| Bütün dosyalar aynı bilgisayardan 15 dakikalık periyodlar halinde silinmiş. | Open Subtitles | كل الملفات تم حذفها من حاسوب واحد بعد 15 دقيقة |
| Kapıdaki şifrenin hafızası bile silinmiş. | Open Subtitles | حتى ذاكرة المفتاح السرّي للباب تمّ حذفها |
| Durdurdum ama Madigan biz gelmeden önce silmiş olmalı. | Open Subtitles | فعلت، ولكن لابد أن ماديجان حذفها قبل وصولنا |
| Eski kontrol odası falan yok. Hepsi ya silindi ya da yeniden yapılandırıldı. | Open Subtitles | لا يوجد أي غرف تحكم قديمة لقد تم حذفها جميعا أو اعادة تشكيلها |
| Obama propogandasını yönetenlerin hiç biri grubu gizlemeye, veya girilmesini zorlaştırmaya, veya Silmeye, varlığını reddetmeye, siteden kaldırmaya çalışmamıştı. | TED | أو أن يجعلها صعبة الإنظمام أو تجاهل وجودها ، أو مسحها أو حذفها من الموقع فقد فهمو أنه دورهم |
| sildiği dokuz taneyi düşünebiliyor musunuz? | Open Subtitles | هل يمكنكم ان تتخيلوا الصور التسع الاخرى التي حذفها ليحصل على هذه ؟ |
| Ama makinenin hafıza kartını taradım ve silinen fotoğrafları kurtardım. | Open Subtitles | لكنّي أجريتُ مسحاً لبطاقة ذاكرة الكاميرا، واسترجعتُ ملف صُورة تمّ حذفها. |
| Cihaz gitmiş. Yer bulucu dosyalar silinmiş. | Open Subtitles | لقد اختفى الجهاز ملفات تحديد الموقع تم حذفها |
| Gizliliği adına bütün bilgileri silinmiş. | Open Subtitles | أوراق إعتمادها في المخابرات تم حذفها لحمايه غطائها |
| Bir şeyler bulacağımı sanıyordum ama tüm mesaj ve çağrılar silinmiş. | Open Subtitles | إعتقدتُ أنَّهُ قد يكون هناك شيء، لكن كل مكالماته ورسائله تمَّ حذفها. |
| 3XK dosyalarının tüm elektronik kayıtları da silinmiş. | Open Subtitles | إذن كلّ السجلاّت الإلكترونيّة لقضايا القاتل الثلاثي قد تمّ حذفها أيضاً. |
| Sosyal medya hesapları silinmiş, hapishane yakınındaki ATM'yi soymuş. | Open Subtitles | حساباته في مواقع الإعلام الإجتماعي، تمّ حذفها. ولقد اقتحم صراف آلي بالقرب من السجن. |
| Güvenlik veri tabanına girdim ama tüm dosyalar silinmiş. | Open Subtitles | لقد اخترقتُ قاعدة البيانات لكن الملفات تم حذفها |
| Bir süre önce silmiş ama geri getirmeyi başardım. | Open Subtitles | حذفها قبل فترة، لكن إستطعت إستعادتها. |
| - Altı ay önce. Bannerman, Chloe Robertson ile tanıştığında silmiş. | Open Subtitles | حذفها (بانرمان) بعد أن تعرّف على (كلوي روبرتسن). |
| Bunları Anton mu silmiş? | Open Subtitles | هل حذفها (أنتون) بنفسه؟ |
| Evet, senin tüm kanıtların silindi. | Open Subtitles | نعم ، جميع الأدلة التى تشير إليك تم حذفها |
| Şeker önerisi, bu güne kadar gelen çoğu Dünya Sağlık Örgütü raporundan tamamen silindi. | Open Subtitles | كمية السكر الموصى بها تم حذفها من معظم تقارير منظمة الصحة العالمية تصاعدا حتى هذا اليوم |
| - O dosyalar silindi. - Bu çok uygun oldu. | Open Subtitles | ـ تلك الملفات تم حذفها ـ هذا أمر مريح |
| Silmeye çalıştım, tren sallandı onun yerine göndere basmışım ve şimdi asla üniversiteye gidemeyeceğim! | Open Subtitles | ثم حاولت حذفها ثم توقف القطار ثم إخترت إرسال بدلا من حذف والآن لن أذهب للجامعة أبدا |
| Büyük güneş paneli projesinde Silmeye çalıştığı bir konuşma buldum. | Open Subtitles | حسنا ، عثرت على محادثة يريد حذفها هي في سلة المهملات |
| Self'in internet bilgilerine girdik. Silmeye yeltendiği dosyalara ulaştık. | Open Subtitles | ولجنا بيانات (سِلف) الوظيفيّة، وتمكّنا من الحصول على ملفّات حاول حذفها |
| Bir de sildiği dosyaları da incele. | Open Subtitles | "أُعثر على الوثائق التي حذفها ذلك النذل!" |
| Prima'nın sildiği e-mail. | Open Subtitles | (التي حذفها (بريما |
| Ve o telefondan silinen mesajların bir kopyası. | Open Subtitles | وهذا هى قائمة بالرسائل النصية التي تم حذفها من على الهاتف |