| - Faksı almışlar. - Efendim, paraşütünüz. - Hayır, olmaz. | Open Subtitles | لقد حصلوا على فاكس فاكس مظلتك يا سيدي كلا، كلا |
| Dinleyin antizehiri bulmuşlar. LA'a indiğimizde bizi bekliyor olacak! | Open Subtitles | ليستمع الجميع,لقد حصلوا على الادوية وينتظروننا بالمطار |
| Şimdi kanıtı buldular ama onlar ele geçirmeden önce yandı. | Open Subtitles | والآن، قد حصلوا على الدليل ولكن بعد أن فات الآوان |
| Diğerleri ise, üzerinde şu yazan kağıt fiş aldı; "Akşam 5'e kadar bu parayı başka birisine harcayın" | TED | أشخاص أخرون ، في الصباح ، حصلوا على قصاصة من ورق تقول ، بحلول الخامسة مساءا ، أنفق هذا المال على شخص آخر |
| Megan ellerinde olduğu halde saldırmadığımız için kızı almalarına izin verdiğimiz için. | Open Subtitles | لعدالهجوم عليهم عندما حصلوا على ميغان لتركهم يحتفظون بها هذا ما ظنوه |
| - Garanti alırlarsa, biz ne oluruz? - Neden nakit gerekiyor? | Open Subtitles | سيد, بابيت، اذا حصلوا على ضمانة ما هي الضمانة التي نحصلها نحن؟ |
| Görünüşe göre, bu liste dışında her şeyi almışlar. | Open Subtitles | من الواضح حصلوا على كل شيء عدى هذه القائمة |
| Uydu parçasını almışlar. | Open Subtitles | لقد حصلوا على مكون القمر الصناعي لن اغادر بدونه |
| Güvenlik kamerasından görüntü almışlar mıdır? Kamera çalışmıyormuş. | Open Subtitles | اتظن انهم حصلوا على صورة من كاميرا الشرطة؟ |
| Üniformaları hibe edildi, bunu biliyorum peki ama bu hareketleri nereden bulmuşlar? | Open Subtitles | أعرف بأنهم حصلوا على تلك الأزياء الرسمية لكن من أين أخذوا هذه الخطوات؟ |
| Gidip Frost ve Korsak'a bir şey bulmuşlar mı diye sorar mısın? | Open Subtitles | هل يمكنك ان تذهب لتسئل فورست وكورسك اذا حصلوا على شيء |
| O şapkaları nerden bulmuşlar? | Open Subtitles | ما هذا بحق الجحيم .. هل هؤلاء حصلوا على قبعات ؟ |
| Babalar ve kızları, bir çoğunun bir süredir tecrübe bile etmediği fiziksel bağlantı kurma fırsatı buldular. | TED | حتى أن الآباء و بناتهم حصلوا على فرصة للقرب المكاني من بناتهم، و هذا شئ لم يحصل عليه الكثير منهم منذ فترة طويلة. |
| Paltonu aldıklarında cebinde kiralama evinin fişini buldular ve seni fark ettiler. | Open Subtitles | أو أنهم حصلوا على وصل منزلالملابسالمؤجرةفىمعطفك.. الذىجعلهميستطيعونتحديدهويتك.. ويعلمون من أنت |
| Afrikalılar bir çok yardım aldı. | TED | الأفريقيون حصلوا على الكثير من المساعدات. |
| Halk oldukça meraklı ve meslektaşlarım Cuiver ve Sicard, İç İşleri Bakanı'ndan onu Paris'e nakletmek için izin aldı. | Open Subtitles | الفضول الشعبي مرتفع، وزملائي حصلوا على تصريح من وزير الداخلية لنقله إلى باريس. |
| ellerinde bir şey var ve ona sıkı sıkı sarılıyorlar, değil mi? Üretim yapmanın bir yolu bu. | TED | لقد حصلوا على شيء وسوف يقومون بالتمسك به. صحيح؟ طريقة واحدة |
| Cinayet aleti ellerinde ve üzerinde parmak izin var. | Open Subtitles | و قد حصلوا على سلاح الجريمة و عليه بصماتك. |
| Eğer istediklerini alırlarsa, bizi rahat bırakırlar. | Open Subtitles | إذا حصلوا على ما يريدونه سيتركونا ويرحلوا |
| Hatta bazıları, yakınlarının organlarını alan insanlardan, teşekkür mektupları almış. | TED | حتى بعضهم قد تلقّى خطابات من الذين حصلوا على أعضاء أحبابهم، ليقولوا لهم شكرًا لكم |
| Cüzdanlarında taşıdıkları beyin-bağışı kartı aldılar. | TED | حصلوا على بطاقة متبرع دماغ ليضعوها في محافظهم. |
| İnsanların bizzat bizim gemimizden böyle bir mesajı aldıklarını düşünsene? | Open Subtitles | بالنسبة للأشخاص اللذين حصلوا على رسالة مثل هذه من سفينتنا؟ |
| Bir sonuç alıyorlar ki dönüp dönüp aynı şeyi yapıyorlar. | Open Subtitles | بالتأكيد انهم حصلوا على النتائج يظلّون بالعودة إلى الامر الجيّد |