| Derin bir nefes, umurunda bile olmayan kaplamış her tarafı o parlak duman. | Open Subtitles | ..كأنك تستنشق هواءاً نقي و لا يُهمك إذا أنكَ نشرت الدخان بكل مكان |
| Uçlarda davranıyorsun, zor nefes alıyorsun ve uyuşturucu pişirme kaşığı takıyorsun. | Open Subtitles | أنت تتصرّف بإنتشاء، أنت تستنشق إكراهياً، وأنت ترتدي ملعقة خاصّة بالكوكايين. |
| G kıyafetiyle birlikte basınçlı solunuma ihtiyacınız var ki bu nefes almanıza yardımcı olur ve vermenize de. | TED | وتحتاج نظام ضخ هواء مضغوط ومع بزة الضغط التي تضغط عليك .. وعلى الاوردة الدموية يمكنك ان تتنتفس ويمكن ان تستنشق الهواء |
| Şimdi, ben sana bırak diyince bırakmanı ve derin bir nefes çekmeni istiyorum. | Open Subtitles | الان حينما اقول لك استنشق اريد منك ان تستنشق بقوه |
| Bilirsiniz, boğulurken görüşünüz kaybolmadığı sürece nefes almazsınız. | Open Subtitles | أتعرف حين تغرق لا تستنشق حقاً إلا قبل أن يغشى عليك |
| Bitkiler de karbon dioksit soluyup oksijen molekülleri yayarak yumuşakça nefes alıp veriyor. | Open Subtitles | هذه النباتات تتنفس بهدوء تستنشق جزيئات من ثنائي أوكسيد الكاربون وتطلق جزيئات من الأوكسجين |
| Şimdi derin bir nefes almanı ve bana işin aslını anlatmanı istiyorum. | Open Subtitles | أحتاج مِنك فقط أن تستنشق نفساً عَميقاً وتُخبرني بالحَقيقة كامِلةً. |
| Zayıf da olsa nefes alıyor. | Open Subtitles | أوصلنا بها أنبوب تنفس و تستنشق بصعوبة |
| nefes alır mısın? | Open Subtitles | هل من الممكن أن تستنشق من أجلي ؟ |
| Sık nefes alırsanız polenlere maruz kalır hapşırırsınız. Amin. | Open Subtitles | الغبار من الكثير تستنشق حين وتعطس |
| Birisi hapşurur sonra da nefes yoluyla. | Open Subtitles | أحدهم يعطس و انت تستنشق الخارج منه |
| Derin bir nefes çek ciğerlerine. | Open Subtitles | كأنك تستنشق هواء نقياً |