeyler içmeye gidelim mi? | Open Subtitles | تثير الموضوع مجددًا هل تريدين الذهاب لإحتساء مشروب في الحانة؟ |
| Özellike böyle oturmanın, bir leydiyi tahrik edebileceğini söylediğinden beri. | Open Subtitles | خصوصاً بعد ان قالت لي أن تلك الوضعيه تثير السيده |
| Öyle diyorsunuz. Ama görünüyor ki bu çeşit bir ittifak sizi rahatsız ediyor. | Open Subtitles | هذا ما تقوله ، و لكن يبدو أن فكرة التحالف بيننا تثير إشمئزازك |
| Saçmalıklarınla benim de sinirime dokunuyorsun. | Open Subtitles | وأنت أيضا تثير أعصابي بقصصك الغبية |
| Senden tiksiniyorum. Midemi bulandırıyorsun. | Open Subtitles | أنت تثير اشمئزازي أنت تقرفني مباشرة في وجهي |
| Orkestra için yeni bir eğitmen lazım. Bu fikir ilginizi çeker miydi? | Open Subtitles | أحتاجُ لقائدٍ جديد للأوركسترا هل تثير الفكرة إهتمامكَ؟ |
| - Öfkeni benden çıkarma. - Bir saniyeliğine yetişkinler konuşsun. | Open Subtitles | . "لا تثير حنقك عليَّ أنا يا "راي - . البالغون يتحدثون هنا الأن - |
| Pencereyi kapatmanı istesem? Sokağın sesi çok sinirimi bozuyor. | Open Subtitles | هلا أغلقت النافذة ضوضاء الشارع تثير الأعصاب |
| Bir kayıp ihbarı dosyası üzerinde uğraşırken ilginizi çekebilecek bazı parmak izleri buldum. | Open Subtitles | إستلمتُ قضيّة شخص مفقود اليوم ووجدتُ بعض بصمات الأصابع التي قد تثير إهتمامك. |
| Karının poposu benim karımın poposundan daha yüksekte.Beni hasta ediyorsun. | Open Subtitles | قوام زوجتك أجمل من قوام زوجتي، أنت تثير إشمئزازي |
| Ama neden şimdi, neden bunu şimdi sorun ediyorsun? | Open Subtitles | ولكن لماذا هذا التوقيت؟ لماذا تثير هذه القضيّة الآن؟ |
| Başka konularda yardımına ihtiyaç duyacağın insanları rahatsız ediyorsun. | Open Subtitles | أنت تثير غضب الأشخاص الذين ستحتاج إلى مساعدتهم في أمور أخرى |
| Pislik içinde doğmuş basit bir çubuğu bile heyecanlandıramıyorsan kralı nasıl tahrik edeceksin? | Open Subtitles | كيف تثير الملك في حين أنه لا يمكنك إثارة أبسط قضيب ولد وسخ؟ |
| Kadın erkeği nasıl tahrik eder, biliyor musun? | Open Subtitles | هل تعرفين كيف تستطيع امرأة أن تثير حماس الرجل ؟ |
| Bir tarafta bir kimyasal sinyal verildiği zaman, orada şeklini genişletmek için hücreyi tetikler, çünkü hücre sürekli olarak çevrede temas ediyor ve şiddetle çekiyor. | TED | عندما تحمل اشاره كيميائيه على جهه واحده فأنها تثير الخليه لتوسع من شكلها في تلك الجهه, لان الخليه تلمس وتتجاذب بشكل مستمر في تلك البيئه. |
| Onun büyük, böbrek biçimli bir kahve masası var. Ona sadece bakmak beni hasta ediyor. | Open Subtitles | ان لديها هذه المنضدة للقهوة على شكل الكلية انها تثير ضيقى لمجرد النظر اليها |
| Ancak ''empati kuran teknoloji''nin hayatlarımıza getireceği faydalar bizi rahatsız eden sorunları çözmeye değer. | TED | ولكن الفوائد التي تأتي منها، تستحق أن نحل من أجلها المشاكل التي تثير قلقنا تجاهها. |
| Öğrendim ki bir çocuğu onuruna kurban etme fikri onu epey rahatsız ediyor. | Open Subtitles | تناءى إلى علمي أن فكرة التضحية بالأطفال بأسمه تثير غضبه بشدة |
| Neden sinirlerime dokunuyorsun bilmek ister misin? | Open Subtitles | أتريد أنّ تعلم لمَ تثير أعصابي؟ |
| Çok asilce. Lütfen Gil, midemi bulandırıyorsun. | Open Subtitles | يال نبلك أرجوك , غيل , أنت تثير اشمئزازي |
| Karanlık insanları birbirine çeker. Kurnazları uyandırır. | Open Subtitles | الظلمة تجمع الناس مع بعض .و تثير هلع المخادعين |
| Bir sorun çıkarma. Bu işe bir son ver, bayım. | Open Subtitles | لا تثير المشاكل هنا فقط انهي هذا، اجاشي |
| Kes şunu, sinirlerimi bozuyor. Sun-hwa ile kavga mı ettiniz? | Open Subtitles | كف عن ذلك، إنك تثير أعصابي هل حدث شئ ما ل(سون-هوا) خلال اجازتك؟ |
| İlgini çekebilecek birkaç atımız var. KİŞİ... | Open Subtitles | لدينا عدة خيول من الممكن أن تثير إهتمامك |